Heteroseksüellik kimsenin kişisel problemi değildir.

Indiana Seresin

Maggie Nelson bir ara kadınlar ve kuirler tarafından çok okunan The Argonauts kitabında (ki kitap o kadar popülerdi ki bendeki ilk nüshası 2016 yılında bir lezbiyen barında çantamdan çalınmıştı) “Heteroseksüellik beni hep utandırmıştır,” diyerek bir itirafta bulunuyor. Ben hep Nelson’ın bu itirafının içinde bulunduğumuz, heteroseksüellik ithamları neredeyse bir meme (internet fenomeni) haline geldiği zamanı çok iyi tanımladığını düşündüm. Ancak cinsellik çalışmaları alanında çalışan lisansüstü öğrenciler için organize edilen bir atölyede kendisine bu konuyu sorduğumda Nelson geri adım attı. Heteroseksüellikten genel anlamda utanmadığını, sadece kendi heteroseksüelliğinin, yani hayatında cis erkeklere karşı romantik hisler beslediği—ya da bu hislerden çektiği—zamanların onu utandırdığını söyledi.

O zamanlar Nelson’ın yaptığı bu ayrımı gereksiz biçimde defansif ve samimiyetsiz bulmuştum. Nelson kuir teoriye ne kadar hakim olunabilirse o kadar hakim. O yüzden de kendi heteroseksüel deneyiminin, ancak heteroseksüelliğin kültürel olarak (daha az utandırıcı?) yakınlık ve bağlılık formları üzerinden incelendiğinde anlaşılırlık kazandığını biliyor. Kişinin heteroseksüel deneyimini heteroseksüellik kurumundan ayrı tutması mantıklı değil—birinden utanıyorsan, diğerinden de utanırsın. Heteroseksüellik kimsenin kişisel problemi değildir.

Şimdi baktığımda ise Nelson’ın yaptığı ayrımın heteropesimizmin (uzunca bir geçmişi olan fakat günümüzde varlığını daha da çok hissettiren bir duygu durumunun) tipik bir örneği olduğunu düşünüyorum. Heteropesimizm, heteroseksüellikten performatif kopuşlarla oluşur ve heteroseksüel deneyim hakkında duyulan pişmanlık, utanç ya da umutsuzluk olarak kendini gösterir. Heteropesimizmde genelde erkekler sorunun kaynağı olarak görülür. Bu kopuşların “performatif” olması, samimiyetsiz oldukları anlamına gelmez ancak bu kopuşlar çok ender olarak heteroseksüellikten vazgeçmeyi beraberinde getirir. Tabii ki bazı heteropesimistler inançları doğrultusunda hareket ederek bekarlığı ya da şimdi çoktan modası geçmiş olan politik lezbiyenliği seçiyor, ama çoğunluk bunun telafi edilmez bir yanlış olduğunu düşünmesine rağmen heteroseksüellikte ısrar ediyor. Heteropesimizmle dolup taşan inceller (istemsiz bekarlar) bile durumlarının istemsiz şekilde geliştiğine vurgu yapıyor.

Sosyal medya performatif kimliksizleşme için bir alan açıyor ve heteropesimizm bu mecrada yükselişte. Yakın geçmişte heteropesimizmin internet üzerinden yaygınlaşmasına yol açan bir etkinlik Boston’daki Straight Pride[1] (ki internetteki sağcı ortamların çoğu gibi, bu da birçok insanın düşündüğünden daha az önemli ama daha kötü niyetli bir grup) etkinliğiydi. Boston Şehri yetkilileri bu yürüyüşün gerçekleştirilmesi için izin verdiyse de eylemi düzenleyenlere (sosyal medya kullanıcılarının altını çizdiği gibi, siyah beyaz çizgili bir hapishane üniformasına çok benzeyen) Straight Pride bayrağını taşıma hakkını tanımadı.

