Septum deldiren kadına karşı uygulanan ayrımcılık türleri çok çeşitli olmakla birlikte benim üzerinde durmak istediğim iş görüşmeleri, sağlık kurumları ve araştırma yaşamına olan etkileri.

Genellikle, kulak delme işleminden sonra en çok uygulanan -kemik, boynuz, diş ve tahta parçalarının yerini günümüzde çoğunlukla gümüş veya tıbbi metallerin aldığı- burnun orta kısmı olan septum delme (diğer piercing bölgeleri gibi) aslında oldukça eski bir tarihe sahiptir. Yani pek çok açıdan yeni bir uygulama değildir ve türlü amaçlarla da yapılabilmektedir. Örneğin, McAllister Manthropology: The Science of Why The Modern Male Is Not The Man He Used To Be (2009) adlı kitabında, burun delmenin modern erkekler arasında giderek popülerleşmesine rağmen, Asmat kabilesine bağlı erkeklerin burun kıkırdağını bir inç kalınlığında bir kemik tıkacı olan Otsj ile delmesini “septum delme” travması olarak adlandırır ve burun delmenin bunun yanından bile geçmediğini ifade eder.[1]

Çoğu zaman antropoloji (ve arkeolojinin) ilgi alanına giren, çeşitli piercing uygulamalarının kız ve erkek çocuklar için “geçiş törenlerinde” kullanıldığı biliniyor. Orta Avustralya’da “erkekliğe geçiş” için uygulanan sünnete, diş avülsiyonu, septumun delinmesi, skarifikasyon ve genellikle sonrasında insizyon eşlik eder. Septum halkalarının genellikle “savaşçı kültürler” arasında da popüler olduğu bilinir. Örneğin, Borneo, Yeni Gine’de, Solomon Adaları ve bazı Aborjin grupları arasında yaygındır ve bazı kabilelerde erkeklerin dövüşürken sert ve hiddetli görünmek için septumlarını delip, diş ve başka takılar taktığı bilinir. Septumlar, bu kültürlerde genellikle “erkekliğe geçiş ritüelleri”nin bir parçası olarak delinmiştir. Bu günümüzde, Panama’daki Kuna yerlileri tarafından hâlâ sürdürülen bir uygulamadır. Yeni Gine’deki Kangilerin kullandığı piercingler belki de en çok bilinen piercinglerdi. Kangiler burunlarına tatlı patates (kumara) ve yarasa kemikleri takardı.[2] Günümüze “özgü” yeni bir uygulama olmayan septum delme, yeni bir uygulama olmadığı gibi din, sömürgecilik, kölelik, toplumsal cinsiyet, statü ve sınıfla da çok yakından ilgili. Diğer taraftan bu uygulama Amerikan yerlileri arasında o kadar yaygındı ki Avrupalı “kaşifler” tarafından adlandırılma biçimlerine dahi etki etti. Örneğin, şu anki Washington bölgesindeki Nez Perce kabilesi adını septum delme uygulamalarından alır. Nez Perce Fransızca delinmiş burun anlamına gelir ve İdaho kabilesine bağlı Niimíipuu ve yakınındaki Chinook halkına Fransız “kaşifler” ve kürk tüccarları tarafından “verilmiştir.”[3]

Eldeki verilere göre, “kültürel” birçok uygulama burnu merkeze almıştır. Pitts-Taylor der ki, burun “Hint yarımadasında kadınların hem evliliğin sembolü olarak hem de burnun sol kısmının dişi üreme organları ile ilgili olduğu düşüncesiyle regl sancılarını azaltması ve doğumu kolaylaştırması amacıyla burnun sol tarafını delip halka ya da hızma takılmasından (bazen iki burun deliği de delinir), ırk tipolojilerindeki burun ölçümüne (‘ideal burun’) ve bir asimilasyon aracı olarak etnik azınlıklar arasında rinoplastinin yükselişinden, üreme sağlığı, güzellik ve ırksal hiyerarşilere kadar çeşitli konularda semboliktir. Eller, ağız, kalp ve kemikler aynı derecede ‘kültürel’ öneme sahiptir.”[4] Bunun yanı sıra, yerlilerin çoğu zaman bu uygulamalar nedeniyle, etnosentrik “Batılılar” tarafından itici bulunduğunu ve merak konusu olduğunu da ifade edebilirim. Bu arada, burun piercinginin en eski örneklerinden biri, MÖ 5300-4000 arası Samarran (şu anki Irak) geleneğinden geliyor.[5] Peki, ben neden septumun çeşitli amaçlarla delinmesinin çok eskiye uzanan tarihiyle yakından ilgileniyorum? Septum delmek bir “bekâr” kadının sosyal yaşamını neden ve nasıl etkiler? Önemli olduğunu düşündüğüm bazı bilgilerden faydalanarak kendi deneyimlerimi aktarmaya çalışacağım.

