Kadınların bağışıklık sisteminin bir şeyler yapma biçiminden erkeklerin öğreneceği şeyler olabilir. İmmünologlar, dişi hormonların karmaşık yapısı çalışma bulgularını bulanıklaştırdığı için yıllardır sadece erkek memeliler üzerine çalışmalar yürütüyordu.

Melissa Healy

Tüm dünya istatistiklerine göre koronavirüs pandemisini erkekler kadınlardan daha kötü geçiriyorlar.

Beyaz Saray COVID-19 ekibi yöneticisi Dr. Deborah Birx cuma günü neredeyse tüm yaşlardan erkeklerin kadınlara kıyasla daha yüksek oranda öldüğünü gösteren İtalya’da yayınlanmış bir rapordan bahsetti. Birx bu durumu “endişe verici bir gidişat” olarak isimlendirdi.

İtalya’daki bariz cinsiyet uçurumu, diğer ağır etkilenmiş ülkelerdeki erken dönem istatistikleri de hatırlatıyor. Ön değerlendirme niteliğinde de olsa bu ülkelerdeki erken dönem sonuçlarda da oğlan çocukları ve erkeklerin, kız çocukları ve kadınlara kıyasla daha ciddi şekilde hastalandığı ve erkeklerin ölme ihtimalinin daha yüksek olduğu görülüyordu.

İtalyan sağlık otoriteleri geçen haftaki açıklamalarında 21 Şubat- 12 Mart arasında görülen 13,882 COVID-19 vakasının yüzde 58’ini ve 803 ölümün yüzde 72’sini erkeklerin oluşturduğunu bildirdi. COVID-19 teşhisi ile hastaneye yatan erkeklerin ölme olasılığı, solunum hastalığı ile hastaneye yatmış kadınlara oranla yüzde 75 daha fazla.

Tüm bu rakamlar yeni koronavirüsün ilk görüldüğü ülke olan Çin’den ve koronavirüs enfeksiyonlarının teşhis ve takibini oldukça kapsamlı yürüten Güney Kore’den gelen ilk açıklamalarla da uyumlu.

Çin’de Aralık 2019- Şubat 2020 tarihleri arasında kayda geçirilen tüm COVID-19 hasta profili çalışmalarının analizi, erkeklerin enfekte ve hasta olan insanların yaklaşık olarak yüzde 60’ına tekabül ettiğini öne sürüyor. Çin Hastalık Kontrol Merkezi 11 Şubat itibarı ile Çin topraklarındaki 44,600 vakanın detaylı incelemesinde koronavirüs enfeksiyonu teşhisi almış erkekler arasındaki ölüm oranlarının aynı teşhise sahip kadınlardan yüzde 65 daha yüksek olduğunu raporladı.

Koronavirüs 16 yaşından küçüklerde bile oğlan çocuklarını kızlardan daha fazla etkileyebiliyor. Wuhan Çocuk Hastanesi’nde COVID-19 tedavisi gören 171 çocuk ve ergen üzerine hazırlanmış yakın tarihli bir çalışmada hastaların yüzde 61’i erkekti.

Güney Kore’de erkekler tüm vakaların yüzde 62’sini oluştururken, enfekte erkeklerin ölüm olasılığı kadınlardan yüzde 89 daha fazla.

Koronavirüs karşısında ortaya çıkan bu erkek kırılganlığı tablosu, sosyal ve kültürel kökenleri belirgin bir toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile kolayca açıklanabilir: Tüm dünyada erkeklerin sigara içme olasılığı daha yüksek. Bu durum akciğerlerine zarar veriyor ve enfeksiyonla mücadele ederken onları inflamasyona (iltihaba) ve daha ciddi zararlara açık hale getiriyor.

Dünyadaki en yüksek sigara içme oranlarına sahip Çin’de 2010 yılında erkeklerin yüzde 54’ü aktif şekilde sigara içerken, yüzde 8,4’ü sigara içmeyi bırakmıştı. Fakat 2016 tarihli aynı araştırmaya göre Çinli kadınların sadece yüzde 3,4’ü hayatında sigara içmişti.

Güney Kore’deki farklılık da benzer şekildeydi: erkeklerin yarısı ve kadınların yüzde 4’ü sigara içiyordu. İtalya’da yetişkin erkeklerin yüzde 28’i, kadınların ise yüzde 20’si sigara içiyordu.

Farelerde koronavirüs enfeksiyonu üzerine çalışan ve Iowa Üniversitesi’nde çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanı olan Dr. Stanley Perlman, tüm hikaye bundan ibaret değil diyor.