Heteropesimizmin şiarı “Heteroseksüellik bir hapishanedir!” giderek daha yüksek sesle dile getirilir oldu. Straight Pride’la (ve grubun kendisi gibi pespaye bayrağıyla) dalga geçme fırsatını kaçırmayan çoğu kişinin kuir olduğunu, ama yine de azımsanmayacak sayıda heteroseksüel kişinin de bu koroya katıldığını biliyoruz. Twitter’da “heteroseksüellik bir hapishanedir” diye aratınca bu cümlenin kuirlerin gey doğdukları için talihlerine şükretmeleriyle olduğu kadar, heteroseksüel deneyimin içinden gelenlerin şikayetleriyle de ilişkilendirildiğini görüyoruz.

Straight Pride karşısında çoğu kişinin “o biçim” heteroseksüel olmadığının, hatta hetero olmaktan utandığının ve çok acınası olmamak adına, heteroseksüelliği kendi iradesi dışında içine kapatıldığı bir hapishane olarak gördüğünün altını çizdiğini gözlemliyoruz. (Bu hapishane metaforunun bu kadar yaygın olarak kullanılmasını olumlu bir şekilde, hapishane karşıtı hareketin ana akıma tesir etmesi olarak, ya da hapsedilmenin hâlâ popüler tahayyülde ne kadar önemsiz bir yer tuttuğunu göstermesi açısından endişe verici olarak yorumlayabiliriz.) Heteroseksüellerin bu inkarı, beyazların “beyazların sevdiği şeyler” hakkında şaka yapmalarına benziyor; ki Straight Pride’la beyazların üstünlüğüne inanan ırkçı örgütlenmelerin birbirine yakınlığından mütevellit bu ilişkiyi kurmamız mantıklı. Beyazlığından ya da heteroseksüelliğinden dolayı kendini affettirmeye çalışırken performatif anlamda uzaklaşma mekanizmalarını devreye sokmak ilerici gibi görünse de gerçekte bu gayrette sorumluluktan kaçmaktan öte çok bir şey göremiyoruz. Kişisel aklanma ile adalet birbirinden ayrı şeyler; eğer heteropesimizmin amacı birincisiyse, ikincisi değil demektir.

Heteroseksüellikle arasına performatif olarak mesafe koymak özellikle kadınlar için çekici, bunun nedeni heteropesimizmin öncüllerinden olan “sevgilisine aşırı bağımlı kız arkadaş” (SABK—the overly attached girlfriend) meme’i ile açıklanabilir. Bu meme gerçek bir davranışı tasvir etmekten ziyade, boğucu derecede partnerine bağlı bir kadına karşı kayıtsız bir erkeğin kendini nasıl tanımlamak istediğine dair budalaca bir erkek kabusunu tanımlıyor. İlginçtir ki bu meme aslında Justin Bieber’ın 2012 hiti olan Boyfriend şarkısının parodisini yapan bir videodan çıktı. Artık herkesçe bilinen şarkı şu romantik dize ile başlar: “Eğer ben senin erkek arkadaşın olsaydım, seni hiç bırakmazdım.” Böylece, hetero kültürde sıkça gözlemlendiği gibi, söz konusu olan olumsuz bir özellik (bu örnekte aşırı kıskançlık, ki bu erkeklerin kadınlara uyguladığı şiddeti tetikleyen en önemli etmenlerden biri) sanki kadınlara özgü bir nitelikmiş gibi tekrar paketlenip farklı bir şekilde sunuldu. Eğer SABK, erkeklerin heteropesimizminin bir dışavurumuysa; kadınların buna karşı tepkisi kendilerini erkeklerden ve genel anlamda heteroseksüellikten mutlak ve gösterişli bir biçimde bağımsız ilan etmek oldu. Bu bağımsızlığı gösteren memelerin artması SABK’ın ilk ortaya çıktığı döneme rastlıyor; bunlar kısa zamanda kadınların heteropesimizmlerini ifade etmesinin temel bir yöntemi haline geldi.

