Aynı işi yapıyoruz, aynı mesailerde çalışıyoruz ama erkekler bizim üç katımız maaşı alıyorlar. Erkeklerin yaptığı işi de biz yapıyoruz çoğu zaman. Altı yıldır karşılaşmadığım durum yok herhalde. Regl iznini bırak ben on dakika rahat rahat yemek yiyemiyordum. İnsanlık dışı bir çalışma vardı.

Koç Üniversitesi Hastanesi’nde tacize, mobbinge, kötü çalışma koşullarına, angarya işlere ve taşeron çalıştırılmaya karşı insanca çalışma koşulları için sendikalaşan dört işçi işten atıldı. Kadın işçiler taşeron olarak çalıştırılma, mobbing, kötü çalışma koşulları ile karşı karşıya olmanın yanında işyerinde tacizci müdür tarafından tacize maruz bırakılıyorlar; cinsiyetçilikle, ayrımcılıkla da mücadele ediyorlar.

İşten atılan işçiler işe iadeleri, tacizci müdürün işten atılması, sendikalı çalışmanın önünün açılması, tüm işçilerin kadroya alınması, angarya, mobbing, sömürü ve ayrımcılığın son bulması için günlerdir direniyor. Geçtiğimiz cuma günü Yoksulluğa Feminist İsyan kampanya grubundan feministler olarak Koç Üniversitesi Hastanesi işçilerinin direnişlerini ziyaret ettik. ­Devam eden direnişi direniş ekibinden Suna Erkoçak ile konuştuk.

Öncelikle seni biraz tanıyabilir miyiz? Koç Üniversitesi Hastanesi’nde ne zamandan beri çalışıyorsun?

Suna ben. Yedi çocuklu Kürt bir ailenin ikinci kızıyım. Yedi senedir sağlık sektöründe çalışıyorum. Daha önce de gıda sektörü, market, gelinlik dükkanları, vs. gibi çok çeşitli yerlerde çalıştım. Çok isteyerek sağlık sektörüne geldim. Koç Üniversitesi Hastanesi’nden önce Amerikan Hastanesi’ne başvurmuştum. Güvenli bir yer olacağını düşünmüştüm. Örneğin maaş ödemesi gibi konularda sıkıntı olmayacağını düşündüğüm bir yerdi. Sonuçta Koç Holding bünyesinde bir yer. Başvurduğum yerin taşeron olduğunu görüşmeden önce bilmiyordum, görüşme sırasında öğrendim. “Taşeronla kadronun hiçbir farkını görmeyeceksin burada” dediler, kabul ettim ve başladım orada. İlk iki üç haftadan itibaren ötekileştirmeyi hissettim ama çok takılmadım, sonuçta bir işe ihtiyacım var ve çalışmak zorundayım. Şişli ve yaşadığım Esenyurt arası çok uzak olduğu için ancak bir ay çalışabildim. Ben istifa etmek isteyince beni başka hastaneye almak istediler çünkü iyi çalışan ve açıkçası çok sorgulamayan bir işçiydim. Bir eve bakıyordum ve para götürmem gerekiyordu. Koç Üniversitesi Hastanesi’ne böyle geçtim. Maaşın düzenli yatacağını duyunca kabul ettim ve ertesi gün de başladım.

Nasıl koşullarda çalışıyordun bu hastanede?

Çalıştığımız taşeron şirketin adı NVG Servis Hizmetleri. Orada beş sene kadar çalıştım. İlk iki sene daha rahattım, çok çalışıyordum ama en azından bu kadar dışlanma, ötekileştirme yaşamıyordum. Henüz meslek hastalıklarım da yoktu. İki seneden sonra varislerim çıktı, boynumda düzleşme oldu, fıtığım çıktı. Böyle belirtilerin hepsi meslek hastalığı. Bunu hem hastaneye hem taşerona dile getirmeye başladım. Gidip dışarıda tedavi olabilirsin dediler. Bizim hastanemizde kalan verem olduğunu bilmediğimiz bir hastamız vardı. Hastanın verem olduğunu bilmeden tıbbi destekten hasta bakımına her şeyini yapıyorduk. Hasta ölünce doktorlar konuşurken verem olduğunu duydum ve aslında ben ve başka iş arkadaşlarımız da ondan hastalık kapmışız. Hemen Verem Savaş Merkezi’ne gittik. Orada bir test yaptılar ve değerlerim yüksek çıktı, iki yıla yakın ilaç tedavisi gördüm ve test sonuçlarım anca dengelendi. Diğer çalışan arkadaşlarımın arasında hâlâ değerleri dengelenmemiş olanlar var. Bu hastalık durumunu da hastanedekiler kabul etmiyor hatta bir dava açtık bu konuda, o dava da sürüyor. Bir sağlık çalışanı olarak şunu da söylemek istiyorum. Çok ciddi iş kazaları, meslek hastalıkları geçiriyoruz ama en temel hakkımız olan sağlık hakkımız gasp ediliyor ve hastanede çalışmamıza rağmen hiçbir şekilde tıbbi destek alamıyoruz. Bu en çok canımı yakan şeylerden biri. Yaralandığımızda iş kazasına girmiyor, SGK’ya bildirilmiyor. Kayıt altına alınmadığı için de ileriye dönük hiçbir belgemiz olmuyor; daha sonra hiçbir şey yapamıyoruz bununla ilgili. Biz çalışırken ölüyoruz, ölüm sebebimiz kayda bile geçmiyor.