Türkiye’deyken çok istememe rağmen bir türlü yaptıramadığım septum piercingi 2018’de, bir Avrupa ülkesindeyken görece daha ‘özgür hissettiğim’ için yaptırdım. Bu noktada, delme uygulamasını “kültürel sınırlar”la ilişkilendirdiğimde zihnimde canlanan, Türkiye’de elinde halka olan genç bir kadını sizinle paylaşmak istiyorum. Bu kadın halkayı parmaklarından birine taktığında halka “sözlü/nişanlı/evli” olduğunun göstergesi oluyor. Başka bir parmağına taktığında ziynet eşyası oluyor. Bu halkayı kulak memesine taktığında küpe oluyor ve hâlâ “kültürel sınırlar” içinde. Halkayı bir santim yukarı çektiğinde bu piercing olarak adlandırılıyor ve “kültürel sınırların” dışında konumlan(dırıl)ıyor. Bu noktada, eleştiriler gelmeye başlıyor. Kadın, halkayı tragusa taktığında eleştirinin dozu biraz daha artıyor. Halkayı, burnun sol ya da sağ kısmına taktığında “kültürel” oluyor. Halkayı bu kez septuma takıyor ve taktığında yine “kültürel sınırların” dışında konumlan(dırıl)ıyor ve bu doğrudan “bekârlığın” sembolü olarak yorumlanabiliyor. Delme uygulamasına “kültürel sınırlar” çerçevesinden bakacak olursak, bedenimizin adeta santimetrekarelere bölünmüş olduğunu ve hangi takıyı nereye takacağımızın santim ölçülerinin dahi verildiğini ya da belirlendiğini görebiliriz. Belki de bu nedenle septum deldirerek “kültürel sınırlardan” çıktığım için “kültürün” sınırlamalarının dışına da çıkmış oldum. İşte o zaman bu halkanın septuma takılması (bu amacı taşımıyor olmasına rağmen) “bekârlığın” sembolü olarak yorumlanabilir, değil mi? Çünkü gözlemleyebildiğim kadarıyla “kültür”, delme uygulamasını santim olarak belirliyor. Benim görece rahatlık olarak bahsettiğim şey, içinde bulunduğum “kültürün” dışında bir yere çıkınca ben de standart delme sınırından çıktım ve böylece septumu deldirmek için ‘özgür hissettim.’