Bu anlamda, Lee Edelman’dan alıntı yapacak olursam, heteropesimizm “narkoz etkisi olan bir his”: “Hislerin aşırı şiddetine karşı koruma sağlayan bir his ve kopmanın üstesinde gelebilecek bir bağlanma.” Heteropesimizmin narkoz etkisi kadınlara özellikle çekici geliyor; çünkü bu etki heteropesimisti, heteroseksüel kültürün kadınları utanmaları gerektiğine inandırdığı aşırı bağlanma ve çok yoğun duygular hissetme gibi özelliklerden ayrıştırıyor. Heteropesimist duyarlılığın sık sık şaka biçiminde dışa vuruluyor olması, Henri Bergson’un komedinin “kalbimize anlık bir narkoz” verdiği fikrine koşut. Ancak geleneksel komedinin tersine heteropesimizmde katarsis yok; yapısal olarak geleceğe yönelik yani heteroseksüel kültürün her yere nüfuz eden berbatlığına ve gündelik romantik acılara karşı kalbi peşinen uyuşturmak üzere tasarlanmış. Örneğin, Brett Kavanaugh’nun [Anayasa Mahkemesi’ne yargıç olarak atanması sürecinde düzenlenen] oturumlara ilişkin medyada kopan fırtına sırasında komedyen Solomon Georgio şöyle bir tweet attı: “Bugün olanlar gösteriyor ki eğer homoseksüellik bir seçim olsaydı, muhtemelen bugünün ardından ancak iki ya da üç tane kadın hetero kalırdı.” Bu tweet yaklaşık 23 bin kere retweetlendi ve 142 bin beğeni aldı. Başladığı kelimeyle biten bu cümle[2] heteropesimizme özgü evrensel ve spesifik olan arasında yaşanan akıl karışıklığını açığa vuruyor. Kavanaugh zaten mevcut olan bir hakikatin, yani hiçbir kadının kendi iradesiyle hetero olmayı seçmeyeceği gerçeğinin, bir “hatırlatmasına” dönüşüyor; ama bu ezeli gerçek bir şekilde “bugün”ün, içinde bulunduğumuz anın berbatlığından kaynaklanan bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor.

Birçok online alt kültür gibi, heteropesimizmin de piyasayla çelişkili bir ilişkisi var. Çoğunlukla kapitalizmin bir zamanlar buyurageldiği, evlilik ve mal sahibi olmaya dayalı “iyi bir hayat” sürmeyi reddediş olarak okunup, antikapitalist bir pozisyon olarak sunuluyor. Ancak marjinalleştirilmiş toplulukların zaten eskiden de erişemediği bu iyi hayat, günümüzde hemen herkes için ulaşılmaz durumda. Geçmişte temel tüketici birim “çift” idiyse, günümüzde bu fikrin çöktüğünü ya da daha doğrusu yerini yeni bir ikiliye bıraktığını görüyoruz—tüketici birey ve telefonu. Kimse çöpçatanlık uygulamalarının asıl amacının insanların bekar kalması olmasına şaşırmaz herhalde. Tinder bunu ilk marka kampanyasında, hayat dolu ve tasasız gözüken sarışın bir kadının resminin yanına “bekarlık sultanlıktır” yazarak bayağı açıkça ortaya koymuştu. Bekar kal, istemeye devam et ve arzuların hakkındaki verilerin altın külçeler gibi toplanmasına izin ver.

Heteropesimizm bu bireyselliğe dönüşü hızlandırdı, sadece hetero çiftin cazibesini ortadan kaldırdığından değil; heteroseksüelliğin yarattığı tatminsizlik, her ne kadar evrensel bir şeymiş gibi sunulsa da, bireysel düzlemde işlediğinden. Hetero kültürün koşullarını kolektif olarak dönüştürmek, hiçbir zaman heteropesimizmin ufkunda yer alan bir şey olmadı. Bu anlamda her ne kadar viral olmuş bir meme ile kitleselleşiyor olsa da heteropesimizm, heteroseksüelliğin özelleştirme işlevine aslında katkıda bulunuyor. Heteropesimist çerçeve içerisinde kadınlar kendilerini flört piyasasında diğer kadınlarla kıyasıya bir rekabet içinde görmeyebilir, ama heteroseksüellik problemini kişisel algıladıkları ölçüde dayanışma olasılığı da ekarte edilmiş olur.