Hastanede genel olarak çalışma şartları çok kötü. Angaryalar, iş yükü, düşük ücret, uzun çalışma saatleri, ücretin bir kısmının taşerona gitmesi, vs. çok kötü şartlar. Biz bunu her türlü dile getirdik. Başhekim arabasıyla işe giriş yaparken konuşmaya çalışıyoruz, gece amirleri olunca onlarla konuşmaya çalışıyoruz, CEO’ya ulaşabilirsek onunla konuşmaya çalışıyoruz… Hep geçiştiriliyoruz. Sizin bir taşeron firmanız var oraya gidin deniliyor. NVG’ye gittiğimizde “Siz hemşirelik hizmetlerine bağlısınız” diyor. Kadrolu elemanlarına on beş günde bir toplantı yaparlar. Çift sigortaları vardır. Yemekleri tamdır, dinlenirler, bayram ikramiyeleri yatar. Baktığınızda aslında aynı işte çalışıyoruz biz de. Bir doktor ameliyata giriyorsa, ben de giriyorum çünkü o aleti ben ayarlayabiliyorum. Hemşire bakım yapıyorsa ben ona yardım ediyorum. İnanın bazen biz gösteriyorduk onlara şu yaraya bu krem kullanılır, bu hastaya böyle bakılır diye…

Sendikaya üye olmaya nasıl karar verdin?

Bize artık NVG ile çalışmayacaklarını, devir yapacaklarını söylediler. Beş yılın sonunda toplantılar yapıldı ve inanır mısınız, o kadar talep etmemize rağmen bu beş yıldır nihayet yaptığımız ilk toplantıydı. Orada devir haberi verirken toplandığımız büyük salonda başhekim, hemşirelik hizmetleri ve taşeron sistemindeki insanlar vardı. Etrafımız yöneticilerle dolu yani. Biri bir şey dese de müdahale etsek diye bize bakıyorlar tabii. Ben gözümü karartıp bazı şeyleri dile getireceğim dedim. Neden bizi devir yapıyorsunuz ve devir yaparken kazanılmış haklarımız ne olacak, onlarla beraber mi devir yapacağız, diye söz almak istedim. Bir de bizden haberiniz var mı, ne şartlarda çalıştığımızı biliyor musunuz, yaşadığımız sıkıntılara çözüm getirecek misiniz, gelir farkımızı verecek misiniz, diye konuşurken başhemşire birden yanaştı bana. “Mikrofonu bırak, senin ağzına vuracağım şimdi” dedi. “Sen bizi taşeron firmanın yanında nasıl küçük düşürürsün, bu sıkıntıları dile getirirsin” dediler. Bu sıkıntılar gerçek sıkıntılar ama. Beni orada bastırdıkları için diğer arkadaşlar da söz hakkı alamadılar, devir yapıldı. Geçen sene bu devir meselesinde yaklaşık 60 arkadaşımız biz bu koşullarda çalışamayacağız deyip ayrılmaya karar verdi. Mahkemelere gitsek de çözüm bulamayacağız, dediler. Onların içinde ben de vardım ama yine bir aile bakma sorumluluğum olduğu için bırakamadım. Onlar gidince onların işi de bize kaldı. Kalanların içinde bu iş yükünden dolayı iş kazası geçiren, rapor alan birçok kişi vardı. İş kazası geçirip rapor alanların işi de bize kaldı.

Bir sefer hatırlıyorum o yedi katlı hastanede 24 oda var, koşturuyorum deli gibi. Tek başına hastayı çekip röntgene götürüyorsun. Hemşirelerin, hastaların tüm ihtiyaçlarıyla biz ilgileniyoruz. Bazen gece saat 4’te hastayı duşa alıyorum sonra o ıslak formalarla koşarak laboratuvara gidiyorum. Koşa koşa gidiyorum dışarıdan suları alıyorum, tüp dolduruyorum; oksijen tüplerini bile biz dolduruyorduk öyle düşünün. Bana supervisor “Sen burada çalışacaksın, kabul etmiyorsan çıkıp gideceksin, gitmiyorsan da devam edeceksin” demişti. Artık tükenmişlik sendromuna girmiştim. İşteki ilişkilerim zayıfladı, bildiğim Suna gitti başka biri geldi. Arkadaşlarla bu duruma bir çözüm bulmak istedik ve haklarımızı aramak için sendikaya üye olmaya karar verdik. Yarısı temizlik yarısı da destek elemanı olmak üzere 80’e yakın üyeliğimiz oldu.