Bu arada, birçok açıdan görece özgürlük hissine kapılmakta yalnız olmadığımı düşünüyorum. Türkiye’ye geri dönene kadar hiçbir “kötü” söz duymadım. Beni en çok düşündüren kimseye fikrini sormamama rağmen çevreden gelen negatif yorumlar oldu: “Burnunu nasıl siliyorsun?”, “Burnunu silebiliyor musun bari?”, “Hiç yakışmamış”, “Boğa mısın sen? Bunu boğalara takıyorlar.” Özellikle boğaya özgü halka piercingi olarak da adlandırılan septumun, boğayla olan ilgisini de böylece öğrendim. Bu ve benzeri birçok sözel tepki, jest ve mimiklerden sonra septum delmenin Türkiye’de kadının gündelik yaşantısını oldukça etkileyen bir boyutu olduğunu görmeye başladım. Septum deldiren kadına karşı uygulanan ayrımcılık türleri çeşitlilik göstermekle birlikte benim üzerinde durmak istediğim iş görüşmeleri, sağlık kurumları ve araştırma yaşamına olan etkileri. Peki, septumu delmek bir iş görüşmesini, doktor muayenesini ve araştırma sürecini nasıl etkiler? Nasıl olduğunu anlayamasam da! bu sürede çağrıldığım ve septum piercingimle gittiğim bir iş görüşmesi sırasında sorulan “Ailenle mi yaşıyorsun?” sorusu anlatmaya çalıştığım derdimle pek alâkadar. Ya da rutin kontrol için kan verdiğim sırada bir hemşirenin “Bu kadar şeyi takmışsın iğneden korkuyorum deme sakın!” cümlesinden hemen sonra gelen “Evli misin sen?” sorusu. Kulak ve burnumla birlikte toplamda 13 tane piercingim var fakat delmeye dair “kültürel sınırları” en son ve en çok septumu deldirince fark ettim. Şimdi bu kısacık “neden-sonuç” ilişkisiyle birlikte toplumsal cinsiyet stereotipini, stereotipin yeniden üretimi için doğrulamış olduğumu düşünüyorum: “Evli” değildim çünkü piercinglerim vardı. Piercinglerim vardı çünkü “evli” değildim ama ailemle yaşıyordum. Burası da patriyarka ve kapitalizmin doğrudan ve dolaylı olarak kadının ekonomik bağımlılığını artırması ile ilgili. ‘Karşı’ tarafı septum piercingli olduğuma göre yalnız yaşamam gerektiği düşüncesine yönelttiğinden oldukça düşündürücü. Evli kadınların bazı toplumlarda septum piercing taktığı bilgisinden yola çıkarak özellikle mevcut iktidar ile ivme kazanan neoliberalleşme ve muhafazakârlaşma politikaları eşliğinde, çoğunlukla hem küresel hem de yerel siyasette göçmen ve sığınmacı karşıtı, yaşçı, ırkçı, cinsiyetçi ve heteroseksüel kimlikler açısından Türkiye’de septum delme kadın için “bekârlığı” mı ifade ediyor? Parmağa takılan bir halka nasıl “evli/nişanlı” olunduğunun göstergesi oluyorsa buruna takılan halka da “bekârlığın” göstergesi mi oluyor?

Örneğin, Antik İsrail’de hem süs olsun diye hem de köleleri işaretlemek için burun ve kulak delindiği bilinmekte.[6] Bununla birlikte, İncil’de geçen bazı ifadeler burun halkasının çok daha eskiye gittiğini gösterir.[7] Septum delme, Kuzey Afrika (Berberiler ve Bejalar) ve Orta Doğu’daki halklar (Bedeviler) arasında da ortak bir uygulamadır. Bazı “kültürler”de, septumun içine yerleştirilen bir kemiğin “kötü ruhları” savuşturduğu ve hastalığı önlediği inanışı yaygındır.[8] Berberiler, Bejalar ve Bedeviler evlendiğinde damat geline bir burun halkası verir. Halkanın boyutu da ailenin sahip olduğu servetin bir “sembolü”dür ve eğer çiftler boşanırsa burun halkasının kadının “finansal güvenliğini” sağlayabileceğine inanılır.[9] Bu nedenle, bu ve benzeri törensel uygulamalar, konunun toplumsal cinsiyet boyunu gösterir.

Septumun delinmesi daha sonra 1970’lerde Amerika ve İngiltere’de punk rock gibi “baskın kültürün karşısında, topluluğun içinde ama aynı zamanda dışında, tecrit edilmiş bir altkültüre bağlanır. Sonrasında Avrupa’nın genelinde hızla yayılarak [cinsiyetçi] isyanın erkek egemen bir işareti olarak kendi içinde punk kadınlarını ‘fahişe veya sıkıcı tip’ (drag) olarak etiketlemeye[10] devam eder.” Böylece, 20. yüzyılın sonunda septum delme yaygın hale gelir ve günümüzde dünyanın pek çok yerinde uygulanmaya devam eder. Eskiden kullanılan odun ve kemiğin yerini günümüzde gümüş ya da titanyum (cerrahi çelik) almıştır.