Bu akut bir sorun. #MeToo ya da Güney Afrika’da partner şiddetine karşı doğmuş #MenAreTrash (#ErkeklerPisliktir) gibi toplumsal hareketler heteroseksüel kültürde yaşanması gereken devrimin aciliyetine parmak basıyor. Heteropesimizm bu devrim yolunda atılacak ilk adım gibi gözükebilir ama yarattığı narkoz etkisinin ironik bir şekilde bu hareketlerin ivmesini azalttığını görüyoruz. “Heteroseksüellik”, kadın düşmanlığının bir başka adı haline geldiğinde, eleştirilmesi gereken asıl unsur ortadan kayboluyor. Heteroseksüelliğe dair sürekli olarak, “önleyici” bir hayal kırıklığı hissetmek, hetero kültürü daha iyiye doğru dönüştürme olasılığını reddetmek anlamına geliyor. Bu tabii ki Afropesimizme, yani siyah karşıtlığının her devirde dünyayı yapılandıran güç olduğunu söyleyen düşünce ekolüne yöneltilen eleştirilere benziyor. Afropesimizm ve heteropesimizmin ortak noktası değişmezlik algısına karşı bir tepki olmaları ama bunun ötesinde benzerlikleri sadece şekilsel. Afropesimizm ile karşılaştırıldığında heteropesimizmdeki karamsarlık daha düz anlamlı ve daha basit (iki anlamıyla da[3]). Biraz da bu nedenden dolayı, heteropesimizm toplumsal bir değişimin önünde daha görünür biçimde engel oluşturuyor.

Afropesimistlerin tersine, heteropesimistlerin savunulamaz olduğunu düşündükleri şey hakkında sorumluluk almaları gerekiyor ve ne kadar isterlerse istesinler bu sorumluluk onu reddederek ortadan kalkacak bir şey değil. Heteropesimizmin bir türü, heteroseksüelliğin tüm aksaklıklarının erkeklerden kaynaklandığını öne sürüyor; böylece genç kadınların, özellikle beyaz kadınların, kendi gaddarlıklarını ve güçlerini inkar etmeyi öğrendikleri yollardan biri haline geliyor. Birçok lezbiyen gibi, yaklaşık yüz bin sarhoş hetero kadının kendi yönelimleri hakkında şikayetlerini ve gey olmanın “çok daha kolay” olacağına dair konuşmalarını dinlemek zorunda kaldım. Tabii, muhtemelen daha kolay olurdu! “Erkekler(in) pislik” olması, kişisel olarak çok meraklı olduğum  bir tartışma değil. Ama kişi, gey olmak istediğini söylerken, heteroseksüelliğe bağlı kalmayı seçtiği olgusunun üstünden atlıyor—yani her şeye rağmen hâlâ hetero kalan (ve sayıları iki ya da üçü anca geçen) kadınlardan biri olduğunun.

Bütün heteropesimistler kadın değil. İnfial yaratan incellerden tutun da “eve zincirlendiğinden” şikayet eden kocalara kadar erkekler de heteropesimizme meyilli, her ne kadar diğer duyguları gibi bunu da dışa yansıtmaları çok teşvik edilmese de. Kuşkusuz, erkeklerin heteropesimist iddiaları ne etik ne de mantıksal açıdan kadınlarınkiyle karşılaştırılabilir. Aksine bu iddialar feminist şikayetlerin çarpıtıldığı bir ayna gibi. Bu çarpıtmanın en iyi gözlemlendiği yer olan Facebook’ta erkek hakları savunucularının harcadığı mesai sonucu “erkekler pisliktir” kalıbı nefret söylemi olarak kabul edildi ve bu cümleyi kullananların hesapları kapatıldı (kullanıcılar herhangi bir cezaya maruz kalmaksızın “women are trash—kadınlar pisliktir” cümlesini kullanabiliyor).

