Çin’in Wuhan kentinin 20 Ocak’ta Korona virüsüne bağlı salgın nedeniyle karantinaya alınmasıyla başlayan halk sağlığı seferberliği Çin’de, ve bugün artık küresel düzeyde, yerel ve merkezi devletin yeterliliğini, medya ve sivil toplumun gücünü ve rolünü sorgulattı. Salgının tıbbi bir konu olmasının ötesinde birçok başka sosyal politika meselesini de gündeme getirdi.

17 Şubat’ta Çin’in Twitter’i Weibo’yu kasıp kavuran bir hareket, salgınla mücadelede kadın sağlık çalışanlarının rolü konusunda halihazırda rahatsızlığı olan Çinli feminist aktivistleri de aşarak hatırı sayılır sayıda kadının katıldığı toplu bir tepkiye dönüştü.

Çin Komünist Partisi’nin gençlik kolları olan, ve aslında alt sınıfları, dezavantajlı grupları ve kadınları devlet içerisinde en çok koruyup kollamasıyla bilinen ve Parti’nin gençler arasında en popüler organı olan Çin Gençlik Ligi hedefteydi. Yeni medya teknolojilerini iyi kullanmasıyla bilinen Çin Gençlik Ligi geçmişte de antropomorfik, yani insani özellikler atfedilmiş hayvan maskotları kullanarak, sanal ortamda vatanseverlik kampanyaları düzenlemiş ve apolitik gençlerin sempatisini kazanmıştı.

Bu sefer, Jiangshanjiao ve Hongqiman adlı biri kadın biri erkek iki çizgi karakteri Lig’in sembolü olarak Weibo hesaplarında tanımladılar. Bu iki naif ve sevimli karakterin öncekilerde olduğu gibi gençlerin sempatisini kazanarak karantina günlerinde kamuoyunu şenlendireceğini düşünmüşlerdi muhtemelen. Oysa gelen tepkiler o kadar yoğundu ki 12 saat sonra bu iki maskot geri çekilmişti bile.

İlk gelen tepkiler, Çin halkı karantina yüzünden sağlığı konusunda endişeliyken ve işe gidemedikleri için maddi kayba uğruyorken böyle gayriciddi bir girişimin zamansızlığı ve uygunsuzluğu üzerineydi. İlerleyen aşamalarda eleştiriler Çin devletinin salgına karşı birlik ve beraberliği sağlamak için ürettiği propaganda materyallerinin içeriğine yoğunlaştı. Bu propagandanın içeriği yoğunluklu olarak fakir ve güçsüz olan sıradan insanların devletlerine yardımcı olmak için yaptığı fedakârlıklardı ve devletin salgınla mücadelede yetersiz kaldığını düşünen halk, bu özveri hikayelerinden güç almaktansa onlara sinirleniyordu artık.

Çin sanal kamuoyu kısa sürede bu fedakârlık hikâyelerinin bir de toplumsal cinsiyet boyutu olduğu konusunda fikir birliğine vardı. Gerçekten de, salgınla canla başla mücadele eden sıradan insan öykülerinin kahramanları genelde kadınlardı. Örneğin, kadın sağlık çalışanlarının dokuz aylık hamileyken dahi vakaların en yoğun olduğu bölgelerde uzun saatler çalışması beklenirken ya da kadın sağlık çalışanları yukarıdan gelen bir emirle virüsün yayılmaması için saçlarını kazıtırken erkek sağlık çalışanlarından aynı özveri beklentisi olmuyordu. Hatta resmi kanallardan medyaya servis edilen fotoğraflara bakacak olursak erkek sağlık çalışanlarının virüsten korunma ekipmanları kadın meslektaşlarına oranla daha gelişmiş ve insan haklarına saygılı kullanıma açık gibi görünüyordu.

Bir kadın doktor bir televizyon kanalına verdiği röportajda ağır regl ağrısı çekmesine rağmen uzun saatler çalışmaya devam ettiğini söylemişti. Sabah haberlerinde bu röportaj olduğu gibi verilirken akşam haberlerinde regl ile ilgili kısım silinmişti. Sosyal medya kullanıcıları için bu dönüm noktası oldu. “Regl utanılacak, gizlenilecek bir şey midir?”, “Madem kadınların reglinden utanıyorsunuz, niye bizi uzun saatler çalıştırıyorsunuz?” soruları sosyal medyada dönmeye başladı.

Çok kısa süre içinde, Çin Gençlik Ligi’nin kadın maskotu olan Jiangshanjiao bu eleştirilerin odağı haline geldi. Sosyal medyayı Jiangshanjiao’yu hedef alan sorular doldurdu. Bu sorular Çinli kadınların hem gündelik hayatta ve toplumda hem de sosyal politika yapım süreçlerinde devlet eliyle karşılaştıkları soruları, önyargıları, suçlamaları ve beklentileri yansıtıyordu.

