Toplumsal cinsiyete ve dine dair kalıp yargıların kökünü kazıyor.

Fotoğraf: Putu Sayoga

Joyce Chu

Solist mikrofona bağırırken çalınan gitar riffleri, titreşen bas soloları ve gürültülü davul zilleri yankılanıyor. Kalabalık mosh pit yapacak bir alan oluşturuyor, çığlık atan hayranlar çılgına dönüyor ve gözle görülür bir şekilde enerjiyle dolup taşan grup üyeleri performanslarını sürdürürken gülümsüyor ve kafa sallamaya devam ediyorlar.

Bu, tipik bir rock konseri gibi görünse de Voice of Baceprot’un sıradanlık ile alakası yok.  Endonezya’nın müzik sahnesini alt üst ederek ilerleyen bu tamamı kızlardan oluşan, başörtülü, ergen heavy metal üçlüsü, toplumsal cinsiyet ve dine dair kalıp yargıların kökünü kazıyor.

Batı Cava’nın muhafazakâr bir köyü olan Garut’tan gelen VoB üyeleri —17 yaşındaki solist ve gitarist Firdda Kurnia, 16 yaşındaki basçı Nidi Rahmawati ve 17 yaşındaki baterist Euis Siti Aisyah— grubu kurdukları 2014 yılına kadar ne metal müziğe dair bir şey duymuşlar ne de bir enstrüman çalmışlar. Ebeveynleri çiftçi olan bu üç kız günlerini İslami eğitim veren bir okulda geçiriyorlardı. O sene, müzik öğretmenlerinin laptopunu karıştırırken, şans eseri bir metal müzik koleksiyonu buldular. Anında bir yakınlık hissettiler.

“Metal müziği ilk duyduğumuzda aşık olduk,” diyor bir röportajda Kurnia, “Bizim için metal, eleştirel sesimizi duyurmak için bir araç. Metal müzik ruhumuzdaki kararlılıkla uyuşuyor.”

Kızlar yeni keşfettikleri bu tutkuyu tam olarak öğrenmeyi kafaya takarak, müzik öğretmenlerinin rehberliğinde okul sonrası her gün pratik yapmaya başladılar. Kısa zamanda yerel ölçekte sahne almaya, karışık riffleri ve ritimleri yılların tecrübesine sahip insanlar gibi çalmaya başladılar.

Fakat bu durumdan herkes memnun değildi. Başlangıçta ebeveynleri evde gerginlik yaratıp, çalmalarını yasakladı. Kızlar aynı zamanda metali şeytani bir müzik olarak gören ve kadınlara uygun olmadığını düşünen radikal dindar kesimden sosyal medya üzerinden sayısız tehdit aldı. Bir gece kayıt sonrası, saldırganların aşağılayıcı mesajlar yazılı kağıtlarla sardıkları taşlı saldırısından bisikletlerine binip kaçarak kurtuldular.

Kurnia, South China Morning Post’a, “Başörtümü çıkarmam gerektiğini söylediler,” diye anlattı, sosyal medya akışını kastederek. “Metal müzik çalarken başörtüsü takmanın kafirlik olduğunu söylediler.”

Kurnia, bu tepkinin onu hayallerinin peşinden gitmekten alıkoymasına izin vermedi. Sırf onun gibi, Müslüman kadınların sıklıkla görülmediği bir alanla iştigal etmeyi tercih etmesi, onu inancına daha az bağlı da kılmıyordu.

Kurnia “Bizim için metal yalnızca bir müzik türü,” dedi The Week’e. “Müzik yapıyoruz ama namaz kılmayı bırakmadık; diğer [dini] yükümlülüklerimizi bırakmadığımız gibi başörtüsü takmaya da devam ediyoruz.”

Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin en büyüğü olan Endonezya’da, muhafazakâr kalelerin bulunduğu bölgenin dışında, pek çok Endonezyalı İslam’ın ılımlı bir biçimini yaşıyor. Din genellikle, müzik dahil olmak üzere, ana akım kültürle kaynaştırılıyor. Örneğin, Güneydoğu Asya’da türünün en büyüğü olan, her yıl düzenlenen Hammersonic metal festivaline, namaz molaları dahil edildi. VoB ve diğer metal sanatçıları, Metallica gibi grupları coverladıklarında, genellikle şarkı sözlerini dinlerine ve kültürlerine daha uygun hale getirmek için değiştiriyorlar.

South China Morning Post’un belirttiğine göre, Endonezya’da Güneydoğu Asya’nın en büyükleri arasında yer alan ve gelişmekte olan bir metal sahnesi var. Bu tür, 1990’larda ani bir yükselişe geçti ve Suharto’nun onlarca yıl süren askeri diktatörlüğüne karşı bir direniş biçimi olarak kullanıldı. Bu baskıcı rejimin altında hükümete karşı aleni muhalefet, genellikle hapis ya da ölümle sonuçlanıyordu. Buna rağmen, metalciler şarkılarına, muhalefet bilincinin gelişmesine yardım eden ve aktivizmin sürdürülebileceği bir sosyal altyapı sağlayan siyasi konuları ve ulusal mevzulara dair büyük referansları serpiştirdi. Etnomüzikolog Jeremy Wallach’a göre, “sahneleri, rejimin devrilmesine katkı sağlayan kültürel heyecanın bir parçasıydı.”

Bu geleneğe uygun biçimde, VoB da eğitim sistemi, dini hoşgörü ve iklim değişikliği ile ilgili şarkılar söyleyerek müziklerini bir direniş biçimi olarak kullanıyor.

The Week ile yaptığı bir röportajda fotoğrafçı Putu Sayoga grupla ilgili olarak “Çok yetenekli olduklarını düşünüyorum” dedi. Hepsi kızlardan oluşan bu Müslüman metal grubunu haberlerde duyunca, VoB fenomenini kendisi deneyimlemek için yedi saat seyahat ederek Jakarta’dan Garut askeri üssüne gelmiş. O sıralarda, grup çoktan ulusal kanalda çalmıştı ve ülke genelinde tanınıyor, beğeni topluyordu. Ebeveynleri de bu ilgiden etkilenmiş, artık onlara tam destek veriyorlardı.

“Kalabalık çok çılgındı,” dedi Sayoga. “İnsanlar dans ediyor, sahne önünde mosh pit oluşturuyorlardı. Konserde kendimi çok enerjik hissettim. Kadınların dans ettiğini ve şarkı söylediğini görmek oldukça ilginçti.”

VoB, yalnızca Endonezya’da değil dünya genelinde de ilgi çekmeye devam ediyor. Kurnia’nın grup için büyük hayalleri var: Dünyanın dört bir yanına seyahat etmek ve insanlara, grubun “metal müziğin diğer yüzü” olarak adlandırdığı müziklerini tanıtmak istiyor. Diğer kızlara kabuklarını kırmak için ilham vermeyi umut ediyor.

“Farklı olmaktan korkmayın,” diye belirtiyor Kurnia. “Kendimiz olduğumuzda, mükemmel olabiliriz.”

*Putu Sayoga’nın çalışmalarına dair daha fazla bilgi almak için, websitesini ve Instagram sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Voice of Baceprot’u Facebook ve Instagram’dan takip edin.

Çeviren: Gaye Polat

Bu yazının orijinali 19.3.2018 tarihinde The Week sitesinde yayınlanmıştır.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.