Simone de Beauvoir’ın en önemli eseri ve feminizmin başucu kaynaklarından Le deuxième sexe 1949’da yayımlandı. Türkçe’ye ise 1970’li yıllarda Kadın başlığıyla Bertan Onaran tarafından çevrildi. Payel Yayınları’ndan üç cilt halinde, “İkinci Cins” alt başlığıyla çıkan kitap doğrusu iyi bir yayıncılık örneği sayılamazdı. Gelişigüzel seçilen kapak görselleri bir yana, her bir cilde verilen adlar (Genç Kızlık Çağı, Evlilik Çağı, Bağımsızlığa Doğru) tamamen keyfi ve içerikle ilgisizdi. En önemlisi de dilimize pek çok edebî eser kazandırmış olan çevirmenin literatüre hakim olmamasından kaynaklanan çeviri yanlışları göze batıyordu.

Tartıştığı meseleler ve kavramsal çerçevesi itibarıyla güncelliğini halen koruyan bu eserin yeniden ele alınıp çevrileceğini duyunca sevindik. Kitabın 70. yıldönümüne ne güzel denk düşüyordu. Koç Üniversitesi Yayınları, çevirmen olarak da -çok isabetli bir seçim yaparak- Gülnur Acar Savran’a teklif götürmüştü. Gülnur Acar Savran, gerek yazdığı kitap ve makalelerle gerekse Fransızca’dan yaptığı titiz çevirilerle feminist harekete değerli katkılar yapmış bir isim. Fakat iki yılı bulan çeviri ve yayına hazırlık süreci tamamlanıp da kitap matbaadan çıktığında, çevirenin adının -bütün teamüllere aykırı biçimde- ne dış kapakta ne de iç kapakta yer almadığını görmek bizi şaşırttı. Çevirmen adı sadece künyede geçiyordu; üstelik de eksik yazılmıştı. Kitaplarını yıllardır Gülnur Acar Savran adıyla imzalayan çevirmenin, Gülnur Savran olarak belirtilmiş olması büyük bir özensizlik.

Dahası, yeni çeviri İkinci Cinsiyet başlığını taşıyordu ve kavramın Türkçe karşılığı konusunda çevirmenin kaleme aldığı kısa metin kitapta yer almamıştı. Koç Üniversitesi Yayınları’nın bu aşamada hiç değilse bir açıklama yapacağı ve kitabın sonraki baskılarında bu hataların düzeltileceği ümidiyle Gülnur Acar Savran’ın notunu paylaşıyoruz. 

Çevirenin notu ve teşekkür  

Le deuxième sexe’i Türkiyeli feministler bugüne dek hep İkinci Cins olarak andı. [Kitabın bundan önceki çevirisinde adı Kadın’dı. (Çev. Bertan Onaran, Payel Yay., 1970.)] Oysa Türkçe’de “genre/gender” kavramının karşılığı olarak toplumsal cinsiyet, “sexe/sex” kavramının karşılığı olarak ise cinsiyet sözcükleri yerleşmiş durumda. Cinsiyet – toplumsal cinsiyet tartışmalarında bu kavram ikiliğini reddeden ve toplumsal cinsiyet kavramına ihtiyacımız olmadığını savunan feministler de var: Bu feministlerin bir bölümü cinsiyetin de toplumsal olarak inşa edildiğini, dolayısıyla ayrı bir toplumsal cinsiyet kavramına ihtiyacımız olmadığını ileri sürüyor (örneğin Monique Wittig, Stevi Jackson, Linda Nicholson); diğer uçta ise toplumsal cinsiyetin salt baskı ve hiyerarşiyi imleyen bir kavram olduğunu, oysa kadınlığın (cinsiyetin) gelecek perspektifi açısından çeşitli potansiyellerinin olduğunu savunanlar yer alıyor (örneğin Rosi Braidotti). Radikal bir toplumsal inşa kuramını benimseyen ama bu kavram ikiliğinden bir çırpıda kurtulmanın mümkün olmadığını söyleyenler de var (örneğin Christine Delphy): Yapılması gereken toplumsal cinsiyetin imlediği kavramsal alana sahip çıkıp cinsiyetin kuruluş sürecini açıklayarak geleneksel anlamını sarsmaya çalışmaktır.

Kitabı bu tartışmalardan önce yazan Simone de Beauvoir için ise “sexe” doğal olanla toplumsal olanın diyalektik birliğini ifade eder: Zaten Le deuxième sexe’de anlatılan da bu birliğin tarihsel olarak oluşma sürecidir.

Böyle olunca, uzun tereddütlerden sonra cinsiyet kavramını tutarlı biçimde kullanmak adına kitabı alışageldiğimiz şekilde değil de İkinci Cinsiyet olarak çevirmeyi seçtim.

Şiirlerin çevirisi için Erhan Acar’a ve tüm yardımları için Nesrin Demiryontan’a, ayrıca çevirinin son haline gelmesinde büyük emeği geçen editörüm Emine Sarıkartal’a teşekkür ederim.

Gülnur Acar Savran

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.