Her zaman kadının, erkeği “siyasi olarak hizaya sokması” beklenir. Başka erkekler de bu durum karşısında, yoldaşlarının kadınların eline düşmesinden dolayı eğlenir ve bıyık altından gülmeye başlar.

Birkaç hafta önce Sol Parti üyesi bir kadın, yaşadığı cinsel tacizi üst kurullara raporlayıp sonucunda ise hiçbir şey yapılmadığını duyurdu. Sürekli bahaneler uydurup olayın üstünü kapatmaya çalışan parti, olay duyulunca kuru bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Bu olay birçok kadını yüreklendirip #PartiİçiŞiddet etiketi altında bir sürü olayın aktarılmasına olanak sağladı.

Anlatılan olaylarda göze çarpan en önemli şey “solcu erkeklerin” sürekli korunup, parti için vazgeçilemeyen bir konumda olmalarının su yüzüne çıkmasıydı. Bu vazgeçmeme durumu sadece tacizcinin veya şiddet uygulayan kişinin parti içindeki konumundan da kaynaklanmıyordu. Bunun sebebi, parti veya örgüt içinde her zaman en çok özveriyi erkeklerin verdiğini düşünmek. Çünkü erkek, partisine veya örgütüne koca bir aidiyet duygusuyla bağlıymış gibi görünür. Bu aidiyetle her şeyi yapabilir, istenilen saatte ulaşılabilir, insanları örgütleyebilir ve parti içinde bir sürü işi yapabilir. Kafası sadece örgütçülüğe çalıştığı için parti için vazgeçilmezdir.

Kadınların erkeklere göre daha fazla mücadele başlığı olmasına rağmen emeği gözükmez. Her alanda sonsuz mücadele gösteren kadın bir de yetmezmiş gibi parti içinde de buna devam eder. Çalışma alanında sorumluluk almanıza rağmen mansplaining yapmaktan kaçınmayan erkekler bu davranışı bir gelenek gibi birçok kişiye aşılar. Siyasi gündemlere dair en güncel ve partisiyle aynı eksende düşüncelere sahip olan, sorumlunuz veya çalışma alanında beraber örgütlendiğiniz erkek yoldaşınız, eğer kadının düşüncesini sakıncalı görüyorsa hemen mansplaining’e başvurur. Hatta bu o kadar çok yerleşmiş bir reflekstir ki 8 Mart gece yürüyüşü sonrası eleştiri getirmelerine bile engel olmaz. En az yobazlar kadar solcu erkekler de 8 Mart gece yürüyüşündeki pankartlar hakkında konuşmaya bayılır. Örgütlü olduğum zaman içinde denk geldiğim tartışmada, bir erkek, 8 Mart yürüyüşünde açılan pankartlar hakkında bir gündem başlattı ve birimdeki kadınlar hemen müdahale etti. Özellikle bu tarz durumlarda her zaman kadının, erkeği “siyasi olarak hizaya sokması” beklenir. Başka erkekler de bu durum karşısında, yoldaşlarının kadınların eline düşmesinden dolayı eğlenir ve bıyık altından gülmeye başlar. Parti içinde erkekler bu tarz olaylarda bir tehdit sezmedikleri için erkek dayanışmasına gerek duymadan aralarında dedikodu ve goygoy çevirmekle yetinirler.

Eğer sevgiliniz aynı zamanda yoldaşınızsa işler daha garip ilerleyebiliyor. Çünkü zamanla erkeğin flört döneminde veya parti içindeki tutumlarından farklı davranışlar gösterdiğini fark ediyorsunuz. Hatta en ufak kavganızda bile sizi korkutuyor ve psikolojik şiddetin yanında fiziksel şiddet de uyguluyor. Bu durumu bildirmek ve ondan ayrılmak istiyorsunuz ama önünüze koca bir engel çıkarıyor. “Eğer bunları birine anlatırsan kimse sana inanmaz!” ve “Eğer benden ayrılırsan yaptıklarını herkese anlatırım!” cümleleri bir noktaya kadar kadını korkutuyor çünkü karşısındakinin “erkek” olduğunu biliyor ve partinin de ne kadar “erkek” olduğundan emin. Ama bir şekilde artık canına tak eden bu durum karşısında rapor yazıp sorumlusuna veriyor. Ardından “Emin misin ben bir konuşayım, baktık düzelmiyor disiplin kuruluna bildirilir,” gibi yavan ve hiçbir geçerliliği olmayan, aksine olayları gereksiz yere uzatan bir yaklaşım ortaya çıkıyor. Çoğunlukla kadının raporu, hiçbir yere iletilmiyor. Üzgünüm ama parti içinde solcu erkeğin beyanı kadının beyanına göre daha çok esastır. Onun böyle bir suça bulaşması olanaksızdır, hemen düzeltilip bir sır olarak önce kişiler sonra da parti arasında kalması gereklidir. Tek önemli olan o ve onun örgütleyeceği birkaç kişidir. Sizin örgütçülüğünüz mü yoksa onunki mi? Sizin etkinliklerde aldığınız görev mi yoksa onunki mi? Solcu erkek yüce ve partinin simgesidir! Zaten kadınlar da her şeyi çok abartmıyor mu?

