Şiddetin en iyi tanımlamalarından biri, kişinin otonomisine zarar vermektir. O yüzden otonomimize zarar veren her durumu bir şiddet biçimi ya da şiddeti ortaya çıkaran bir çevre olarak değerlendirmeliyiz.

Kadına yönelik şiddet biçimlerinden en tanımlanamayan ve ispat edilmesi zor olanı duygusal şiddettir. Kadın hakları savunucuları arasında bile duygusal şiddetin tanımlanması ve kapsadığı alanlar açısından kafa karışıklığı mevcuttur. Belki bu noktada, dönüp kadına yönelik şiddet tanımlamasına bakmamızda fayda vardır. Kadına yönelik şiddet, Birleşmiş Milletler tarafından bir kişinin toplumsal cinsiyetine veya cinsiyetine dayalı olarak o kişiye yönlendirilmiş fiziksel güç, zorlama, tehdit, aldatma, kültürel beklentiler veya ekonomik güç kullanarak iradesi dışında hareket etmeye zorlamayı kapsayacak biçimde tanımlanmaktadır.[1] Aslında tanımlamaya baktığımızda da kafa karışıklığımız devam etmekte. Silahla öldürülmek kadar, hakaret de kadına yönelik şiddet kavramının içerisinde mi değerlendirilmeli? Şiddet tanımını her iki durum için de kullanınca, hayatı tehdit eden ya da fiziksel yaralanmayla sonuçlanan şiddetlere “gerekli” hassasiyeti göstermemiş mi oluruz? Ya da partnerimiz bize hakaret etmesi durumunda şiddete maruz kalıyorum dediğimizde, partnerimizi çok zor bir durumda hani o canilerle aynı tarafta mı bırakmış oluruz? Ya da bunların hepsi, kadına yönelik şiddetin dile gelmeyişini bizim akla uygun hale getirme çabamız mı?

Gelin öncelikle şiddet kavramını derinlemesine inceleyelim. Şiddetle ilgili pek çok teori ortaya atılsa da en kabul görenlerden biri “Ekolojik Model”dir.[2] Bu modeldeki ana nokta, şiddeti ortaya çıkaran ve etkileyen faktörleri anlamak adına bir çerçeve sunmasıdır. Bunu, dört seviyede bir sınıflandırma modeli ortaya atarak yapar.

İlk seviye, biyolojik ve kişisel tarihi faktörleri içermektedir. Bunun içerisinde yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi gibi demografik bilgiler, agresif davranışlara veya kendini değersizleştirme davranışlarına sahip olmak gibi kişilik özellikleri, alkol veya madde kötüye kullanımı vb. yer alır.

İkinci düzey, daha yakın ilişkileri içerir; örneğin partnerler, aile üyeleri ve arkadaşlar arasındaki ikili ilişkileri kapsamaktadır: şiddete maruz kalma, şiddet eylemlerini gerçekleştiren veya kışkırtan arkadaşlara sahip olmak vb.

Üçüncü düzey, topluluk bağlamlarını araştırır. Okullar, işyerleri, mahalleler gibi sosyal ilişkiler geliştirilen ortamlardaki ilişkileri inceler; örneğin ekonomik sorunların ya da uyuşturucu madde kullanımının fazla olduğu ortamların varlığı vb.

Dördüncü düzey, toplumun yapısını inceler: şiddeti teşvik eden veya engelleyen bir iklim yaratılması, bi̇reysel si̇lahlanmanın teşvi̇k edi̇lmesi, erkeklerin kadınlar üzerindeki hakimiyeti, siyasi çatışmaların fazla olması, göçmenlere karşı ayrımcılığın fazla olması, gruplar arasındaki ayrımcılık vb. gibi.

Farklı halkalar, farklı seviyelerde birbirini güçlendirmekte veya değiştirmektedir. Halkalar arasında birbirini çift yönlü oklarla etkileyen bir ilişki vardır. Örneğin, saldırgan bir kişilik özelliğine sahip olma 1. seviye, şiddeti anlaşmazlıkların çözüm aracı olarak kullanan aile içinde büyümek 2. seviye, komşularının gözlenen şiddeti normalleştirmesi 3. seviye, devletin şiddeti yasal olarak cezasız bırakması, sosyal medya aracılığıyla şiddetin normalleştirilmesi 4. seviye içerisinde ele alınabilir.

Dünya Sağlık Örgütü de şiddeti ele alabilmek için, Ekolojik Model’i anlamanın öneminden bahsetmektedir.[3] Bunun için öğrenilen davranışlar arasındaki ilişkiyi netleştirmek,
erkeğin şiddet içeren davranışı ve kadının pasif davranışını tüm seviyelerde incelemek önemlidir. Böylelikle insanların şiddet davranışlarını önlemeye yönelik yardım programları oluşturulabilir.

Her ilişki içerisinde farklı şiddet tipleri baskın olabilir ancak bunlar birbirine geçişin olmayacağı anlamına gelmez. İlişkilerin içerisindeki iki farklı şiddet paternini şu şekilde ortaya koyabiliriz:[4]

1.Şiddetli ve büyüyen bir şiddet biçimi: Farklı şiddet biçimlerini içerir, terör şeklinde artan şekilde sahiplenici ve kontrol etmeye yönelik şiddet biçimlerini içerir.