Erkekler için heteropesimizm, kadınların cinsiyet eşitliği taleplerini olduğu kadar gündelik hayatta kendi yaşadıkları aşk acılarını da küresel bir kadın komplosunun sonucu gibi yorumlamalarına imkan veren bir çerçeve haline geldi. En çok bilinen erkek heteropesimist memelerden biri, #MeToo hareketinin yarattığı iklimin flörtü erkekler için çok tehlikeli bir hale getirdiğini savundu. En azimli heteropesimist erkekler Men Going Their Own Way (Kendi Yoluna Giden Erkekler- KYGE) şiarında birleşti. Bu erkeklerin kendi heteropesimizmleri hakkında harekete geçmeleri ve bu davaya bağlılıkları erkek üstünlüğünü savunan diğer gruplar arasında alay konusu oluyor. KYGE kadınların sinsi, parazitik ve özünde kötü olduğunu; heteroseksüelliğin her bakımdan kadınların yararına, erkekler içinse tehlikeli olduğunu ve bu nedenle erkekler için tek çözüm yolunun evlenmek, üremek, (bazılarına göre) flört, seks ve hatta mastürbasyondan uzak durmak olduğunu söylüyor.

Sonuç, feminizmin garip bir parodisi. KYGE, heteroseksüel ilişkiler kurmak yerine birbirlerini romantik travmalardan koruyacak, bu travmaları iyileştirecek ve kalplerini uyuşturmayı sağlayacak homososyal öz bakım toplulukları kurmaya teşvik ediyor. Bu hareketin öncelikle internet üzerinden kuruluyor olması, gerçekte ne kadar yaygın görmemizi zorlaştırıyor. KYGE üyeleri üretken meme fabrikaları gibi, online forumlarsa farkındalık yaratmak için birinci tercihleri. KYGE çevrimdışı hayatta güçlü bir oluşuma dönüşse bile kendilerini kadınlardan ayrı tutmayı seçtiklerinden, erkek heteropesimistler arasındaki en zararsız grubu oluşturuyor. KYGE’den çok daha rahatsız edici olan, çağdaş kültürün onları kadınlara sahip olma “hakkından” mahrum bıraktığını düşünen ve bu konuda eyleme geçen erkekler.

Lauren Berlant, 2019’da Duke Feminist Teori Atölyesi’nde yaptığı konuşmada heteropesimizmi toplumsal iktidar dinamiklerinin uğradığı çağdaş tektonik kaymanın bir ürünü olarak tanımladı: “Bugün gözlemleyebileceğimiz gibi, çözülmekte olan bir imtiyaz son kerteye kadar ortalığı birbirine katar; bu esnada insanlar artık bir arada yaşayabilme konusunda birbirlerine olan güvenlerini kaybeder, birbirlerini nasıl okuyacaklarını bilmez hale gelir, hatta kendi arzularını dahi tanıyamaz olurlar. . . tıpkı inceller, brainceller[4] ve birçok seks-negatif feminist örneğinde olduğu gibi.” Şimdiye kadar heteroseksüel olumsuzluğa dair feminist ve anti-feminist gelenekler arasındaki ilişkinin böyle açıktan teşhis edildiğini sadece bu konuşmada gördüm.

Bu tarz bir teorik eksiklik şaşırtıcı değil. Heteroseksüellik, kendisinden daha “seksi” ve “cool” olan kuir teorinin ortaya çıkmasıyla beraber cinsellik çalışmalarından dışlandığından beri üzerine pek çalışılan bir konu değil. Kuir teorisyenler—çok şükür—arkalarında bıraktıkları bir şey olarak gördükleri heteroseksüelliğe küçümseyerek yaklaşıyor. Böyle yaparak heteroseksüelliğin yaygın bir şekilde ideal bir hayat düsturu olarak görüldüğü bir döneme demode bir şekilde bağlı kalıyorlar. Sosyolog Jane Ward başka bakımlardan jilet gibi keskin olan kitabı Not Gay: Sex Between Straight White Men’de (Gey Değil: Hetero Beyaz Erkekler Arasında Seks) kitabının geri kalanındaki keskinliğin aksine heteroları yaşadıkları cinsellik yerine “heteroseksüel kültürden hoşlanmaları” üzerinden tanımlıyor. Kısaca ifade edecek olursak “cinsel anlamda ‘normal’ olmak onların üzerine tam oturuyor. Bu normallik onlara iyi ve tanıdık bir his veriyor.” Hetero kimliğin, heteropesimizme olasılık bile vermeden, bu kadar nüanstan yoksun biçimde tanımlanması, günümüz deneyimini karşılamaktan çok uzak kalıyor.

