Cinsiyet Eşitliği Politikaları Derneği, danışmanlık verdiği kurumların cinsel taciz ve şiddeti ele alırken önleyici yaklaşımı benimsemesi ve bütünlüklü bir kurum politikası geliştirmesi hedefiyle kısa bir süre önce yola çıktı. Kuruluş süreci, amacı hakkında bilgilenmek ve çalışmalarını daha yakından tanımak üzere dernek çalışanları Cemre Baytok ve Yasemin Köker ile yaptığımız söyleşiyi paylaşıyoruz.

Dernek ne zaman kuruldu ve nasıl bir ihtiyaçtan ortaya çıktı?

Cemre: Dernek Şubat 2022’de kuruldu. Türkiye’de son yıllarda farklı kurumlardan toplumsal cinsiyet eşitliğinin kurum içinde sağlanması için destek talepleri geliyordu. Kurumlar, bünyelerinde cinsiyetçi davranışların, cinsel tacizin, şiddetin önlenmesi için bir politika belgesi hazırlamak ve mekanizmalar oluşturmak üzere adım atmaya başladılar. Bu çalışmalara destek olabilecek, katkıda bulunabilecek bir yer eksikliği sebebiyle bu derneği kurmaya karar verdik. Çalışma yaşamında cinsiyet eşitliğine yönelik hem kalıcı olabilecek hem de bu alandaki çalışmayı daha etkili hâle getirebilecek bir çözüm olarak bir yapı oluşturmayı önemsedik.

Yasemin: Dernek, başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere, meslek örgütleri, tüzel kişiliği olmayan platformlar, kamu kurumları, özel şirketler gibi farklı yapıda kurumlara çalışma hayatında cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve toplumsal cinsiyet temelli her türlü ayrımcılık ve şiddetin önlenmesi için yapısal değişikliği hedefleyen bir politika oluşturmalarında destek olma amacıyla kuruldu. Bir kurumun çalışma yaşamında toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlaması için herkesi kapsayan (yönetici, çalışan, gönüllü, hizmet alınan-verilen, faaliyetler sebebiyle bir şekilde temas kurulan) bütünlüklü bir politika oluşturulması gerekiyor. Bugün Türkiye’de özellikle üniversitelerin ve sivil toplum alanında birçok kurumun kurum politikası oluşturma konusunda biriken bir deneyimi var. Derneğin amacı, varolan bu deneyimden ve süregiden mücadelenin birikiminden faydalanarak, ihtiyaçları gören, kağıt üzerinde kalmayan, bütünlüklü ve güncel kurumsal pratiklerin oluşmasına yardımcı olmak.

Şimdiye kadar neler yaptınız, yapmaya devam ediyorsunuz?

Yasemin: Şubat’tan bu yana geçen zamanda danışma kurulumuzun da önerilerini takip ederek, derneğin faaliyet alanını daha yakından tanımak ve ihtiyaçları belirlemek için toplumsal cinsiyet alanında çalışan kurum ve kişilerle toplantılar düzenledik. Daha sonra hem kendi eğitimlerimizde kullanmak hem de çalışma yaşamında toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik çalışmaların üretimine destek olmak amacıyla bilgilendirici materyaller ve rehberler hazırladık. Bunların tamamına internet sitemizden ulaşılabiliyor. İnternet sitemizin, toplumsal cinsiyet eşitliğini kurum düzeyinde gerçekleştirmek isteyen, hâlihazırda bir kurum politikası bulunmayan ve oluşturmak isteyen ya da oluşturduğu belgeleri ve mekanizmayı güncel tutmak isteyen yerlere kaynaklık etmesini istiyoruz. Bu sebeple sitede kendi ürettiğimiz materyallerin yanı sıra bu alandaki araştırma ve kaynaklar ve farklı kurumlardan politika belgesi örnekleri de bulunuyor. Bu sene ayrıca destek talep eden ondan fazla kuruma danışmanlık vermeye başladık. Ortaklıklar olmakla birlikte her kurumun yapısı, kapasitesi ve ihtiyaçları farklı oluyor. Eğitimleri bu farklılıkları gözeterek şekillendirmeye çalışıyoruz. Bu eğitimler önümüzdeki dönemde de devam ediyor olacak. Bunların dışında yakın zamanda Hafıza Merkezi Berlin’le birlikte “Hak Savunuculuğunu Toplumsal Cinsiyet İlişkileriyle Birlikte Tartışmak” başlıklı dört oturumluk bir toplantı serisi planladık. Sivil toplum ve hak savunuculuğu alanlarında çalışan, gönüllülük yapan, mücadele yürüten tüm kadın ve LGBTİ+ların katılımına açık şekilde, online olarak gerçekleşen bu toplantılarda sivil alanın cinsiyetçilikle ilgili problemlerini, deneyimlerimizi, oluşturulan mekanizmaların eksik kaldığı noktaları, neler yapabileceğimizi konuşuyoruz. Bu toplantı serisinde açığa çıkacak deneyim temelli bilginin de derneğin faaliyetlerini şekillendireceğini düşünüyorum.

