Hemen her alanda var olma mücadelesi veren kadınların direnci hepimize güç veriyor. Bu direnci veren, bizi olduğumuz gibi çizen, bedenimizden utanmamamız gerektiğini çizimleriyle anlatarak gösteren kadınlar da var.

Biz kadınlar, haddini fazlaca aşan, fakat bunu bir türlü idrak edemeyen erkek aklının ve bu akılla şekillenen toplumsal öğretilerin dayatmasıyla hemen her alanda karşı karşıyayız. Kiminle nasıl ilişki kuracağımızı, nerede nasıl giyineceğimizi, bedenimizi belli eden kıyafetlerden kaçınmamızı, şişko ya da çok zayıf değil de bedenimizin belirli ölçüler içerisinde olması gerektiğini, reglden her yerde bahsedilemeyeceğini, utanılması ve saklanması gerektiğini söyleyenler her yanımızı sarmış durumda. Tüm bunlar ve daha nicesine karşı kadınlar kendilerini var edebilmek adına, günlük yaşam içerisinde dahi birçok mücadele hattı oluşturuyor aslında. Bu mücadele hattını oluşturup savaşımızı verirken yalnız olmadığımızı bilmek ve bunu görmek de epey değerli oluyor.

Evde kavgada, sokakta eylemde, vapurda mor iğneyle, metroda bacağını topla sözüyle kadınların varlığı güç veriyor. Aynı gücü; kıllarını saklamayan, pedinden ya da tamponundan utanmayan, istediğini giyebilen, bedeniyle barışık olmayı gösteren çizimler yapan kadınlar da veriyor. Özellikle sosyal medya aracılığıyla alternatif sesleri daha çok duyar olmamızın getirdiği güzellikler var; kadınların sesi de burada. Dünyanın pek çok yerinde ve alanında kadınlar artık kendilerini, yaşadıklarını utanıp sıkılmadan çizmeye ve bu çizgileri paylaşmaya başladılar. Havada uçuşan tamponlar, sallanan memeler, uçuşan etekler, uzayan kıllar, batan kıllar, çarşafa geçen kanlar, ıslanan vajinalar, hareketlenen klitorisler… Regl kanının mavi değil kırmızı olduğunu hâlâ öğretmeye çalıştığımız bugünlerde bu çizimlerin kıymetli olduğunu düşünüyorum.

Dinamiğini kadınların oluşturduğu, kendi deneyimlerinden ve çevresindeki kadınların yaşadıklarından esinlenerek üç yıldır yumuşak şekilsiz çizimler yapan Nergis Altunevlek de Türkiye’den çizen kadınlar arasında. Bize buna nasıl karar verdiğini, neler düşündüğünü ve nelerle karşılaştığını anlattı.

Çizime ilk başladığında kendince hikayeler yaratıp karakterler oluşturmaya çalıştığını söyleyen Nergis, daha sonra farklı bir format ve seriye geçerek kendini ve çevresindeki  kadınları çizmeye nasıl başladığını şöyle ifade etti: “Kendi hayatımda olup biteni düşündükçe onlardan bahsetmek daha eğlenceli geldi açıkçası. Hem fiziksel hem de ruhsal olarak değişik bir sürece girdiğim dönemde kendimi çizmeye başladım. En iyi bildiğim, tanıdığım şeyden başladım yani. O kadın benim işte aslında, ben ve etrafımda bildiğim, tanıdığım tüm kadınlar. Kendini keşfetmeye çalışırken hem içeriden, hem de dışarıdan gelen baskıyı yaşayan kadınlar. Arada can sıkan, arada güldüren gündelik deneyimler. Tabii bunu kendimce komik bir şekilde ifade etmeye çalışıyorum.”

‘Kendimi kabullenip sevmeyi öğrendim’

Belirli öğretilmiş toplumsal kalıpların tersine kadını olduğu gibi gösteren, bedenleriyle barışık kadınlar çizen Nergis, bu çizimleri yapmada nelerin etken olduğunu ve nasıl karar verdiğini de şöyle anlatıyor: “Biz evde üç kadın yaşadık; annem, ablam ve ben. Evde kapılar çok nadiren kapalı kalırdı, herkes birbirinin yanında giyinir soyunur banyoya girer… Öyle büyüdüm yani. Herkesin vücudu bambaşkaydı doğal olarak, bambaşka ölçülerde, şekillerde. Baktım kimse kimsenin aynısı değil, ‘ben de böyle güzelim işte’ diye düşündüm. Kendimle barışıktım genel olarak. Büyürken zorlandığım zamanlar oldu tabii, memelerim büyümüyor diye üzülüyordum mesela, bir de zayıf olduğum için dalga geçiyordu okuldakiler. Erkek gibisin, memelerin tahta gibi! İlk başta çok üzülüyordum ama sonra umursamamaya başladım. Kendimi kabullenip sevmeyi öğrendim yani. Regl de benim için acayip bir şeydi. Çocukken ped takmaya çalışırken yakalanıyordum hep. Çok merak ediyordum böyle şeyleri, tuvalet kapısından falan izlerdim nasıl takıyorlar, ne yapıyorlar diye. Ergenlikte de hiç öyle pedi saklayarak tuvalete gitmedim ya da ağrımı söylerken utanmadım. Çok sancılı ve yoğun kanamalı geçiriyorum bir de ben, saklayacak bir halim kalmıyordu yani. ‘Kirlenmek’, ‘adet olmak’, ‘hastalanmak’ gibi kelimeleri duyunca çıldırıyorum. Regl kelimesini kullanmak bile ayıp. ‘Vücudumun yaşadığı süreçsel bir durum bu zaten, niye saklayayım ki?’ diye düşündüm. Yani bir özellik ya da eksiklik değil işte, aslında onu anlamak lazım. Normal bir şey, övünecek ya da utanacak bir şey yok ortada diye düşünüp çizmeye başladım.”

Tepkilere karşı; ‘olağandışı şeyler çizmiyorum’

Çizimleri ile ilgili herhangi bir tepki alıp almadığını ise şöyle anlatıyor Nergis: “İlk başlarda şu anki gibi kanlı donuyla gezen, yer yer tüylü, çıplak kadın çizmiyordum. O zaman daha çok beğenen, mesaj atan oluyordu. Şimdi sevmeyen, rahatsız olan çok var. ‘Niye hep kanıyorsun?’, ‘Sayende biz de her gün kanıyoruz’, ‘Bu sence biraz müstehcen değil mi?’ gibi mesaj atanlar da oluyor. Artık paylaştığım şeyleri kimlerin beğenip kimlerin beğenmeyeceğini tahmin edebiliyorum. Bazen anlık geriliyorum yeni bir şey ekleyince. Mesela geçen gün mastürbasyon yapan iki kadın çizdim, bir an durup düşündüm acaba koymasam mı bunu, şu an fazla mı olur diye. Ama nesi fazla ki? Sonuçta bunu hepimiz yapıyoruz, olay yaratacak bir durum yok yani. Olağandışı şeyler çizmiyorum, var olanı renklendiriyorum.”

Çizimlerini aktif olarak instagram hesabından paylaşan Nergis, Yumuşak Şekilsiz adında deneme şeklinde bir fanzin de çıkarıyor. Şimdiye kadar tanıdığı herkesin kendisine destek olduğunu söyleyen Nergis, son dönemde karantinadaki kadının hallerini çiziyor.

Nergis’in çizimlerini takip etmek isteyenler için instagram hesabı @nergisaltunevlek hashtagleri #yumusaksekilsiz #yumuşakşekilsiz

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.