22 Haziran 2002’de “Kadınlar, erkeklerden ve toplumdan alacaklarını istiyor” sözüyle kadın kuruluşları, 22 Kasım 2001’de kabul edilen ve 1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren 4721 sayılı Medeni Kanun’da 2001 yılından önce evlenen kadınların emeğinin değerinin verilmediğini belirterek kampanya başlattı. Kampanyayla, boşanma sonrası malların eşit paylaşımı ilkesinin 1 Ocak 2002’den geriye doğru işletilmesi talep edilmişti.

Bu kampanya sönümlendikten sonra yirmiyi aşkın kadın örgütü, Kadına Yönelik Ekonomik Şiddete Hayır Platformu’nu oluşturarak yaklaşık 17 milyon evli kadını mağdur eden “Medeni Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun”un 10. maddesinin değiştirilmesi için “Kadına Yönelik Ekonomik Şiddete Hayır” kampanyasını başlattılar. Kampanyanın başlangıç eylemi olarak da 24 Mayıs 2003 tarihinde Beşiktaş Semt Pazarı’nda masa açıldı.

Kampanya süresince Türkiye’nin her tarafında stantlar kurularak bildiriler dağıtıldı. Konuya ilişkin TBMM’ye gönderilmek üzere hazırlanmış dilekçeler imzalatıldı. Kampanya toplanan 30.000 imzanın Meclise gönderilmesi sonrası sona erdi.

Yeni Mal rejimi uygulamasından 1 Ocak 2002 tarihinden önce evlenen kadınların da yararlanması için Anayasa Mahkemesi’ne yapılan iki başvuru da reddedildi.

Dolayısıyla kadınların tüm çabalarına, açılan davalara rağmen Yeni Medeni Kanun’da formüle edilen evlilikte edinilmiş malların paylaşımı 1 Ocak 2002 öncesi için geçerli olmadı.

Bildiri metni:

17 milyon evli kadın emeğinin peşinde!

Yıllarca dışarda ve evde çalışıp ürettiğimiz her şeye, tek bir cümleyle el konulabilir mi?

Evet; Medeni Kanun’un Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 10. maddesi, tam da bunu yapıyor.

Türkiye’de şu anda 17 milyon evli kadın açık bir gaspla karşı karşıya.

Geçen yıl kadınların yoğun mücadelesiyle elde ettiği, boşanma halinde malların eşit bölüşümünü düzenleyen yeni mal rejimi yasası, bir yürürlük maddesi konularak, 1 Ocak 2002 tarihinden önce edinilen mallar için uygulanamaz hale getirildi. Söz konusu madde, biz kadınların ev işleri, çocuk ve eşler başta olmak üzere diğer aile bireylerinin bakımı için dışarda ve evde çalışarak yarattığımız emeğin karşılığını, evliliklerin başlangıcından 1 Ocak 2002 tarihine kadar olan bölümünü yok sayıyor. Yani, 1 Ocak 2002 tarihine kadar çalıştığımız, kazandığımız, emeğimizle ürettiğimiz her şey yine erkeklerin!

Binlerce yıldır emeğimizin karşılığını alamadığımızı yaşamlarımız dışında rakamlar da açıkça ortaya koyuyor. Dünyada çalışanların önemli bir çoğunluğunu biz kadınlar oluşturmamıza rağmen, elde edilen kazancın sadece yüzde 1 ile yüzde 10 arasında değişen küçük bir kısmına sahibiz. Güneydoğu Anadolu’da kadınların yüzde 93,5’inin ve kadınların daha iyi durumda olduğu söylenen Ege Bölgesi’nde bile yüzde 74,6’sının tek kuruş geliri yok. Tapulu malların sadece yüzde 8,7’si kadınların: diğer bir deyişle yüzde 91,3’ü erkeklerin üzerine kayıtlı. Yani, biz kadınlar tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yoksuluz. En çok da ev içi emeğimiz görmezden geliniyor. Oysa ev içi emeğimiz değerlidir, maddi bir karşılığı vardır ve bu karşılık, mesleki faaliyet için harcanan emekle eşit ekonomik değerdedir.

