“Ah, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya..
Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
Bakıp kapatıyorlar
Geceye giriyor türküler ve ince şeyler…”

Türkiye’nin en önemli kadın şairlerinden Gülten Akın, 23 Ocak1933 tarihinde Yozgat’ta doğdu. 1943 yılında ailesiyle brilikte Ankara’ya taşındı, 1955’te Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Burada İkinci Yeni’nin üç şairinin, Sezai Karakoç, Cemal Süreya ve Ece Ayhan’ın sınıf arkadaşı oldu.

1956’da Yaşar Cankoçak ile evlendi, 1959-1972 yılları arasında kaymakam Yaşar Cankoçak’ın görevi nedeniyle gittiği Gevaş, Alucra, Gerze, Saray, Kahramanmaraş’ta avukatlık, yardımcı avukatlık ve öğretmenlik yaptı. Avukatlığı sırasında mağdur insanların davalarına ücretsiz girdi ancak Baro tarafından kötü örnek teşkil ettiği gerekçesi ile uyarıldı.

1972’de Ankara’ya döndükten sonra Türk Dil Kurumu’nda dil uzmanı olarak çalışan Akın 1978-1979’da Kültür Bakanlığı Yayın Danışma Kurulu üyeliğinde bulundu. İnsan Hakları Derneği, Dil Derneği gibi kurumlarda uzun bir süre çalıştı.

Henüz öğrenci iken 1951 yılında Son Haber gazetesinde ilk şiiri yayınlandı. Ardından Hisar, Varlık, Yeditepe, Türk Dili, Mülkiye gibi dergilerde şiirleri yayınlanmaya başlandı. İlk şiirlerinde İkinci Yeni akımının da etkisiyle doğa, aşk ve özlem gibi konuları işledi. İlk üç kitabı, Rüzgâr Saati, Kestim Kara Saçlarımı ve Sığda adlı kitaplarında bireysel iç bunalımlar, aşk, yalnızlık, genç kız olmanın çıkışsızlıkları, kendini oluşturmaya yönelik duyarlılık, büyük kentte yaşamanın zorlukları gibi konular ele alınıyordu. Ancak şiiri tam anlamıyla kentli bir şiir değildi. Anadolu’da gezdiği yerler ve halkla kurduğu ilişki şiirlerine yansıdı. “Destan”, “ağıt”, “türkü” gibi geleneksel türlerde şiirler yazdı. Halk kaynağına inme isteğini, “Halkta var olan öz ve biçimi diyalektik olarak yükseltmek, şiiri yükseltirken halkın yaşamının ve yaşam biçimlerinin yükselmesine yardımcı olmak,” sözleriyle açıkladı.

Ahmet Say, Gülten Akın’ın şiirlerini şöyle yorumlar: “Bir Anadolu insanı olarak sözcüklerle oynamaktan kaçınır, sözcüklerinden yarattığı ince anlatıma yönelmiş olmakla yetinirdi. Esas olan ‘sözün düşünsel özü’ydü onun için.”

Destanlar da yazan Gülten Akın, Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı’nda, 1919-1920 yıllarındaki halk direnişini anlattı.

Daha sonraki şiirlerinde ise toplumsal sorunlara yöneldi. Toplumsal ve bireysel acıları, umudu, aşkı, yaşam zorluklarına karşı dirençli durmayı öneren şiirleriyle tanındı. Bu dönemde Gülten Akın’ın gerçeklikle ilişkisini daha çok sınıfsal duyarlılıkları belirledi.

Son dönemi olan evrensel duyarlılık döneminde, ise “insan olmak”, “ölüm”, “yaşlılık”, “bilgelik”, “kendisiyle hesaplaşma” konularını ele aldı. Sessiz Arka Bahçeler’de ve sonraki kitaplarda Gülten Akın, kendine özgü içeriklere yine kendine özgü biçimler yaratmaya başladı.

“Ah kimselerin vakti yok/durup ince şeyleri anlamaya” dizeleriyle “inceliklerin şairi” olarak bilindi.

Şiirleri pek çok dile çevrildi ve kırktan fazla şiiri bestelendi. Deli Kızın Türküsü şiiri Sezen Aksu tarafından bestelenerek 1993 tarihli albümüne adını verdi.

Gülten Akın’ın kitaplarından olan Sığda, Türk Dil Kurumu Şiir ödülünü aldı. Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı ile de TRT Başarı Ödülünü kazandı.

2008 yılında Milliyet Gazetesi’nin anketiyle Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ölümünden sonra yaşayan en büyük şair seçildi.

Birçok ödüle layık görülen Gülten Akın için Cemal Süreya tarafından “şiirin annesi” anlamına gelen Ümmüşiir lakabı takıldı.

4 Kasım 2015 yılında 82 yaşındayken yaşamını yitirdi.

 

https://www.gazeteduvar.com.tr/kitap/2019/09/15/gulten-akini-yeniden-okurken/

https://www.birgun.net/haber/gulten-akin-aramizdan-ayrilisinin-4-yilinda-aniliyor-275134

http://www.sabitfikir.com/dosyalar/ince-seylerin-annesi-gulten-akin

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.