Tüm bu bilgilerden sonra “medeni hal” ile ilgili olarak septum delmenin bir kadının araştırma hayatını nasıl etkileyebileceğine dair üçüncü ve son vurgumu burada yapmak istiyorum. Sosyal bilimlerde bir çoğumuzun bildiği üzere, elde edilen bilgilerin büyük bir kısmı çoğunlukla alan çalışmasına dayanır. Konu seçimi, toplumsal cinsiyetimiz, sınıfımız, etnik kimliğimiz, konuştuğumuz dil vs. pek çok faktörle ilgilidir. Bunlar aynı zamanda çalışmanın seyrini de olumlu/olumsuz etkiler. Bu nedenle, bilgilerine başvurmak istediğimiz insanlara ulaşmak çoğunlukla zorlayıcı olabilir. Ulaşmak, görüşmenin kabul edilmesi anlamına da gelmez. Benim açımdan da aynen böyle oldu. Bu arada, görüşme sırasında “sadelik” ilkesi şarttır. Kendimce görüşme talep etmek için “gayet sade” olduğumu düşünerek gittiğim bir toplantıda görüşme talebim, en azından benim için oldukça tartışmalı gerekçelerle reddedildi. “Sadeliği”, ona göre “bekârlığımın” ya da “medeni halimin sembolü” olan septum piercingim nedeniyle yeterince tutturamamış olmalıyım ki çalışmam için bilgilerinin çok yararlı olacağını düşündüğüm bir görüşmeci görüşme yapmayı bu nedenle kabul etmedi. Aracı olan kişinin benimle ilgili “çok iyi bir kız” demesi ve asıl kişiyi görüşme için ikna etmeye çalışması üzerine “ne kızı o bir kadın” dedi.

Bu noktada kadın bedenine karşı uygulanan bu ayrımcılık formu ister istemez “nişanlılık/evlilik sembolü” alyansla “bekârlık sembolü” septum piercing arasında bir kıyaslama yapma eğilimine neden olur. Bu nedenle, yaşadığım bu olumsuz deneyimleri tam da bu noktada oldukça bilinen feminist bir slogan ile özetlemek istiyorum: Benim bedenim benim kararım benim hayatım. Erkek egemen, muhafazakâr toplumlarda beden politikaları çoğunlukla kadınların “doğurganlığı, cinselliği, medeni hali” üzerinden yürü(tülü)r. Kadınların bu politikalara karşı yüzyıllardır verdiği savaş yeni bir şey değil. Bunu biliyoruz. Ayrıca, septum delmenin çeşitli anlamları, türlü amaçları var. Sonuç olarak, uzun zamandır türlü amaçlarla yapılıyor olmasına rağmen, septum deldirmiş genç bir kadın olarak Türkiye’de yaşarken bunun başkalarına verdiği “sembolik” mesajlar nedeniyle “kültürel sınırların” dışında konumlandırılabileceğimi deneyimledim ve gördüm. Bu nedenle, septum özelinde piercinglerin hayatlarımıza olan mevcut ve olası etkilerine dikkat çekmek istedim.

[1] McAllister, P. (2009). Manthropology: The Science of Why The Modern Male Is Not The Man He Used To Be. New York: St. Martin’s Press, 359-60.

[2] DeMello, M. (2007). Encyclopedia of Body Adornment. USA: Greenwood Press, 201.

[3] https://www.etymonline.com/word/nez%20perce

[4] Pitts-Taylor, V. (2008). Cultural encyclopedia of the body. USA: Greenwood Press, xx.

[5] İbid, 366-67.

[6] DeMello, M. (2007). Encyclopedia of Body Adornment. USA: Greenwood Press, 94.

[7] Yaratılış 24:22 ve Yaratılış 24:47-53, https://www.bursakilisesi.com/kutsalkitap/?q=yar%2024:22; https://www.bursakilisesi.com/kutsalkitap/?q=yar%2024:%2047-53

[8] Pitts-Taylor, V. (2008). Cultural encyclopedia of the body. USA: Greenwood Press, 360.

[9] DeMello, M. (2007). Encyclopedia of Body Adornment. USA: Greenwood Press, 205.

[10] Sakar, M. H. (2014). “Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Post-Punk: “Pin Up Örneği” Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 7(35), 621-642.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.