“Jiangshanjiao, regl misin?”

“Jiangshanjiao, bakire misin?”

“Jiangshanjiao, niye bakire değilsin?”

“Jiangshanjiao, niye evlenmedin hâlâ?”

“Jiangshanjiao, çocuk yaparsan iş sözleşmenin feshedileceği söylendi mi sana?”

“Jiangshanjiao, kadın olduğun için özel sektörde daha az maaş alacağın söylendi mi sana?”

“Jiangshanjiao, evlenirsen sonra da çocuk yaparsın diye iş görüşmesinden reddedildin mi?”

“Jiangshanjiao, hamile misin?”

“Jiangshanjiao, niye hamile değilsin?”

“Jiangshanjiao, niye ikinci bir çocuk doğurmuyorsun?”

“Jiangshanjiao, işin çocuk doğurmaktan daha mı önemli?”

“Jiangshanjiao, ilk çocuğun kız, niye ikinci bir çocuk doğurmuyorsun?”

“Jiangshanjiao, sen kızsın diye ailen bir de erkek çocukları olsun diye tekrar mı çocuk yapmak istedi?”

“Jiangshanjiao, cinsel tacize sessiz kalman mı beklendi senden?”

“Jiangshanjiao, giyim tarzından dolayı sana sürtük dendi mi?”

“Jiangshanjiao, doktora yaparsan evde kalacağın söylendi mi sana?”

“Jiangshanjiao, torunlarına bakmak için erken emekli olmak zorunda olduğun söylendi mi sana?”

“Jiangshanjiao, jiang shanjiao…”

“Jiangshanjiao…”

Gerçekten de, Jiangshanjiao’ya sorulan bu sorular Çin’de her kadının hayatının her aşamasında karşılaştığı sorular, baskılar ve yıldırma politikaları. Örneğin, nüfusun yaşlanmasına karşı iki çocuk yapmayı teşvik etmeye çalışan devlet, ailelerin ikinci çocuğu yetiştirebileceği uygun çalışma ortamlarını yaratmak ve sosyal hizmetleri geliştirmek yerine kadınlara yönelik söylemsel kampanyalara ağırlık verdi. İşyerlerine ücretsiz kreş, anne babanın her ikisine birden ebeveynlik izinleri gibi uygulamalar yerine anneliğin kadının en “kutsal” kimliği olduğuna, çocuk yapmanın kadının eşine, ailesine ve milletine karşı sorumluluğu olduğuna dair kamu spotları, kadınların zorunlu emeklilik yaşını yer yer 55’e kadar indirerek torun bakımını kadınlara yükleyen politikalar, yereldeki sağlık merkezleri aracılığıyla doğum yaş aralığındaki kadınlara uygulanan sözlü ikna çalışmaları gibi yöntemlerle ikinci çocuğu istemeyen genç, kentli ve eğitimli Çinli kadınların üzerinde bir tür “mahalle baskısı” kurma yoluna gitti. Benzer şekilde, yaşlanan nüfusla beraber yaşlı bakımı da yerel hükümetlerin altından kalkamayacağı bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Kadınların erken emekli olarak ya da genç yaşta istifa ederek evde çocuk ve yaşlı bakımını üstlenmesi teşvik ediliyor. Neyse ki, rakamlar gösteriyor ki, Çinli kadınlar bu kampanyalara aldırmıyorlar.

Jiangshanjiao da Çinli kadınların bu devlete ve erkek egemen topluma başkaldırısının sembolü haline geldi. Feministlerin önderliğinde Jiangshanjiao’nun adı ve imajı kısa sürede çeşitli kara mizah metinlerine, posterlere hatta şarkılara konu oldu. Sıradan Çinli kadının mizojiniye karşı verdiği mücadelenin anlatıldığı bu şarkının klibi beş milyonun üzerinde seyredildi ve hâlâ paylaşılıyor. Tasarımcısı Jiangshanjiao’yu “naif, geleneksel, saf ve püripak”, yani devletin görmek istediği haliyle tipik bir Çinli kadın olarak tasarlamıştı

ama sıradan ve gerçek Çinli kadınlar ona kendilerinin tüm çelişkilerini ve çeşitliliğini içerecek şekilde, varsayımlardan ve beklentilerden uzak gerçek kimliğini verdiler.

Kız kardeşliğimize hoşgeldin Jiangshanjiao!

http://elephant-room.com/2020/02/24/the-story-of-jiangshanjiao-江山

娇/https://www.gazeteduvar.com.tr/kadin/2019/03/15/cinli-kadinlarin-cicek-babandir-deme-vakti-mi/

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.