Kırmızının birçok tonunda, dudaklardaki bu renk anlamla dolu binlerce yüzyıllık güçlü bir kültürel silahtır. Felder “Kırmızı ruj, kültürel tarihi ve toplumsal zamanın ruhunu (zeitgeist) izlemenin bir yoludur,” diyor.

Jacqui Palumbo

1912’de binlerce oy hakkı savunucusu kadın (sufrajetler) yürüyüş yaparak Elizabeth Arden’in New York salonunun önünden geçti. İki yıl önce iş yerini açan kozmetik markasının kurucusu, bir kadın hakları destekçisiydi ve yürüyen kadınlara parlak kırmızı ruj tüpleri dağıtarak harekete desteğini gösterdi.

Sufrajet hareketinin liderleri Elizabeth Cady Stanton ve Charlotte Perkins Gilman, erkekleri şok etme potansiyeli nedeniyle kırmızı ruju sevdiler ve protestocular bu cesur rengi topluca kullandılar; isyanın ve kurtuluşun bir işareti olarak benimsediler.

Massachusettsli Sufrajetler New York sokaklarında yürüyor (1915 civarı)

Geçen yıl yayınlanan Red Lipstick: An Ode to a Beauty Icon (Kırmızı Ruj: Bir Güzellik Simgesine Övgü) başlıklı kitabın yazarı Rachel Felder, bir telefon röportajında “Kırmızı rujdan daha mükemmel bir sufrajet sembolü olamazdı, çünkü sadece güçlü değil, kadın” demişti. “Sufrajetler de sadece güçle değil kadınların gücüyle ilgiliydi.”

Yüzyıllar boyunca kırmızı ruj birçok anlama geldi; eski Mısır’daki seçkinler ve eski Yunanistan’daki fahişeler tarafından kullanımından, Hollywood’un ilk zamanlarındaki cazibe sembolü statüsüne kadar. Kırmızının birçok tonunda, dudaklardaki bu renk anlamla dolu binlerce yüzyıllık güçlü bir kültürel silahtır. Felder “Kırmızı ruj, kültürel tarihi ve toplumsal zamanın ruhunu (zeitgeist) izlemenin bir yoludur,” diyor.

Güzellik uzmanı ve kozmetikçi Elizabeth Arden’in portresi (1947)

Ruj 20. yüzyılın başlarında popülerleşene kadar, kırmızı dudaklar genellikle ahlaken şüpheli kadınlarla ilişkilendirildi: kaba, cinsel olarak ahlaksız hatta sapkın. Karanlık çağlarda, kırmızı dudaklar şeytanla birleşme işareti olarak görülüyordu. Felder, makyajın “bu gizemli, korkutucu kadınlıkla ilişkilendirildiğini” söyler.

Felder’in kitabında açıklandığı gibi daha sonra, Amerikan sufrajet hareketi ve onların uluslararası destekçileri kırmızı ruju benimsediler.

Kadın hakları hareketi Avrupa, Yeni Zelanda ve Avustralya’ya yayılırken, İngiliz ve Amerikalı organizatörler yürüyüşler düzenlemekten açlık grevlerine, daha agresif militan stratejilere kadar çeşitli taktikleri sıklıkla paylaşıyorlardı. Bu dayanışma makyajlarına kadar uzanıyordu. Amerikalı yoldaşlarından esinlenerek, İngiliz sufrajet lideri Emmeline Pankhurst kırmızı dudakları tercih etti ve bu da sembolik hareketin diğer aktivistler arasında yayılmasına yardımcı oldu.

Felder, sufrajetlerin zamanında kırmızı dudakları popülerleştirmesine rağmen, sıkıcı korseleri attıklarını ve Coco Chanel beğenisine göre tasarlanan daha akıcı siluetleri benimsemeye başladıklarını, kadınlar arasında rujun normalleşmesiyle ilgili zaten bir momentum olduğunu not ediyor.

ATS Londra yakınlarında hava savunma gözcüsü (1943) Fotoğraf: Reg Speller
Dört kadın telefon santrali operatörü (1945) Fotoğraf: J. Wilds

Sufrajetler kırmızı ruj sürmeye başladıktan sonra, Kükreyen Yirmililer’in coşkulu kanatları da onları izledi. Felder’e göre, sufrajetler boyalı bir dudağı popülerleştirmekten tamamen sorumlu olmasa da Avrupa ve Amerika’daki “modern kadın” fikrini somutlaştırdı.