Gelecekteki kuir dünyanın baş döndürücü olasılıklarının yanında heteroseksüellik dayanılmaz biçimde sıkıcı ve öngörülebilir (Skepta’nın en son yazdığı heteropesimist marşta da söylediği gibi “aynı bildiğimiz hikaye”) kalıyor. Judith Butler’ın, feminist teoride heteroseksüelliğin havası henüz sönmemişken ve Gender Trouble’ı (Cinsiyet Belası) kaleme almadan önce dediği gibi, “tam da mağlup olmaktan başka yolu olmadığından, ama yine de başarılı olmaya çabaladığı için, heteroseksüel kimlik projesi bitmek bilmeyen bir kendini tekrara düşüyor.”

Heteropesimistler ve kuir teorisyenler, heteroseksüelliğin değişmez kaderinin boşta dönen teker gibi sonsuzca kendini tekrar etmek ve hiçbir yere varamamak olduğundan emin. Bence yanılıyorlar; çünkü heteroseksüel kültürün değiştiğine dair birçok kanıt var. Ama değişmekte olduğuna dair bir emare görmesek de değişebileceğine inanmamız gerekirdi; çünkü her sene on binlerce kadın kocaları, erkek arkadaşları ya da eski sevgililerinin elinde heteroseksüellikten ölüyor. (Rastgele bir sürü insanı vurup öldüren silahlı saldırganların neredeyse hepsinin geçmişinde ev içi şiddet hikayesi olması heteroseksüelliğin cinsiyeti ne olursa olsun sinemada, okulda, ofiste, alışveriş merkezinde herkese yönelik ölümcül bir tehdit oluşturduğunu da apaçık ortaya koyuyor.) Evet, evrensel kuirlik ve cinsiyetlerin lağvedilmesine doğru yol alıyor olabiliriz—peki bunlar gerçekleşene dek ne olacak?

Özellikle kadınların heteroseksüelliği radikal anlamda dönüştürmesi, belki de heteroseksüelliğin çekici buldukları taraflarının samimi bir dökümünü çıkarmasıyla başlayabilir: Belli ki bu ev yanıyor, ama içinde kurtarmaya değecek bir şey var mı? Heteropesimizm bu dökümün önünü toptan kesiyor, o yüzden bunun, bir anlığına da olsa heteropesimist bir düzlemin dışına çıkabilen diyaloglardan ve anlatılardan süzülmesi gerekiyor.

Buna tarz bir diyalog, yazar Harron Walker’ın why do i like men (neden erkeklerden hoşlanıyorum) podcastinde geçiyor. Birinci bölümün konuğu Larissa Pham, Straight Pride’la dalga geçenlerin sözlerini tekrarlarcasına “Heteroseksüellik bir hapishane… heteroseksüellik berbat,” diyor. Pham heteroseksüelliği şımarıkça, mazoşist bir arzu kabul ederken Walker’a erkeklerden neden hoşlandığını “çünkü kendimize neyin iyi geldiğini bilmiyoruz… ve bizi mahvedecek olana karşı bir çekim hissediyoruz,” diye açıklıyor. Ardındansa rotayı “Kimi çekici bulduğunu seçemezsin,” gibi bilindik bir formüle kırıyor; yani hiçbir kadının heteroseksüelliği isteyerek seçmeyeceğini söylüyor.