Çalışıp, didinip ayrılık kapıya dayandığında beş parasız kapı dışına bırakılan biz kadınlarız. Parasızlık ve geçim derdi yüzünden dayağa, baskıya katlanan, istemediğimiz insanlarla evliliklerimizi sürdürmek zorunda bırakılan yine biziz… İşte bu ekonomik şiddettir! Biliyoruz ki, ekonomik şiddet sürdükçe de, biz kadınlara yönelik her türlü şiddet ve ayrımcılık devam edecek, haklarımızı elde etmek ve korumak ise zorlaşacaktır.

Bu haksızlığa sessiz kalmayan kadın kurum ve gruplarının yansıra tek tek kadınlar olarak, Kadına Yönelik Ekonomik Şiddete Hayır Platformu’nda bir araya geldik. 1 Ocak 2002 tarihinden önce evlenen kadınların, yeni Mal Rejiminden evliliklerinin başlangıcından itibaren yararlanabilmeleri için başlattığımız kampanyamızı sonuç alana kadar sürdürme
kararlığındayız.

Hangi partiden olursa olsun kampanyamıza sahip çıkacaklarından şüphe duymak istemediğimiz kadın milletvekillerini yanımızda görmek istiyoruz. Başta, 10. maddeye muhalefet şerhi koyan Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin olmak üzere, AKP’li milletvekillerinden, muhalefetteyken verdikleri sözü tutmalarını, her fırsatta kadın haklarına sahip çıktığını iddia eden CHP’nin milyonlarca kadını mağdur eden bu
haksızlığa karşı çıkarak, gereken yasal değişikliğini bir an önce yapmalarını talep ediyoruz.

Milyonlarca kadını mağdur eden, Medeni Kanun’un Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 10. maddesinin değiştirilmesi için “Kadına Yönelik Ekonomik Şiddete Hayır” kampanyası Türkiye’nin dört bir yanında sürüyor. İstanbul’da da 31 Mayıs’tan itibaren bir ay boyunca her cumartesi ve pazar günü, Taksim Mis Sokak, Bakırköy Özgürlük Meydanı ve Kadıköy İskelesi’nde kuracağımız dilekçe masalarında kadınlar olarak haklarımıza sahip çıkmaya ve yürürlük maddesinin değiştirilmesini isteyen ön sayfada örneği bulunan dilekçelerimizi imzalayarak hep birlikte TBMM’ye götürmeye çağırıyoruz!

Kadınlara borcunuzu ödeyin!
Ekonomik şiddete son!

Bütün ev kadınları çalışan kadındır.
Ev içi emek sömürüsüne son!

Kadına Yönelik Ekonomik Şiddete Hayır Platformu

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, İstanbul Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezi, Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA-DER), Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV), Kadının İnsan Hakları Projesi (KİHP), Şahmaran Kadın Dayanışma ve Araştırma Merkezi, Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi, Kadın Tavrını Geliştirme İnsiyatifi, Değirmendere Kadın Destek Kooperatifi, Marmara Grubu Vakfı İnsan Hakları Grubu, Kızkardeşler Grubu, Kadın 2000 Kadının İnsan Hakları Bilgi-Belge Merkezi, KAZETE, Ege Kadın Dayanışma Vakfı (EKDAV), Uçan Süpürge, Ankara Kadın Dayanışma Vakfı, Ankara Bağımsız Feminist Kadınlar Vardır Grubu, Antalya Yerel Gündem 21 Kadın Meclisi, Küçükkuyu Kadın Dayanışma Grubu, Çanakkale El Emeğini Değerlendirme Derneği, Türk Kadınlar Birliği Adalar Şubesi

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.