19. yüzyılın sonunda üniversitede kadınların varolması düşünülemeyen bir bölüme girmeyi başaran, evlilik dışı çocuk doğurmayı göze alabilen Mileva yavaş yavaş aile denilen patriyarkal kurumun içinde sıkışıp kalır.

Albert Einstein uzatmalı sevgilisi Mileva Maric’e nikahtan sonra “Artık tektaş, bir bütün olduk” demiş. (Einstein sözcüğü Ein ve Stein olarak ikiye ayrılırsa “Tektaş” anlamına geliyor.) Marie Benedict Frau Einstein adlı kitabında böyle anlatıyor.

Albert Einstein ile evlendikten sonra onun gölgesinde neredeyse yiten Mileva Maric 1896 yılında Zürich Polytechnische Hochschule’de (bugünkü ETH) matematik ve fizik ögrenimine başlar. O yıllarda Avrupa üniversitelerinin çoğu kadınlara kapalıdır. Zürih kadınları kabul eden ender üniversitelerden biridir. Mileva Maric başladığı sömestirde altı erkek öğrencinin arasında tek kadındır. Kadınlar öğrenime kabul edilseler de üniversiteler hâlâ erkek dünyasıdır. Kadınlar ancak üstün başarı göstererek bu erkek dünyasında var olabilirler o yıllarda.

Özellikle matematikte çok başarılı olan Mileva sömestir arkadaşlarından Albert Einstein’ın hemen ilgisini çeker. Uzun uğraşlardan sonra genç kadının gönlünü çelmeyi de başarır. Birliktelikleri uzunca zaman kahvelerde buluşmaktan ve orada burada gizlice öpüşmekten öteye geçemez. A. Einstein Mileva’dan önce mezun olmasına karşın bir türlü iş bulamaz. Bundan ötürü de evlenmeyi ertelerler.

Mileva’nın mezuniyet sınavlarına hazırlandığı yıl yaptıkları kısa tatilde öpüşmekten öteye giderler. Ve Mileva hamile, Einstein ise hâlâ işsizdir. 20. yüzyılın ilk yıllarında evli olmayan bir kadının hamile olmasi başlı başına bir skandaldır. Hemen evlenmeleri gerekir ama Einstein bunu sürekli erteler. Göze batmaya başlayan karnıyla üniversiteye devam edemeyen Mileva “utancıyla” ailesinin yanına sığınır ve evlilik dışı çocuğunu orada doğurur. Einstein ne doğumda ne de doğumdan sonra Mileva’nın yanındadır. Mileva doğumdan bir süre sonra Zürih’e döner. Ancak doğum, evlilik dışı çocuğunu terk etmek zorunda kalmak, Einstein ile ilişkisini gizlemek zorunda olmak gibi çeşitli manevi baskılarla üniversite bitirme sınavlarını başaramaz.

Evlilik dışı doğan bebek kimi kaynaklara göre evlatlık olarak verilir, kimi kaynaklara göre ise, ki Marie Benedict de bunlardan biridir, kızıldan ölür. Einstein çocuğunu bir kez bile görmez. Avrupa’nın çeşitli üniversitelerine yaptığı iş başvuruları sürekli reddedilen Einstein sonunda Bern’de patent bürosunda çalışmaya başlar ve Mileva ile 1903 yılında iki şahit eşliğinde evlenir. Her iki aile de farklı nedenlerle bu evliliğe karşı olduklarından nikahta bulunmazlar. İlişkilerinin başından beri “biz geleneksel olmayan, bohem bir beraberlik sürdüreceğiz” diyen Einstein nikahtan sonra ev işlerini üstlenen karısının sağladığı rahatlığa karşı çıkmadığı gibi kolayca “uyum” sağlar.

Mileva kocasının yanı sıra iki akademisyenin de dahil olduğu “Akademie Olympia”nın aktif bir üyesi olarak akşamları ev işlerini bitirmiş, evlilikten sonra doğan çocukları uyutmuş bir kadın olarak bilimsel tartışmalarda yer alır. Hatta bazı kaynaklara göre görelilik teorisini ilk kurgulayan Mileva’dır. Bu teoriyi açıklayan makaleyi Mileva, Einstein ile birlikte yazmış olmasına karşın makale sadece Einstein’ın adıyla yayınlanır. (Kimi kaynaklar bunun ortak bir çalışma olduğunu kabul etmez.)

Einstein patent bürosundaki işinden ancak görelilik teorisinin yayınlanmasından sonra ayrılıp akademi dünyasına adım atabilir. Akademik dünyada yavaş yavaş ünlenen Einstein’ın karısıyla olan ilişkileri ise aynı hızla bozulur. Mileva iki çocuklu bir kadın olarak ev işlerinin sıradanlığında boğulurken kocası sıradan olmayan yaşamı sadece kendisi için sürdürür. Bilimin yanı sıra çeşitli aşk maceralarıyla renkli bir yaşam süren Einstein bu evlilikte boğulan karısına şiddet dahi uygular. Ama hemen özür diler!

19. yüzyılın sonunda üniversitede kadınların varolması düşünülemeyen bir bölüme girmeyi başaran, evlilik dışı çocuk doğurmayı göze alabilen Mileva yavaş yavaş aile denilen patriyarkal kurumun içinde sıkışıp kalır. Geleneksel aile yaşamına teorik olarak karşı olan zeki ve karizmatik Albert Einstein ise, evlilik kurumunun erkeğe sunduğu nimetlerden yararlanır.

Einstein ile olan ilişkisinde sadece başlangıçta mutlu olabilen Mileva Maric uzun yıllar ezildikten sonra boşanmanın ardından karı-koca arasında belirlenen nafakayı dahi tam olarak alamaz. Einstein’in Nobel Ödülü aldığı bilimsel çalışmalarda adı geçmeyen Mileva bu ödülün sadece çok küçük bir bölümünü nafaka olarak alabilir. Bununla Zürih’te küçük bir ev satın alıp mütevazı bir yaşam sürdürür. Einstein şizofreni hastalığı olan oğullarının tedavisini de Mileva’nın üzerine yıkar. Mileva Maric Einstein 1948 yılında Zürih’te hayatını kaybeder ve burada toprağa verilir.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

16 − 1 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.