Kültürel antropolog ve yazar Margaret Mead 16 Aralık 1901’de, ABD’de sosyolog bir anne ile ekonomi profesörü babanın beş çocuğundan ilki olarak dünyaya geldi.

Mead, hem kadınların toplumda tam ve eşit haklara sahip bireyler olmasını savunuyor hem de kız çocuklarına ve onların ihtiyaçlarının karşılanmasına özel ilgi besliyordu. 60 yılı geçen araştırma kariyeri boyunca elde ettiği bilimsel bulgularını geniş kitlelerle paylaşarak antropoloji bilimini popülerleştirdi. Çalışmalarının feminizme ilham verdiği ve 1960’ların tartışmalı cinsel devrimine zemin hazırladığı kabul edilir.

Mead’ın en ünlü eseri Güney Pasifik ve Bali’deki kültürler üzerinde yaptığı saha araştırmalarıydı. 1925’te Columbia Üniversitesi’nde 24 yaşında bir öğrenciyken Pasifik Adaları’nda saha araştırması yapmak üzere yola çıktı. İlk olarak Samoa adasına çok sayıda seyahat gerçekleştirdi, 600 kişilik bir köyde altı ila dokuz aylık sürelerle kaldı. 9-20 yaşları arasındaki 68 Samoalı kadınla görüşmeler yaptı. Samoalı Manu kültüründen genç kızlardaki ergenlik olgusunu, Amerika’da yaşayan genç kızlarla karşılaştırdı ve kişiliği belirleyenin genetik değil kültür olduğu yönünde etnografik veriler elde etti. 1928 yılında bu çalışmasını Coming of Age in Samoa adlı kitapta yayınladı (Samoa’da Ergen Olmak, Alfa Yayınları, 2018). Bu kitap çok genel olarak, doğaya karşı kültür (nature vs. nurture) ve biyolojik belirlenimcilikten (genetik determinizm) uzaklaşmak üzerineydi.

1930 yılında Papua Yeni Gine’ye giderek burada iki yıl yaşadı ve Arapesh, Mudugumor ve Tchambul kültürlerindeki cinsiyet rollerini inceledi. Growing Up in New Guinea ve Sex and Temperemant in Three Primitive Socities (1935) adlı çalışmalarını yayınladı. ‘Kadın’ ve ‘erkek’ olmanın doğuştan gelen değiştirilemez özellikler olmadığını, tam tersine ebeveynlerin sistematik çabalarının, yani çocuk yetiştirme pratiklerinin ürünü olduğunu ileri sürdü.

Margaret Mead, birey ile kültürel örüntü arasındaki sıkı ilişkiyi, kişiliğin erken yaşlarda toplum tarafından biçimlendirildiğini ve batılı toplumlardaki özelliklerin evrensel olmadığını vurguladı. Öte yandan bu kültürleri “primitif” (ilkel) toplumlar olarak adlandırması, onlara sömürgeci bir zihin dünyası ile yaklaşmış olduğunu gösterdiği için eleştirildi.

Margaret Mead üç kez erkeklerle evlilik yaptı ancak en uzun süreli ilişkisini bir kadınla yaşadı. Lezbiyen ve gey bilim insanlarına yönelik ayrımcılığı görünür kılmak ve önlemek için mücadele etti.

1975’te uzmanlık derneğinin ikinci kadın başkanı oldu. 60 yıldan uzun süren kültürel antropoloji kariyerinde 40’tan fazla kitap yazdı. Adına posta pulu basılarak onurlandırıldı. Yaşadığı yıllarda günümüzdeki kadar yaygın olmayan fotoğraflama tekniğini yazı yazma yeteneğiyle birleştirerek uzaklardaki kültürleri çalışılabilir hale getirdi. Antropoloji ve psikoloji disiplinleri için yeni açılımlar sundu. 1978’de ardında zengin bir çalışma ağı bırakarak aramızdan ayrıldı.

https://massivesci.com/articles/anthropologist-margaret-mead-our-science-heroes-cultural-sexual-revolution/

https://www.bilimveteknolojidekizcocuklar.com/benim-stem-hikayem-margaret-mead

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.