2016 ve 2017 yıllarında yürütülen bir dizi araştırmada, Perlman tarafından yönlendirilen bir ekip, dişi ve erkek fareleri Ağır Akut Solunum Yetmezliği (SARS) ve Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS)’na sebep olan koronavirüsler ile enfekte etmiş. Tüm yaşlarda erkek farelerin enfeksiyona dişilerden daha yatkın olduğu görülmüş.

Ayrıca yumurtalıkları alındığında ya da östrojen hormon aktivitesini baskılayan ilaç verildiğinde enfekte dişi farelerin ölüm oranları yükselmiş.

Perlman’a göre bu iki bulgu, östrojenin ölümcül koronavirüs tahribatından koruması ile bir ilgisi olduğunu güçlü bir şekilde düşündürtüyor-ve bu durumun SARS-CoV-19 için de geçerli olabileceğinden şüpheleniyor.

“Östrojen kadınları neden ve nasıl koruyor? Bunu öğrenmeyi isteriz,” diyor Perlman. Östrojen kadın bedeninde çok önemli rollere sahip, fakat bu hormonun özel koruyucu güçleri hakkında “bir şey kanıtlamak oldukça zor” diyor.

Diğer akciğer hastalıklarının çoğunluğunda erkekler belirgin şekilde daha avantajlı durumda. Kadınların, erkeklere kıyasla influenzanın (gribin) yarattığı komplikasyonlardan daha fazla zarar gördüğü ve öldüğü uzun zamandır biliniyor. Kadınlar akciğer otoimmün hastalıklarına yakalanmaya daha yatkınlar. Erkeklerin sigara içme oranlarının daha yüksek olduğuda hesaba katıldığında, kadınların akciğer kanseri ve amfizeme daha yatkın olduğu ortaya çıkıyor.

UC Davis’te akciğer sağlığında cinsiyet farklılıklarını çalışan Kent E. Pinkerton “Bunun nedenini gerçekten anlayamıyoruz,” diyor.

Fakat Pinkerton ve diğerleri, insanların COVID-19’a dair geliştirdiği tepkilerin, kadınların ve erkeklerin bağışıklık sistemlerinin enfeksiyonla savaşlarında nasıl farklılaştığını ortaya çıkarabileceğini öne sürüyor. Hormonal farklılıkların, bağışıklık tepkisinde önemli bir rol oynadığından şüpheleniyorlar.

Ve eğer bilim insanları bunun nasıl işlediğini keşfederse, koronavirüs enfeksiyonları ile mücadelede daha yerinde stratejiler belirleyebileceklerini söylüyorlar.

Oklahoma Tıbbi Araştırma Vakfı’nda immünolog olan Susan Kovats, araştırmacıların bağışıklık sisteminin alan savunmasının, diğer bir ifadeyle vücudun enfeksiyona verdiği ilk tepkinin kadınlarda erkeklere kıyasla daha güçlü olduğuna dair kanıt bulabilmek için COVID-19 vakalarını taradığını söylüyor.

Kovats eğer bu “doğal” bağışıklık tepkisi kadınlarda daha güçlü ise, enfekte olmuş kadınların virüs yüklerini düşük seviyelerde tutmak için daha fazla şansları olabileceğini söylüyor. Ve belki de bu büyük savaş için bağışıklık sisteminin en önemli silahlarından, T ve B hücrelerinden oluşan bir orduyu kurmaya ihtiyaç duymayabileceklerini de ekliyor.

Viral yükün hızla artmasının ardından böylesine bir operasyon gerçekleştirmek, sıklıkla iki kat daha fazla zarar verici oluyor. Önce enfeksiyonun kendisi hassas akciğere zarar veriyor. Sonrasında “kazanılmış” bağışıklık sistemi fazla tepki göstererek tehlikeli seviyelerdeki inflamasyonu tetikliyor ve bu da akciğerlerde daha da fazla zarara yol açıyor.

Bunun sonucu ise ölüm olabiliyor. Fakat Kovarts’a göre eğer kadınlar enfeksiyonu daha erken ve etkili şekilde engellerlerse, bu sonuçtan zarar görme ihtimalleri daha az olabilir.

Pinkerton kadınların bağışıklık sisteminin birşeyler yapma biçiminden erkeklerin öğreneceği şeyler olmasına “Hiç şaşırmadım,” diyor. İmmünologlar, dişi hormonların karmaşık yapısı çalışma bulgularını bulanıklaştırdığı için yıllardır sadece erkek memeliler üzerine çalışmalar yürütüyordu, diyor.

Konu enfeksiyonla mücadeleye geldiğinde,“enfeksiyona duyarlılığı anlamak için iki cinsiyeti de çalışmak zorundayız” diye ekliyor.

Çeviren: Cansu Bakar

Bu yazının orijinali 21 Mart 2020 tarihinde Los Angeles Times’da yayınlanmıştır.

 

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.