Birinci Dünya Savaşı sırasında, kırmızı dudakların cesur ikinci meydan okuma eylemi vardı. Felder, Adolf Hitler’in “kırmızı rujdan açıkça nefret ettiğini” söylüyor. Müttefik ülkelerde kırmızı ruj sürmek vatanseverliğin bir işareti ve hizipçiliğe karşı bir meydana okuma haline gelmişti. İngiltere’de vergiler yüzünden ruj aşırı derecede pahalı hale geldiğinde, kadınlar pancar suyu ile dudaklarını boyamaya başlamışlardı.

Erkekler savaşa gidip, kadınlar onların işlerine yerleştikçe kırmızı dudakları benimsediler. Felder’e göre bu, çatışma karşısında esnekliklerini gösterdi ve zor zamanlarda bir normallik hissi sundu. “Kadınların savaştan önce kendi kimliklerini hissetmelerini sağladı.” Amerikalı kadın fabrika işçilerini işe alıp güçlendirmek için kullanılan J. Howard Miller’ın tasarımı posterlerde, kültürel ikon Perçinci Rosie’nin belirgin kiraz dudakları vardı.

J. Howard Miller tarafından Westinghouse Elektrik için tasarlanan Perçinci Rosie (“Rosie the Riveter”) (1942)
Amerikan Ordusuna Hemşire Alımı Posteri (1940’ların başı)

1941’de ve savaş süresince, ABD Ordusuna katılan kadınlar için kırmızı ruj zorunlu hale geldi. Güzellik firmaları, savaş zamanı akımından yararlandı, Elizabeth Arden Zafer Kırmızısı’nı çıkarırken diğerlerinin yanında Helena Rubenstein Askeri Kırmızı’yı tanıttı. Ancak Amerikan hükümetinin kadınlara özel bir dudak ve tırnak rengi yaratmasını istediği kişi Arden’di. Montezuma Kırmızısı, üniformaların kırmızı şeritleriyle eşleşti ve onları vurguladı.

“O dönemde bir kadın için kırmızı ruj sürmek… kadınsı bir benlik saygısı hissiyle sıkıca bağlantılıydı,” özellikle, “dayanıklı ve güçlü kadının benlik saygısı,” diyen Felder, kendisi de onu liseden beri hemen her gün güzellik simgesi olarak kullanıyor. Savaştan sonra, Elizabeth Taylor gibi klasik Hollywood aktrisleri, özgüvenli görünümlerine kırmızı ruj ile bir sihir katmanı ekledi.

Güzellik uzmanı Helena Rubinstein makyajın her bir yüz kontürüne nasıl uygulanacağını gösteriyor (1935 civarı)

Bugün, kadınları güçlendiren diğer protesto sembolleri yaygınlaştı, özellikle 2017 Kadın Yürüyüşü’ne hâkim olan pembe vajina şapkası ve kürtaj yanlısı gösteriler de dahil olmak üzere kadın hareketi tarafından uluslararası olarak kullanılan Damızlık Kızın Öyküsü alışkanlığı.

Yine de kırmızı dudakların hâlâ güçlü bir etkisi var. 2015’te viral olan bir görüntüde, Makedon bir kadın hükümet karşıtı bir protesto sırasında bir polis memurunun kalkanını öptü ve isyan anında ruha dokunan kırmızı bir öpücük izi bıraktı.

Aktris Elizabeth Taylor ruj sürerken (1948)

2018’de Nikaragua’da kadınlar ve erkekler kırmızı ruj sürdüler ve hükümet karşıtı protestocuların serbest bırakılmasına destek olduklarını göstermek için sosyal medyaya fotoğraflarını yüklediler. Sorguda polislerin karşısına kırmızı rujla çıkıp meydan okuyan aktivist Marlén Chow’a destek veriyorlardı.

Geçen aralık ayında, Şili’de yaklaşık 10.000 kadın, ülkedeki cinsel şiddeti protesto etmek için siyah göz bandı, kırmızı eşarp ve kırmızı ruj sürerek sokaklara çıktı.

Kırmızı rujlu dudaklarıyla, dünyanın dört bir yanındaki protestocular, bir yıl önce bir kez daha sufrajet hareketiyle aynı güce kavuştu. Bu cesur ve meydan okuyan güzellik ifadesi onların mirasını devam ettiriyor.

Not: Bu makale, 1912’deki New York yürüyüşünde Elizabeth Arden salonunun önünden geçen protestoculara atıfla kullanılan “sufrajetler” kelimesini kaldırmak için güncellendi ve şimdi daha geniş anlamda oy hakkı hareketinin destekçilerine atıfta bulunuyor.

Çeviren: Hanife Aliefendioğlu

Bu yazının orijinali 12.3.2020 tarihinde CNN Style sitesinde yayınlanmıştır.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.