Bir de “yaptıklarını herkese anlatırım” kısmını açıklayayım. Ayrılırsınız ve derin bir nefes alırken parti içinde birçok kişinin ayıplayıcı bakışıyla karşılaşırsınız. Çünkü ayrılığı hazmedemeyen erkek bir sürü yalanla etrafınızdaki tüm yoldaşlarınıza neden ayrıldığınıza dair yanıltıcı ve taraflaştırıcı bir sürü hikâye anlatmış olur. Hem konumunuzu zedelerken hem de sizi itibarsızlaştıran bu hareketten bir gram utanmayan erkek, başına hiçbir şeyin gelmeyeceğinden emin olduğu için rahat bir şekilde örgütlü mücadelesine devam eder. Mağdur, aldatılmış ve kandırılmış erkek rolünün tüm nimetlerinden faydalanmaya odaklanan erkek, zamanla inandığı yalanları bir başka kadınla flörtleşirken bile kullanmaktan çekinmez. Kuru bir uyarıyla karşılaşsa da umurunda olmayan erkek, bir sürü kadına karşı benzer davranışlar sergilemeye devam eder. Sonunda artık erkeğin adı çıksa bile, parti içerisinde erkeğin yanında olan bir sürü insan vardır.

İlk başta bahsettiğim gibi #PartiİçiŞiddet etiketi altında bir sürü olay aktarıldı. Kimi parti ismi verdi ama parti ismi bile vermeden yaşadıklarını anlatan kadınların eski yoldaşları, hangi partiden bahsettiğini bildikleri için “Zaten yalan söylüyordun ve istifa ettin”, “Parti içi meseleleri burada dile getirmemeliydin” gibi tweetler atarak sözlü tacizde bulunmaya devam ettiler. Anladığım kadarıyla birçok örgütlü insan için kadının beyanı, parti aidiyetinin önüne geçemiyormuş. Bu çok acı veren bir durum çünkü yanında kocaman bir ikiyüzlülük barındırıyor. Eğer sadece belirli günlerde kadının beyanı esastır demeye alıştırılıyorsanız işinize gelmeyen noktada buna sırtınızı dönmek oldukça basit bir durum. Elbette partiler içinde bu durumların karşısında olan çok insan var ve eminim onlar da sonuçlanamayan olaylar karşısında yılgınlık yaşamıştır. Bu zorlu bir durum olduğundan ve sonucunda yalana ortak olduğunuz için kınanıp yalnızlaştırılmanız kaçınılmaz oluyor. Olayların bir başka yaralayıcı noktası ise disiplin kurullarında aylarca ve belki yıllarca tozlanmaya ayrılan şiddet-taciz raporlarına karşı gösterilen ilgisizlik. Bunun neden kaynaklandığına dair düşüncelerim çok dağınık ama disiplin kurullarının neredeyse hiçbir şeye yaramadığı ortada.

Parti ve örgütlerde cinsiyet eşitsizliği sözlü olarak ortadan kalkmış gibi dursa da zehirli bir şekilde yayılmış durumdadır. “Aman başkalarının ağzına düşmeyelim” diye düşünmekten üstü kapatılan tüm şiddet ve tacizlerin artık açıklanıp bir sonuca bağlanması gerekmektedir. Şiddet ve taciz kelimeleri sol ile yan yana gelemez demeyin. Özellikle “X partisi elbette yapar, onlar zaten şöyle…” deyip kendi partinize toz konduramamaktan vazgeçin. Hiç kimse taciz ve şiddeti göz ardı etmemeli, kimseye kefil olmamalı. Bunları dile getirenlere de türlü yaftalamalar yapılmamalı. Çünkü kimse sol düşmanlığı yapmıyor, sosyalizmi lekelemeye çalışmıyor. Erkek egemenliğini aştığı yanılgısına düşen tüm partiler bunun yanlış olduğu ile yüzleşmeli ve önlemler almalı. Sadece toplum içinde bu başlıklarda mücadele etmek yetmez deyip parti içinde de kadınlarla dayanışma halinde olup hem içeride hem de dışarıda tüm araçlar kullanılarak mücadele edilmeli. Son olarak twitterda imzasız bir grup kadının yazdığı açıklamadaki devrimci yapıların alması gereken tutum için yazılmış 12 maddeyi yazının sonuna ekleyip herkesin aklına kazımayı istiyorum. Açıklamanın tamamını okumak isteyenler aşağıdaki linke tıklayabilir.

https://twitter.com/aycahazar/status/1281658928070373379?s=20

  • Fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddetin ihbar edilebilmesi için güven ortamı oluşturun, disiplin kurullarına doğrudan erişimin önünü açın.
  • Kadının beyanını esas alın, iç tüzüğünüzde fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete karşı tavrınızı açıkça belirtin.
  • Şiddet türlerinden herhangi birini işlediği iddia edilen üyenin tüm görev ve sorumluluklarını disiplin süreci sonuçlanana kadar askıya alın.
  • Disiplin soruşturması devam eden üyenin istifa etmesine ve süreci engellemesine izin vermeyin.
  • Disiplin kurullarının şiddet ve taciz dosyalarını uygun biçimde yürütebilmesi için gerekli eğitim ve donanıma sahip olmasını sağlayın.
  • Disiplin kurullarında kadın mücadelesi yürüten üyelerin görev almasına öncelik verin.
  • Şiddete maruz kalan kadının rızası olmadan kimliğini, özel hayatını diğer üyelerle paylaşmayın.
  • Disiplin süreci sonuçlanana kadar soruşturma hakkında tam gizlilik sağlayın.
  • Disiplin sürecinin işlemesini engelleyen veya uzatan üyeler hakkında işlem yapın.
  • Disiplin süreçlerini, kadının çözümün istifa etmek olduğuna inanmadan sonlanmasını sağlayın, yürütülebilecek en kısa sürede dosyayı sonuçlandırın.
  • Fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddet suçlamalarından herhangi biriyle ihbar edilen her üye için görev ve sorumluluğu ne olursa olsun aynı sürecin işletilmesini sağlayın.
  • Homofobik, transfobik, fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet uygulamış kişilerin parti üyesi yapılmasına hiçbir koşulda izin vermeyin.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.