Sendikaya üye olduğunuz için yönetimden baskı da gördünüz.

Biz üyelik çalışmaları yaparken yönetim de bizi bastırmayı, sindirmeyi planlıyordu. Yönetim üyelik çalışmamızı duyunca daha fazla iş, mobbing, ötekileştirme yığdı üzerimize. Sendikaya üye olduktan sonra benim dolabımı eksi üçüncü kata göndermeye çalıştılar, bundan sonra burada giyinsin, dediler. Bu şekilde pes ettirmeye çalışıyorlardı. Müdür sendikaya üye olursanız kovulursunuz diyordu. Zaten Koç Holding sendikayı istemiyor, biz sizi aç mı bırakıyoruz, hakkınızı mı vermiyoruz, sendikaya üye olmayın, diyordu. Sendikalaşma sürecinde üzerimizde çok baskı kurdular. Baktılar bizimle baş edemiyorlar, sürekli bizi telefonla taciz ettiler. Bunu taşeron yapıyor bu arada. Hepimizi tek tek arıyor.

Koç Üniversitesi Hastanesi’nde kadın işçilere nasıl bir ayrımcılık uygulanıyor?

Taşeron ile kadrolu çalışan arasında bağ kuran bir müdür var. Benim orada olduğum altı yıllık süreçte o müdürün herkese yönelik sistematik tacizine tanık oldum. Bundan herkes rahatsız oluyor. Mesela temizlikten arkadaşlar etek giymek istemiyoruz çünkü müdürün bakışından rahatsız oluyoruz, diyor. Bir kadın arkadaşımız saçını topluyor, nedenini soruyorum, “O kişi saçlarımı çok beğeniyor, dokunmaya çalışıyor” yanıtını alıyorum. “Yakışmış sana bu pantolon”, “Başörtün güzel olmuş”, “Biraz kalem mi çeksen?” gibi rahatsız edici yorumlar yapıyor. Hiç unutmuyorum, bir gün çarşaf odasında çarşafları düzeltirken bir nefesi ensemde hissettim ve dönüp baktığımda o kişiyi gördüm. Çarşaf odası dediğimiz yerde de kamera yok, kapı da kapalı. Adam gelmiş dibime kadar, gelip enseme üflemiş. Bir de diyor ki “Sen bu aralar bir güzel oldun”. “Anlamadım, sen kim olarak bunu söylüyorsun? Ne işin var burda senin?” diye tepki verdim. “Yok bir şey çalışmaya devam et” dedi. Çıkınca kameraların bizi göreceği bir yere geldik, kamera önünde bilerek bana iş konusunda emir veriyormuş gibi yaptı, sonra çekip gitti.

Tacizi bildirebileceğiniz herhangi bir mekanizma var mı? Bunu üstlerinize bildirdiğinizde nasıl bir tepki veriyorlar?

Maalesef biz bunu dile getirdiğimizde bize inanmıyorlardı, “o yapmaz” diyorlardı. Bir tek bize değil bütün kadınlara yapılıyor, dedik. “Maalesef o Holding’in adamı biz ona bir şey yapamıyoruz” dediler. Siz bir şey yapamıyorsanız biz ne yapalım? Adam bundan da güç alıyordu. Taşeron olmamız da her şeyi zorlaştırıyor. Tutanak tutun sonra taşerona gidin diyorlar, taşerona gidiyoruz. Onlar da gidin yönetime diyorlar, yönetime gidiyoruz; yine gidin taşerona… Elimizde tutanakla kapı kapı dolaşıyoruz. En son adam bizim yüzümüze bakarak gülüyordu, “yine bana bir şey yapamadınız, bana bir şey yapamazsınız, uğraşmayın, işinizden olursunuz” diyordu bize. O kadar rahat davranıyor ki orada. “Ben Holding adamıyım, Rahmi Koç beni gönderdi buraya, ben çocukluğumu verdim onlara, onlar bana güveniyorlar” diyor. Bir erkek doktor arkadaşımız da tutanak tutmuştu. O arkadaşı da bastırdı. Hemşire arkadaşlar da bize destek oluyorlardı bu adama karşı. Bazen adam gelip bize “Ben başhekimim” diyor, halbuki alakası yok, sadece geziyor orada.

Koç Üniversitesi Hastanesi’nde bahsettiğin tacizin, mobbingin dışında kadınlara yönelik başka ne gibi ayrımcılık var? Eşdeğer işe eşit ücret var mı mesela?

