yazmazsam çatlayacağım, aslında bağırarak yazayım herkes görsün de istiyorum ama işte serde feministlik var ya yaşadıklarımdan utanıp ortalıkta söyleyemiyorum. ama bilinsin istiyorum, derdimi dökeyim, çatlamayayım diye. yanlış anlama femihat tavsiye de istemiyorum biliyor musun 🙁 bu durumda sayfanı kullandığımı düşünebilirsin eğer öyle düşünürsen yayınlama, kırılmam. sahiden. yazı aşağıda oku ve sen karar ver. sevgilerimi yolluyorum…

ben kraliçeymişim

tam 22 yıldır ev kadınıyım, iki çocuk büyüttüm. bütün ev işlerini ve çocukların bakımını yardımsız kendi başıma yaptım. bu durum tercih ettiğim değil mecbur kaldığım bir gerçekti. mecbur kaldım ama sevmedim, evden, ev kadınlığından, adaletsizce yüklenen bütün yüklerden nefret ettim. bunu hiç saklamadım. haksızlık olduğunu düşündüm. yoruldum öfkelendim kırıldım kendime de küstüm hayata da ama devam ettim, kendi başıma yaşamak yerine, belki de daha fazlasını yapamayacağımı düşündüğüm için, vasata boyun eğdim. kendimi de sevmedim bana kulak tıkayanı da sevmedim. bir tek çocuklarımı sevdim, belki eksik öfkeli kırık ama sevdim. emek verdim. susarak boyun eğerek katlanmam gerektiğini düşündüğüm zamanlar da oldu. o ara ilaç kullandım. daha sonra ilaçlardan vazgeçtim. istediğim bir ilişki ve ev hayatını kuramadım ve her gün daha fazla sevmemeye daha fazla öfkelenmeye devam ettim. hayatım acı ve kavga doldu, bağırış, küfür, isyan, ilenme oldu. duymazdan gelip kulağını tıkayan üstüme yığdıklarını fark etmeyen gittikçe daha az sevdiğim hayatımın ortağını, o haliyle asla kabul etmedim. her kavgada, her patlamada öfkemi nefretimi kustum. şiddet de gördüm, hakaret de. karşılığını verdiğim de oldu, ezilip yenildiğimde. yine de devam ettim. bütün evi çekip çevirmek çocukların ihtiyaçlarını karşılamak benim işimdi asla işimi bırakmadım, bütün bunların karşılığı olmadığını her gördüğümde hayatımın anlamsızlığı yüzüme çaptı geçti ama ben devam ettim. işlerimi, sorumluluklarımı, yüklerimi bırakmadan yürüdüm yürüyorum. sessizce boyun eğerek değil kavga, küfür, çığlıkla geçti günlerim. ev halkının isteklerini yerine getirdim ama istedikleri gibi sessiz küfürsüz kavgasız bir ev kadını olmadım, olamayacağım da. oysa onların tek isteği kadere boyun eğip sessizce katlanmam, asla isyan etmeden onların her halini kabul ederek hizmete devam etmem. yani “köpek ol ama hırlama”. benim onlardan taleplerim, paylaşın, yardım edin çığlıklarım hep iktidar olmak içinmiş, kraliçe gibi yaşamak, bütün kuralları belirlemek, yüklendiğim bütün işleri kullanarak onlara hayatı zindan etmek ve kendimi böyle yaşatmak istiyormuşum. oysa evde boş zamanı en az olan benim, bütün taleplerin karşılayıcısı da benim, evin dışında kısa zaman çalışıp eve katkıda bulunmama rağmen, izni olmayan, ücreti ödenmeyen, hastalanınca rapor alıp aylarca işinden uzakta kalamayan da benim. her şeyi halledip hemen işinin başına dönmesi gereken tek kişiyim. 22 yıldır hiç işsiz kalmadım, hiç işten ayrılamadım, hiç ücret almadım. ama bugün öğrendim ki, bütün bunları ben evin kraliçesi olmak için yapıyormuşum. hatta gerekirse ölerek onları zorlarmışım ben. onlara hayatı zindan eden benmişim. ben evin patronu, evin sahibi, evin kraliçesi ben, onlara inat olsun diye yorulan, işleri onların gözüne sokmak için yapan, bıkmadan sorumluluklarını yerine getiren ama milyonlarcası gibi sessizce katlanmayan lanet olası bir ev kraliçesiymişim.