Nasıl çalışıyorsunuz, dernek kimlerden oluşuyor?

Cemre: Derneğin kuruluşunda feminist ve LGBTİ+ örgütlerinden kişiler, üniversitelerdeki cinsel tacizi önleme birimlerinden deneyimi olan akademisyenler yer aldı. Dernek çalışanı henüz ben ve Yasemin, iki kişiyiz. Toplumsal cinsiyet alanında çalışan kurum ve kişilerle iletişim halinde çalışıyoruz.

Çalışma hayatında cinsel taciz ve şiddetle mücadeleyi feminist bir perspektifle yapmanın anlamı ve önemi ne?

Cemre: Cinsel taciz ve şiddetle kurumsal mücadele feminist hareketin yıllardır süren mücadelesinin kazanımlarından biri. Cinsel taciz ve şiddetin tahlilini yapan ve çözüm önerilerini tespit eden feminizm olduğu için mücadelenin de feminist perspektiften uzak olması düşünülemez. Cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan şiddetle mücadele edebilmek için patriyarkanın önce adını koyabilmek, şiddetin bu sistematik güç ilişkisinde nerede durduğunu anlamak ve şiddete maruz kalanların güçlenmesi ve eşitliğin sağlanması için çaba göstermek gerekiyor.

Yasemin: Çalışma yaşamında toplumsal cinsiyet eşitliği söz konusu olduğunda; istihdamda eşitliğin, fırsatlara ve kaynaklara erişimde eşitliğin, karar alma mekanizmalarında eşit erişimin, eşit işe eşit ücretin ve eşit hakların yanı sıra çalışma ve iş yaşamının her türlü ayrımcılık ve şiddetten arındırılmış olması anlamına geliyor. İş yaşamında taciz ve şiddetin önlenmesi, kadınların ve LGBTİ+ların güvenli ve eşit koşullarda çalışması için bir şart. Son yıllarda bu alandaki kurum içi düzenlemelerin arttığından, kurum politikası oluşturma yönünde çoğalan taleplerden söz ettik. Politika belgeleri veya cinsiyet eşitliği planları kimi zaman fon örgütlerinin talebi veya uluslararası kuruluşlarla ilişkiler sebebiyle de gündeme gelip hazırlanabiliyor. Bu konuda bizim için esas olan, deneyimden beslenen, gerçekçi ve kalıcı pratik adımlar. Bunlar olmadığı sürece bu belge ve planların hayata geçmesi çok zor. O nedenle, hem bütüncül ve kapsamlı yaklaşımında hem yönteminde feminist kazanımlardan beslenen kurum politikalarının üretilmesinin gerekli olduğunu vurgulamak istiyoruz.

Feminist harekette ve kadın hareketinde de kimi örgütlerden ve kurumlardan kişilerle ilgili ifşalarla ve bunun üzerine yürütülen süreçlerle karşılaşıyoruz, deneyimliyoruz. Bununla dernekteki daha kurumsal çerçeve arasında nasıl bir ilişki var?

Yasemin: Hak mücadelesi yürüten örgüt ve kurumlarda gündelik ilişkileri ve iş ilişkilerini nasıl kurduğumuza yönelik düşünme pratiği eksik olabiliyor. Bu alanlarda eşitsizliğin ve ayrımcılığın olmayacağı, buraların taciz ve şiddetten azade olduğu düşünülebiliyor. İfşalar ve bu ifşalardan doğru yürütülen süreçlerdeki eksiklikler bu bakışın gerçeği yansıtmadığının, içinde olduğumuz yapılar, örgütlenmeler ve ürettiğimiz ayrımcı söylem ya da davranışlar üzerine düşünmemiz gerektiğinin bir göstergesi. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini engellemeye yönelik politika oluşturmak ve somut adımlar atmak ayrımcılığın ve şiddetin önlenmesinde çok önemli bir adım. Ayrıca oluşturulan mekanizmada bir vaka yaşandığında yürütülecek sürecin adımlarının önceden belirlenmiş olması, şeffaf ve güvenilir olması tacize ve şiddete maruz kalan için de sürecin kendisini kolaylaştırıyor.