Ama muhabbet ilerledikçe Pham gerçekten erkekleri neden çekici bulduğunu anlatıyor, mesela “güçlü kollar”, “penis”, ve “erkeklerin nasıl koktuğu, en azından çoğunun nasıl koktuğu” gibi şeyler söylüyor. Bunu takip eden bölümlerde konuklar, erkeklerin çekici özelliklerine dair fikirlerini paylaşıyorlar. Theda Hammel kadınların erkeklere yakınlaştığını çünkü bir erkeğe yakın olmanın onaylayıcı olduğunu söylüyor: “Kadınların erkeklerden hoşlanmasının nedeni—ya da özellikle trans kadınların erkeklerden hoşlanmasının sebebi—erkeklerin sevilesi olmasından değil… sadece kadınlardan farklı olmaları sayesinde kadınların kendilerinde hangi özellikleri beğeneceklerini ortaya çıkarmalarından.” Bu gözlemler, her ne kadar bariz şeyler gibi gelseler de, nadiren seslendiriliyor; ama böyle bir açıklıkla paylaşıldıklarında, heteropesimizmin kadınların arzularını ifade etmesine nasıl ket vurduğunu ortaya koyuyorlar.

why do i like men yarı şaka yarı ciddi (Walker’ın her bölümün başında bu soruyu sorarken sırıttığını sesinde hissedebiliyorsunuz) ama samimi bir sorgulama içeriyor. Walker, podcaste adını veren bu soruyu tekrar tekrar sorarak heteropesimist narkozdan uyanmaya doğru yol alıyor ve kendi kırılganlıklarını tekrar uyandırıyor. Böyle bir perspektiften bakınca, heteroseksüellik ölümcül bir hastalığın tanısı olmaktan çıkıyor; deneye ve değişime açık bir alan haline geliyor.

Heteroseksüelliğin normalleştirilmesi, uzun zaman kendini olduğu gibi tekrar ettirmesine ve kökten bir değişime karşı dokunulmazlık kazanmasına neden oldu. Günümüzde heteropesimizm, heteroseksüelliğin ne kadar değiştiğini gözden gizleyebiliyor—bu değişimin sebebi kendisi olduğu halde. Eleştirisini yöneltecek sabit bir nesnesinin yokluğunda, heteropesizmizmin mantığı işleyemez. Bu, tersinden, heteroseksizmin bütünselliğine yapılan yatırımın yeniden canlanmasına yol açıyor; bu yatırım dışa olumsuz bir duygu olarak vursa da heteroseksüelliğin bayat özellikleri tekrar tescillenmiş oluyor. Bu perspektiften heteropesimizm; toksik, sıkıcı ya da arızalı olduğunu (samimiyetle) düşündüğümüz şeylerin devam etmesine gizliden gizliye ne kadar bel bağlayabildiğimizi gösteriyor: Hayal kırıklığı olasılığı karşısında narkoz, merhem gibi gelebiliyor.

Çeviri: Deniz İnal

Bu yazının orijinali 9 Ekim 2019’da The New Inquiry sitesinde yayınlamıştır.

[1] ç.n. Heteroseksüel Onur Yürüyüşü.

[2] ç.n. İngilizce orjinalinde alıntı “bugün” kelimesiyle başlayıp “bugün” kelimesiyle bitiyor.

[3] ç.n. İnglizce “basic” hem temel hem de basit anlamında kullanılmaktadır.

[4] ç.n. Matriks filmine göndermeyle, kendi tercihiyle mavi ya da kırmızı hapı değil de mecburen siyah hapı seçen incellere yani istemsiz bekarlara braincel deniyor. Reddit gibi forum sitelerindeki bu erkek grup, kadınların karşı cins seçerken kişiliğe değil dış görünüşe baktıklarını ve bunu içgüdüsel olarak yaptıklarını savunuyor. Böylelikle kadınları cinsel olarak özgürleşememiş zalim cins olarak tanımlayarak kadın düşmanlığı yapıyorlar. Kadınlar karşısında hiçbir şansları olmadığı için de kendilerini siyah hapı yutanlar olarak tarif ediyorlar.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.