Ücret konusuna değinebiliriz. Aynı işi yapıyoruz, aynı mesailerde çalışıyoruz ama erkekler bizim üç katımız maaşı alıyorlar. Erkeklerin yaptığı işi de biz yapıyoruz çoğu zaman. Altı yıldır karşılaşmadığım durum yok herhalde. Regl iznini bırak ben on dakika rahat rahat yemek yiyemiyordum. İnsanlık dışı bir çalışma vardı.

İşten ayrılma sürecinizde tacizci müdür ‘talimat geldi, ben talimatı uyguluyorum’ diyerek sizi işten çıkarmıştı. Sen bu “gerekçeyi” nasıl yorumluyorsun?

Orada birileri onu deşifre etti, baş kaldırdı. Bizden kurtulmak için bizi karaladı aslında. Yok biz terör örgütüne üyeymişiz, biz vizyona ve misyona zarar veren insanlarmışız, ben eylemlere gidiyormuşum, 8 Mart’a katılmışım diye kendini haklı çıkarmaya çalıştı. Bizi işten çıkarırken de lakayt bir şekilde karşımda oturarak “Benimle uğraşma, benimle baş edemezsin, benim keyfim yerinde” dedi. Ben de “Ben geleceğim, sen de buradan gideceksin” demiştim ona o gün.

Bugün direnişin 12. günü. Direnişin talepleri neler?

İlk olarak taşeronların çantalarının aranması uygulaması var, biz bunu istemiyoruz. Bu insanlık dışı uygulamanın bir an önce kaldırılmasını istiyoruz. İkincisi bir arkadaşımız üç çay aldı diye hırsız damgası yedi. Onun bu damgasının kaldırılmasını ve işsizlik maaşı bağlanmasını istiyoruz. Üçüncü talebimiz -ki bu benim kırmızı çizgim- tacizci müdür oradan gidecek. Dördüncüsü ise bizim işe iademiz. Bu şekilde en temel dört talebimiz var.

Tacizci müdürün işten atılmasına dair başhekimlik sözlü bir beyan vermiş ama ortada bir uygulama yok şu an. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?

Bunu bize sözlü olarak söylediler ama bu kişiyle hastanenin bağı tamamen koparılmadan direnişi sonlandırmayacağız. Gerekirse ben tek başıma kalırım ama yine de o adamı oradan gönderirim. Biz onunla yollarımızı ayırdık, diyorlar ama ayırmadılar. O adam hâlâ içeride, biliyoruz.

Direniş nasıl geçiyor? Yoksulluğa Feminist İsyan kampanya grubundan feministler olarak geçtiğimiz cuma direniş alanını ziyarete geldiğimizde polis yanınıza ulaşmamızı engellemeye çalıştı ve polis ablukasına alındık. Daha sonra yanınıza geldiğimizde yaptığımız basın açıklaması sırasında yine polis çemberi içindeydik.

Kadınların gelişinden o kadar korkuyorlar ki… Bundan hastane yönetimi de korkuyor, polisler de. Biz de sizin gelişinizle birlikte nefes aldık, çok güzeldi. Sizler gelmeden önce Topkapı halkı biraz bize soğuk bakıyordu, mesafeliydi ama o dayanışmayla birlikte bizi sahiplendiler. Artık daha rahatız. Bize sıcak su getiriyorlar, yardımcı oluyorlar. Polis gelip bize teybin önünü çevirin falan diyordu. O direnişten sonra bize karışmıyorlar. İyi ki geldiniz. Ben zaten kadınları orada gördüm, elim ayağım titredi. Benim mücadeleyi ilk tanımam da 8 Mart’la olmuştu. Çok heyecanlı dönmüştüm eylemden, evde tabii bir baba figürü var. Kardeşime diyorum ki, artık amcamdan babamdan fırça yemeyeceğiz. Babam çok kızmıştı bu saatte eve mi gelinir, diye. Ben de “olabilir, bir kadın bu saatte de eve gelebilir” demiştim. O zaman 20 yaşındaydım. Babam şok olmuştu, nereden geldi bu cesaret sana, diye. Şimdi de aynısını patrona söylüyorum. Kadınların öfkesinden korksunlar. Nasıl ki o gün o barikatı açtırdıysak, o kapıyı da yıkıp, o adamı oradan atıp işimize geri döneceğimize adım gibi eminim.

Eklemek istediğin bir şey var mı?

Şunu söylemek istiyorum ki evde, işte, sokakta, nerede olursak olalım ve başımıza ne gelirse gelsin susmamalıyız. Ben altı yıldır çok sustum ama artık susmayacağım. Özellikle de taciz söz konusu olduğunda kimse susmasın. Olduğunuz yerde dillendirin. Susa susa içimizde dev çukurlar oluşuyor, biz bu çukurlarda boğulmayalım.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

six − 1 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.