selam femihat. çok okuyorum, sorguluyorum, gözlemliyorum ama bazı şeylerle başa çıkamıyorum. yaşadığım şeylerden ötürü güçlü durmakta sıkıntı yaşıyorum, bu benim zayıf görünmeme sebep oluyor. kendimi kalıba sığdırmayı sevmem ama feminist bakış açısına sahibim fakat bunu duruşuma yansıtmakta zorlanıyorum. nasıl yapabilirim? 🙂

Rumuz: Hissiz

Merhaba Hissiz,

Bana yazdığın için teşekkür ederim. Güçlü durmakta zorlandığını, zayıf göründüğünü düşündüğünü yazmışsın. Zayıf, narin ya da hassas olmak kötü şeyler olmak zorunda değil elbette. Yine de destek için buradayım tabii ki 🙂

Bir çarpıklık olduğunu hissetmen çok heyecan verici bir şey, bu anlarını sakın unutma! 🙂

Feminizmin, yol boyunca öğrendiğin, bazen bildiğini/ kurduğunu bozup yeniden yeniden inşa ettiğin bir şey olduğunu düşünüyorum. “Tamam, oldu artık,” denilebilen bir şey değil, bir kalıp hiç değil. Bunun ilk benim aklıma gelmediğine bayağı eminim ama yeri gelmişken paylaşmak istedim: Yakın zamanda Matrix’i izledim. Filmin meşhur mavi ya da kırmızı hapı seçme sahnesi geldiğinde filmde paralel evrene düştüm: Bizim hakikatimize açılan bir mor hap vardı ve ben o “mor hap”ı çoktan yutmuştum! Tıpkı başroldeki Neo gibi ben de içinde yaşadığım o kurmaca dünyadaki birtakım çarpıklıkların aslında farkındaydım ve ben de önce kabul etmediğim, sonra da yalan yok, biraz canımı yakan bir yüzleşme süreciyle hakikate vardım. Beni de bu hakikate, sistemin bug’ını (böceği) keşfeden feminist arkadaşlarım çağırmıştı ve bu kurmaca sistemi yenmek için birlikte mücadele eden, birbirini kollayan, güçlendiren bu ekibin bir parçası olmuştum. Üstelik geri dönüşü -hapı verirken de söylendiği gibi- yoktu!

Şüphesiz, Matrix’in senaryosu feminist teoriyi ve örgütlenmeyi temel almıyor, filmin başrolündeki (!) kadının rolü aslında başrol erkeğinin sevgilisi olmak falan. Matrix güzellemesi yapmayacağım tabii ki 🙂 Ama anlatmaya çalıştığım, feminizm, şaşı bak-şaşır resimlerdeki gizli objeyi bir kez gördükten sonra artık resmin en baştaki kaotik/karmaşık halini yeniden görememek gibi bir şey. Eskiden nasıl düşündüğümü unuttum mesela… Bu, zihnimizi ve hayatlarımızı saran patriyarkal sargıdan kurtulduğum anlamına gelmiyor elbette. Ama kendimle tutarlı olmak için mücadele etmeyi sürdürüyorum hala.

Bazen en baştan, yeniden öğreniyorum. Dahası ve en önemlisi, bunu tek başıma yapmıyorum. Feminizm öyle tekil bir şey değil, birlikte kurup öğrendiğin bir şey bence. Paylaşıp dayanışmak ve bunlarla güçlenip çeşitlenmek de öyle eşsiz bir şey ki, izlediğimiz hiçbir film, okuduğumuz hiçbir şey bunların yerini dolduramaz, inan bana 🙂 Bitmeyen bu yolculuğun için feminist kadınlarla daha çok bir araya gelmenin sana iyi gelecek tek şey olacağına eminim.

Çünkü tatlım, hapı yuttun! 😉

Sevgi ve dayanışmayla!

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.