Rumuz: evfeministi

Sevgili evfeministi,

Ya aşkolsun sayfa benim değil ki hepimizin, kendi salonunmuşçasına yayıl ohhh 🙂 Tavsiye de istemiyorsun ya çaylarımızı koyalım iki hoş beş edelim püfür püfür.

Zaten tavsiye verilecek bir yerde de değilsin bence sevgili evfeministi, baya her şeyin farkındasın ve bir de üstelik bununla yıllarca yaşamışsın sana tavsiye vermek değil, kocaman sarılmak isterim öncelikle. Ev işi bitmek bilmeyen bir döngü ve ev emeğine gözler hep kör. Bazen yapanın gözü bile! Elimizi yıkamak gibi çamaşır yıkamak da, yemek yemek gibi yemek hazırlamak da üstümüze yapışıveriyor hayatın doğal akışı buymuşçasına. Kim karar verdi ki bunun “doğal”ına? Kabul etmedik mi “doğallıkları” o zaman buyrun: “Çok uzatıyorsun, eline mi yapışır zaten bütün gün evdesin!” En sevdiğim yanıt! Elime yapışıyor ve yapıştı evet! Evet evet oldu, o işlere her gün ve her gün saatler harcanmıyor, tekrar tekrar yapılmıyor değil mi? Karşılığı? E sen annesin, eşsin zaten, hangi karşılık? En iyi ihtimalle anneler günü blender’ı! Ne münasebet efendim! Sordunuz mu hiç acaba sizin kirli çamaşırlarınıza, tabaklarınıza, asla toplamadığınız odalarınıza, illa jilet gibi istediğiniz gömleklerinize harcadığım yıllarda aslında ne yapmak istiyordum? Tacımı takıp yemek yapmak istemiyordum yooo hayır!

Maalesef çoğu zaman her şeyin farkında olmak, her şeyi değiştirebilmek anlamına gelmiyor, hele ki ev içi emek gibi yok iş bölümü gibi amaann gündeme getirmeyelim de tadımız kaçmasın tipi konularda. Her şey öyle yerleşmiş öyle yerleşmiş ki algılara ve hayatlara, sen bunun ne kadar adaletsizce olduğunu istersen yüz bin kere haykır, bazen bir kulak ancak duyuyor, diğer düzenini bozmak istemeyen 99999’u seni “huysuz”, “sinirli”, “değer bilmez” vs vs diye bir sürü şekilde etiketleyip rahatça hayatına geri kaçmaya çalışıyor. “Ev kraliçesi” de öyle, zaten varlığını komple inkar ettikleri bir emek sömürüsüne bir de durup dururken iktidar yapıştırıvermişler! Yavaş yavaş canım sıkılmaya başladı ama! Hangi kraliçe ülkesinin kanalizasyonlarını temizliyormuş pardon lütfen sorar mısın bunu sana söyleyenlere?

Sana sinirlenme demeyeceğim, hatta beraber sinirlenelim sevgili evfeministi, sinirlenelim, tatlarını kaçıralım, kırıp dökelim hatta, laf işitelim üstüne, beğenilmeyelim. Amaaannn sonra beraber bir çay içip sarılır ağlaşırız en kötü, sonra ağlamamız gülmeye döner. Böyle böyle dünyayı yerinden oynatırız belki ne dersin?

Dayanışmayla.

1 Yorum

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.