Cemre: İfşa şiddet ve tacizle mücadelede başvurulan yöntemlerden biri. Derneğin alanı olan çalışma yaşamındaki cinsiyet eşitliğini ihlal eden fiillerin ifşa edilmesine giden yola baktığımızda, kurumların önleyici politikalarının ve fiiller karşısında etkili yaptırım mekanizmalarının olmadığını görüyoruz. Bu nedenle de, bir kurum içerisinde öncelikle bir taahhüt, sonrasında da cinsiyet eşitliğine dair kurum politikasının somut adımlarının tanımlanması ve hayata geçirilmesi gerekiyor.

Çalıştığınız kurum ve örgütlenmelerde en çok karşılaştığınız / gözünüze çarpan sorunlar neler?

Cemre: Bize başvuran kurumlar, bu alanda adım atmaya niyetli yapılar. Öncelikle bu çok önemli, yani toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının bir mesele olarak görüldüğünü ifade ediyor. Türkiye’de, içinde bulunduğumuz ortamda, bunun çok önemli olduğunu söylemeliyiz. Fakat hem kurumların erkek egemen yapıları ve kimi dirençler hem de somut adımlar atmak ve bunların takip edilmesinde yaşanan zorluklar, birçok kurum için politika belgesinin açıklanması ve sonrasında sürecin ortada kalması anlamına gelebiliyor. Bir kurumun eşitlikçi yapısının sağlanması önleyici mekanizmalardan geçiyor. Bunun için de kurum içindeki farklılıklar, engeller, taleplere dair bir bilginin edinilmesi gerekiyor. Bu tür kurum içi veya sektörel araştırmalar henüz çok yeni. Öte yandan, toplumdaki baskılar da otosansüre veya hareketsizliğe sebep olabiliyor.

Bir örgütlenmenin CTS politika belgesi olması neden önemli?

Yasemin: Politika belgesi bir taahhüt metni. Kurum politikası oluşturmanın ilk adımı olarak kabul ediliyor. Kurumun toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki perspektifini ortaya koyuyor. Bu belge aracılığıyla kurum, hem kurum içinde hem de faaliyetlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğini benimseyeceğini ve toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine yönelik ayrımcılıkla, taciz ve şiddetle mücadele etmeyi ve bu konuda kurum içi mekanizmalar geliştirmeyi taahhüt ediyor. Politika belgeleri bence her şeyden önce bir kurumun kurum içinde toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmasında üstlendiği sorumluluğu ortaya koyması açısından önemli. Bu belge aynı zamanda bir takım tanımları da içeriyor. Şiddet fiillerini ve iş yaşamında kabul edilemez ayrımcı davranışları tanımlıyor.

Politika belgesi olan yerler bu belgeleri hayata geçirebiliyor mu? Yoksa kağıt üstünde mi kalıyor? Mekanizmalar nerede tıkanıyor?

Yasemin: Politika belgesi yazımının ardından sürecin durması sıkça rastladığımız bir problem. Bu belgenin bir anlam ifade etmesi ve hayata geçirilmesi için, vaka karşısında nasıl bir mekanizma yürütüleceğini ve nasıl başvuru alınacağını somut bir şekilde ifade eden bir yönerge oluşturulması gerekiyor. Bunun yanı sıra bir faaliyet takvimi belirlenmesi, ihtiyaçları açığa çıkartacak kurum içi araştırmaların yapılması ve eğitimler düzenlenmesi gerekiyor. Cemre’nin daha önce dediği gibi bu tarz kurum içi araştırma pratikleri çok zayıf. Ayrıca politika belgesinin ve mekanizmanın varlığını duyurmak, kurum dolayısıyla ilişkilenen herkese, örneğin yapılan sözleşmelere eklemek, yaygınlaştırmak gerekiyor. Bunun da çoğu zaman atlandığını görüyoruz.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Yasemin: Sorular için teşekkür ederiz. Kendi kurumlarında kurum politikası geliştirmek isteyen kişiler, bize e-mail aracılığıyla veya sosyal medya hesaplarımız üzerinden ulaşabilir. Bunun dışında, internet sitemizde yer alması gerektiğini düşündüğünüz metinleri de bize iletebilirsiniz.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

one × two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.