Bir süredir İranlı kadınların birbiri ardına kamusal alanda başörtülerini çıkartmak suretiyle İran’ın zorunlu başörtüsü politikasını protesto ettikleri haberlerini alıyoruz. Bu kadınları desteklemek üzere uluslararası bir grup sosyalist feministin kaleme alarak imzaya açtığı bir dayanışma metni bir hafta içinde yüzlerce kez imzalanarak 18 Şubat’ta internet üzerinden dolaşıma sokuldu. [i] Metni imzalayanlar arasında Frigga Haug, Nancy Holmstrom, Nira Yuval-Davis ve Ann Ferguson gibi tanınmış isimler; Çin, Hindistan, ABD, İngiltere, Avustralya, Lübnan, Arjantin ve Brezilya gibi dünyanın dört bir yanından feministler var. Çatlak Zemin olarak halen imzaya açık olan metnin çevirisini paylaşıyoruz. 

İran’ın zorunlu örtünme politikasını protesto etmek için kamusal alanda başörtülerini çıkaran cesur İranlı kadınları, sosyalist feministler olarak destekliyoruz. 27 Aralık 2017’den beri onlarca kadın kamusal alanda başörtüsünü çıkardı. Bu kadınlar ya tutuklandı ya da yüksek miktarlarda ceza ödedikten sonra geçici olarak salıverildiler.

Örtünmenin yukarıdan dayatılmaması, kişisel bir seçim olması gerektiğini düşünen bu cesur kadınlar, İran rejiminin kendi kamuoyu yoklamalarına göre bile İranlıların çoğunluğunun görüşünü temsil ediyorlar.

28 Aralık 2017’den beri İran’da İslam Cumhuriyeti karşıtı bir protesto ve grev dalgası gitgide yayılıyor. Bu protestolara İran işçi sınıfından kadınlar ve erkekler, özellikle genç olanlar katılıyor. Çalışanlar ve işsizler, öğrenciler, öğretmenler, sağlık sektörü işçileri, emekliler, mülksüzleştirilmişler, siyasi tutuklular ve onların aileleri, bu protesto ve grevlerin başını çekiyor. Aralarında Araplar, Kürtler, Azeriler gibi bir çok ezilen ulusal azınlıklar ve Bahailer gibi zulüm gören dini gruplar var.

Son günlerde kadınların zorunlu örtünmeye karşı gösterdikleri tepki bu yeni popüler protesto dalgasının bir bileşeni olmakla kalmıyor, aynı zamanda İranlı kadınların vatandaşlık ve insan hakları adına İslam Cumhuriyeti’ne karşı kırk yıllık direnişlerinin devamını oluşturuyor. Bu yıllar boyunca İranlı feministler müthiş baskılara rağmen düşüncelerini romanlarla, bloglarla, web siteleriyle, grup tartışmalarıyla ve uluslararası feminist yayınları kendi dillerine çevirerek ifade ettiler.

İran’da ve İran dışındaki bazı sosyalistler kadınların protestosunu “liberal feminizm” veya “yeterince radikal değil” diyerek küçümsediler. Ancak İranlı görmüş geçirmiş bir sosyalist feministin gözünden durum şöyle: “Bugün İranlı kadınların başörtüsünden, peçeden ve diğer tüm örtülerden özgürleşmeye ihtiyacı var. El konulan vatandaşlık haklarına ihtiyacı var. Protestolar bu özgürlükleri de içerecek şekilde büyürse … o zaman bu mücadele kadınların şeyleşen sosyal ilişkilere karşı mücadelesine dönüşebilir.”

Bundan neredeyse kırk yıl önce, 1979’da, İran’ın her yerinden binlerce kadın 8 Mart’tan 12 Mart’a kadar sokakları doldurdu, Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı, Ayetullah Humeyni’nin zorunlu örtünme emrini ve önceki rejimin ailenin korunması yasasıyla onlara tanıdığı kısıtlı hakların ortadan kaldırılmasını protesto etti.

Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin baskıcı rejimini ortadan kaldıran devrime katılan o cesur kadınlar, Humeyni’ye karşı şu sloganı atıyordu: “Devrimi geri gitmek için yapmadık!”

O zamanlar İran’da bazı sosyalist erkekler kadınların protestosunu destekliyordu. Ancak erkeklerin çoğu ve sosyalist örgütler kadınların protestosuna karşı çıktı; onlara yürüyüş ve oturma eylemlerini sonlandırmalarını, çünkü mücadeleyi ABD emperyalizmine ve monarşiye muhalefet amacından “saptırdıklarını” söylüyorlardı

Buna karşın, uluslararası sol feminist Kate Millett ve Claudine Moullard, Leila Sebbatt, Simone De Beauvoir ve Raya Dunayevskaya gibi sosyalist ve Marksist feministler kaleme aldıkları bildirilerle, makalelerle, hatta İran’a keşif gezileri düzenleyip İranlı kadınlarla buluşarak onlarla dayanışma içinde oldular. Onlar kadınların zorunlu örtünme karşıtı protestolarının önemini ve devrimi ilerletmeyi amaçlayan, Humeyni’nin dayattığı karşı devrime meydan okuyan özgürlük mücadelelerini anlamışlardı.

Bugün bu metnin imzacısı olan bizler, ABD emperyalizmine veya İran üzerinde oynanan herhangi başka bir emperyalist savaşa olan karşıtlığımızı, İranlı kadınların, işçilerin ve ezilen azınlıkların ilerici ve devrimci toplumsal adalet mücadelelerine olan desteğimizden ayırmayı reddediyoruz.

Amerika’da, Avrupa’da, Rusya’da, Çin’de, Güney Asya’da, Afrika’da, Latin Amerika’da ve Avustralya’da olan bizler de tıpkı tüm Orta Doğu’dakiler gibi yükselen otoriteryanizmden, sağcı popülizmden ve neo-faşizmden çekiyoruz.

Batı’da, “liberal demokrasiler” olarak bilinen yerlerde, kadınların nice mücadeleyle kazandıkları haklar çok ciddi saldırı altında. Öte yandan cinsel taciz ve saldırıya karşı yeni “#BenDe Hareketi” giderek büyüyor, kadınların her alanda, devlette, akademide, sanatta, şirketlerde ya da fabrikalarda, hizmet sektöründe ya da ailede gördüğü kötü muameleye karşı sesini yükseltiyor. Irkçılığın, cinsiyetçiliğin ve kapitalizmin üçlü baskısını her zaman yaşayan Siyah kadınlar, kadın mücadelesinin en radikal damarlarından birini temsil etmeye devam ediyorlar.

Kadınlara yönelik saldırının küresel doğası düşünüldüğünde, kapitalist emperyalist patriyarkaya, kadın düşmanlığına, ırkçılığa ve homofobiye karşı çıkan kadınların bir araya gelmesi; mücadelelerini birbirine eklemleyip üretmeye, yaşamaya, örgütlenmeye, insanlarla ve doğayla ilişkilenmeye doğru hümanist bir alternatif geliştirmeleri büyük önem taşıyor.

Bu amaç doğrultusunda İranlı kız kardeşlerimizle dayanışıyor, onları selamlıyoruz. Bu bildiriyle hemfikir olan herkesi bize katılmaya çağırıyoruz.

***

Bu metne imzanızı eklemek isterseniz lütfen [email protected] adresinden Alliance of Middle Eastern Socialists (Orta Doğulu Sosyalistler İttifakı) ile iletişime geçiniz.

Çeviri: Selin Çağatay

[i] İngilizce metin için bakınız: https://www.allianceofmesocialists.org/statement-group-international-socialist-feminists-solidarity-iranian-women/.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.