2_kasim_1989“Bedenimiz Bizimdir; Cinsel Tacize Hayır” kampanyası, (ya da kısaca “Mor İğne” kampanyası) yaklaşık bir aylık yoğun bir toplantı ve hazırlık sürecinin ardından, 2 Kasım 1989’da Kadıköy-Karaköy vapurunda Mor İğne satışıyla başladı.

Cinsel taciz konusunda bir kampanya başlatma düşüncesi, 1989 Şubat ayında Ankara’da yapılan 1. Feminist Haftasonu’nda, Kadın Dayanışma Derneği’nin hazırlığını başlattığı sarkıntılığa karşı kampanyanın konuşulmasıyla doğdu. Kampanyayı önce Ankaralı feministler başlattı. Ankaralı feminist kadınlar 14-28 Ekim tarihleri arasında sarkıntılığa karşı kampanya eylemlerini gerçekleştirdiler.

İstanbullu feministler 18-19 Mayıs’ta yapılan Kadın Kurultayı’nı terk ettikten sonra bilinç yükseltme grupları oluşturdular. Kadın Kültür Evi’nde düzenli-düzensiz buluşmalar gerçekleştirildi. Bu buluşmalarda birçok eylem örgütlendi. 1989 Ağustos ayında, cezaevindeki siyasi tutuklulara şiddete karşı kadınları siyah giyinmeye çağıran, şiddetin durması talebiyle bir kampanya örgütleme fikri de Kadın Kültür Evi’ndeki toplantılardan çıktı. Siyah eylem nedeniyle gözaltına alınan 11 kadın bırakıldıktan bir süre sonra İstanbul’da “Bedenimiz Bizimdir; Cinsel Tacize Hayır” kampanyası yapılmasına karar verildi.

Kampanya kapsamında Bilsak’ta, cinsel taciz, işyerinde cinsel taciz ve tanıklık toplantıları yapıldı. Birahane, meyhane, kahvehane gibi kadınların girmediği mekânlara toplu ziyaretler, semt pazarlarında Mor İğne satışı yapıldı. Kampanya bülteni çıkarıldı. Bildiriler basılıp dağıtıldı.

Türk Ceza Kanunu’nun 438. maddesinin Anayasa’nın eşitlik ilkesine uygun olduğuna ilişkin 10 Ocak 1990 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Anayasa Mahkemesi Kararı, kampanyanın seyrini değiştirdi. Anayasa Mahkemesi oy çokluğuyla tecavüze uğrayan kadının fahişe olması durumunda suçlunun cezasının 2/3 indirimini öngören 438. maddenin Anayasa’ya uygun olduğuna karar vermişti. 1990 yılının Ocak-Mart ayları arasında, kampanyanın tek gündemi 438’inci maddenin kaldırılması oldu. “Bedenimiz Bizimdir; Cinsel Tacize Hayır” kampanyası “438’e hayır” kampanyasına evrildi. Bütün kadınları 438. maddeye karşı birleşmeye çağıran feministler, konuyla ilgili bir dizi etkinlik ve eylem düzenlediler. Karaköy’de genelevlerin bulunduğu Zürafa Sokak’a girildi, basın açıklaması yapıldı. Bildiriler dağıtıldı ve 18 Şubat 1990’da Üsküdar’dan başlayıp Bağlarbaşı’nda biten bir yürüyüş yapıldı. 438. Madde 1990 yılının Kasım ayında kaldırıldı.

“Bedenimiz Bizimdir; Cinsel Tacize Hayır” kampanyası sırasında hazırlanan çağrı metniyle kadınlar, sarkıntılığa “hayır” demeye, günün hangi saatinde, nerede, hangi kılıkta olursa olsun cinsel tacize uğradığında utanmamaya, kendimizi değil tacizci erkeği suçlamaya, teşhir etmeye ve cinsel tacize karşı dayanışmaya çağrıldı. Kampanyanın sembolü olan Mor İğne’deki “mor” dünyanın dört bir yanında kadın özgürlüğünün simgesi olan renk olduğu, “iğne” ise öteden beri kadınlar tarafından sarkıntılığa karşı kullanıldığı için seçildi.

Çağrı metni:

Biz kadınlar toplumda var olduğumuz her alanda, sokakta, işyerinde, evde sürekli olarak cinsel tacize uğruyoruz.

Otobüste, vapurda, trende, sinemada elle, gözle, sözle bize sarkıntılık ediliyor.

İşyerinde, patronun, birlikte çalıştığımız erkeklerin bizi boydan boya süzmesine, ellemesine, imalı sözler söylemesine razı olmak sanki işimizin bir parçası.

Evde, kocamız istediği için sevişmek, hatta bazen en yakın erkek akrabalarımızın örtülü ya da açık sarkıntılık ve saldırıları karşısında suskun kalmak sanki bizim kadınlık görevimiz.

Bugüne kadar bütün bunların utancı hep bize yüklendi, istediğimiz gibi giyindiğimizde, sokakta sadece gezinmek için yürüdüğümüzde, otobüste, trende, vapurda yüksek sesle konuşup, güldüğümüzde suçluluk duymamız beklendi. Bedenimizi bir yük gibi taşımamız beklendi.

Artık susmayalım…

Hep birlikte bu utancı taşımaya “hayır” diyelim.

Asıl suçlunun ve utanması gerekenin sarkıntılığı yapan erkekler olduğunu ilan edelim.

Haydi, kadınlar, yerimizden kalkalım, evimizden sokaklara çıkalım. Sokaklar bizim de olsun.

Bize yapılanları biz hak etmiyoruz.

Her yerde olduğu gibi sokaklarda da erkekler egemen:

Bize bütün bunları cahil, sapık, kültürsüz, serseri oldukları için değil, kendilerini kadın bedeni üzerinde hak sahibi gördükleri için yapıyorlar.

Onların bu egemenliğini sarsalım, bedenimize sahip çıkalım. Sarkıntılığın utancı bize ait değil.

Örtbas etme, teşhir et…

Sarkıntılık elle, gözle, sözle tecavüzdür… Cinselliğimiz küfürlerinize malzeme olamaz.

Bedenimiz Bizimdir Cinsel Tacize Hayır Kampanyası’na katıl…

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.