2.Daha ılımlı bir şiddet biçimi: İlişki, sürekli hayal kırıklığı ve öfke üzerine inşa olur ancak zaman zaman fiziksel saldırganlık da patlak verir.

Fiziksel saldırganlık içeren şiddet, en belirgin ve saklanması zor şiddet biçimidir. Ancak duygusal şiddet de kişinin kendine güvenini, kendini değerli hissetmesini bozan ciddi fiziksel ve psikolojik sorunlara neden olabilen bir şiddet biçimidir.

Millett’e göre patriyarka, tarihte benzeri olmayan bir egemen ideolojidir. Bu ideoloji, kadınları erkekleri memnun etmekle yükümlü kıldığı gibi, bu durumu kabul etmeye de şartlandırmaktadır.[5] Patriyarkal sistemin her geçen gün üzerimizde daha fazla etkisini hissettiğimiz günlerden geçiyoruz. Bizleri en fazla etkileyen ilişkiler de en fazla temasta bulunduğumuz partnerlerimiz, aile ilişkilerimiz, arkadaşlık ilişkilerimiz ve iş ilişkilerimiz içinde inşa ettiğimiz bağlar.

Şiddetin en iyi tanımlamalarından biri, kişinin otonomisine zarar vermektir.[6] Otonomi, başka bir kişi ya da durumdan bağımsız karar verme, kendi kendini yönetebilme yetisine denir. Yunanca’dan gelen “auto” (öz, kendi kendine) ve “nomos” (kural, yasa) kelimelerinin birleşiminden oluşur. Şiddeti her zaman elinde bıçakla bir yabancıdan gelen ya da bir caniden gelen bir olay olarak değil, otonomimize zarar veren her durumu bir şiddet biçimi ya da şiddeti ortaya çıkaran bir çevre olarak değerlendirmeliyiz. Maalesef, şiddet hayatın içerisinde sıklıkla karşımıza çıkan bir olay olabiliyor. Çoğunlukla sevdiğimiz, bizi sevdiğini ya da korumaya çalıştığını düşündüğümüz kişiler tarafından gerçekleştirilebiliyor. Bizi şiddete maruz bırakan kişiyi sevmemiz ya da onun bizi sevdiğini düşünmemiz, şiddete maruz kaldığımız gerçeğini değiştirmiyor. Bir arkadaş ortamında fikirlerimiz yok sayıldığında, küçümsendiğinde, o sırada karşı tarafın komik ama bizim ya da çevrenin aşağılayıcı bulduğu lakaplarda, güya çok para harcadığımız için ve ekonomik durumumuzu kalkındırmak adına kredi kartımızın kontrolü elimizden alındığında, bazı arkadaşlarımız tehlikeli ya da küçük görülerek görüşmemizin uygun olmadığına karar verildiğinde, bazı kıyafetlerin bize çok yakıştığı ancak çevredeki “o insanlardan” dolayı giymemizin uygun olmadığına hükmedildiğinde şiddete maruz kalıyoruz. Bunlar o sırada gözümüze masum hatta bazen bir tür sevme biçimi olarak gözükse de yakından baktığımızda otonomimize zarar verdiğini düşünüyorsak, hele ki bu davranışlar sosyal destek olarak gördüğümüz kişilere ulaşmamızı engelleyen bir boyuttaysa, bunların kesinlikle ciddiye almamız gereken duygusal şiddet biçimleri olduğunu söyleyebiliriz.[7]

Şiddet biçimleri aynı çevrede filizlenir ve birbirine evrilebilir. Fiziksel şiddet ve duygusal şiddetin kişi üzerinde yarattığı harabiyet doğrusal bir ilişki içerisinde henüz gösterilmemiş olsa da, duygusal şiddete maruz kaldığımız çevrede cinsel şiddete ya da fiziksel şiddete de maruz kalabileceğimiz gerçeğini aklımızdan çıkarmamız gerekir. Patriyarkanın gölgesini üzerimizde hissettiğimiz anda kadın mücadelesinin ışığı ile o gölgeyi kovmamız gerektiğinin farkına varmalıyız. Patriyarkanın yarattığı şiddetin sadece erkek cinsiyetinden gelmeyeceğini, “adamakıllı” olan kadın ve erkeklerden gelebileceğini de aklımızdan çıkarmamalıyız.

[1] https://help.unhcr.org/turkey/tr/social-economic-and-civil-matters/sexual-and-gender-based-violence/

[2] Heise L. Violence against women: an integrated, ecological framework. Pop Reports 1998; 4(3):262-90.

[3] https://www.who.int/violenceprevention/approach/ecology/en/

[4] García-Moreno C, Heise LL. Violência perpetrada por parceiros íntimos. In: World Health Organization. World Report on Violence and Health. Genebra: OMS;2002; p. 91-121.

[5] Millett, Kate. Cinsel Politika, Seçkin Selvi (çev), 2. Baskı, İstanbul: Payel Yayınevi, 1987.

[6] Casique Casique L, Furegato ARF. Violence against women: theoretical reflections. Rev Latino-am Enfermagem 2006 novembro-dezembro; 14(6):950-6.

[7] Ali, Alisha. Where is the Voice of Feminism in Research on Emotional Abuse? Journal of Gender Studies, Vol. 16, No. 1 March 2007, pp. 73–77.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.