Nasıl anlatsam bilemiyorum. Sıkıntılarım var hem de çok. Bir de bu sıkıntıları tek başına yüklenmek zorunda kalmak beni epeyce yordu. Sıkıntılarım neler dersem beni çocukluğumdan beri taciz eden bir babam var. Ettiği küfürler, çocukluktan beri erkek arkadaşlarıma karışması, telefonumda erkek ismi aradığı zamanlar, beni intiharla tehdit etmesi birkaçı sadece. Kötü olan ben bir şekilde bunlara rağmen yaşamışım, yaşıyorum ama öyle bir yaşamak ki feminist arkadaşlarımın bile bu durumlardan haberi yok. Onlar anlamaz ya da dinlemez gibi bir düşüncem olmadı hiçbir zaman. Ben anlatacak gücü bulamıyorum bir yandan. Bir yandansa o kadar çelişkili süreçlerin ortasında kaldım ki ne kendimi anlatabileceğimi ne anlaşılabileceğimi sanmıyorum. Bir de en büyük korkularımdan biri birinin benim hayatımı öğrenince “ne hayatlar var” röntgenciliğine göre hareket etmesi. Bir nevi magazinselleştirme. Korkum bunun arkadaşlarımdan da gelmesi.

Beni zorlayan şey bu konuda kendimi yineleyebilmek için -muhtemelen travma sonrası stres bozukluğu yaşıyordum ve terapi göremedim maalesef- kendimi ortasına attığım hayatla maalesef ki mecbur olduğum hayat arasındaki uçurum. Aile yaşantım ile arkadaş çevrem arasındaki derin uçurum. Çünkü iyi hissetmek için evden çıkmam gerekti. Başkalarıyla tanışmak feminist sohbetler yapmak gerçekten çok iyi geldi ve kendime içten içe sunduğum nefreti anlamamı sağladı. Bir yandansa evde yaptıklarımla, dışarıda yaptıklarım, söylediklerim ve genel olarak düşündüklerim arasındaki uçurum büyüdü. Sanki sahtekarmışım gibi hissediyorum. Bu hissiyat evdekilere karşı sorumluluktan değil. Daha çok onlara karşı koymamaktan, koyamamaktan ve dışarıda da çevreme derdimi anlatamamaktan. Nasıl mücadele edebilirim bilmiyorum. Evde desteğim yok, babamın iktidarıyla -ona karşı çıksalar da zaman zaman- kimi çıkarları neticesinde ortaklaşan ev üyeleri var. Ben de abartan kişi oluyorum. Aileyi bozan, ortalığı karıştıran kişi oluyorum. Bir bakıma egolarımı okşasa da bu durum ev içinde herkesin ortak nefretini kazandım. Babamla ilgili anlattıklarıma annem bile inanmıyor, alkoliklik babamın yaptıklarına bahane oluyor. Bu konuda annemi kendi içimde çok tartıştım, onun da çok çektiğini biliyorum bu adamdan. Kurtarıcılık sorumluluğu mu yüklüyorum ona diye sorguladım kendimi. En azından beni susturmamasını isterdim, manevi destek beklerdim ondan. Ben 10 yaşımdan beri onun için kavga ediyorum bu adamla. Savunmak için kendimi ortaya atıyorum. Geceleri geç geldiğinde alkollü gelir de anneme şiddet uygularsa diye müdahale edeyim diye uyumamaya çalıştığımı biliyorum. Annem erkek evlat kayırıcılığı yapmasına rağmen. Bilemiyorum sanki bu dayanışma haline hiç ulaşamayacakmışım gibi geliyor.

Rumuz: Dertli

Merhaba Dertli,

Bunları paylaşmanın, yazmanın ne kadar zor olduğunu anlayabiliyorum, güvenin ve paylaştığın için teşekkürler.

Değil başka birine anlatmak, yaşadığımız şeyi tanımlamakta bile zorlanıyoruz kimi zaman. Bizi rahatsız eden bir durum olduğunda bu rahatsızlığı yaratan kişinin bir de yakınımız olması bu tanımlamayı oldukça zorlaştırabiliyor. Ama sen gayet net bir şekilde ve içtenlikle tanımlayabilmişsin yaşadıklarını.

Konu yaşadığımız şiddeti anlatmaya geldiğinde dayanışma görememe kaygısı bunu yüksek sesle söylemenin önünde bir engel olabiliyor. Paylaştıklarından, “neden öyle dedin, keşke öyle yapmasaydın, o zaman sen de karşı gel” gibi gizli yargı içeren cümlelerini birilerinden duyabilecek olma korkusunun seni de tüm bunları kimseyle paylaşmadan, kendi başına yaşamaya ittiğini anlıyorum. Ancak tüm bunların üstesinden tek başına ve desteksiz bir şekilde gelmeye çalışmak oldukça zor. Belki bu konuda çalışan deneyimli kadın örgütlerine ulaşabilir, bu desteğe onlar aracılığıyla ulaşmayı düşünebilirsin. Önyargısız bir şekilde dinlenmek, anlaşılmak ve destek almaya cesaret bulmak hiç de küçük adımlar değil. Arkadaşlarına anlatmaya, sen de istersen, bu güçlenme sonrasında başlayabilirsin belki. Kendinden yaşadığın ikilemler nedeniyle nefret ettiğini yazmışsın. Oysa ki bunu paylaşma adımın, mücadelenin başlangıç adımı olabilir ve bu ne kadar kıymetli 🙂

Son olarak annenin yaşadığı şiddetten bahsetmişsin. Annenin hikayesinin ona, senin yaşadığın hikayenin ise sana ait olduğunu unutmamak gerekiyor belki de. Göz göre göre mutsuz olmasına katlanamadığını anlıyorum. Küçücükten beri annen için verdiğin mücadele de çok ama çok değerli. Ancak annenin bu şiddetten sıyrılmak için senin olduğun kadar hazır olup olmadığını anlamak gerekli. Belki başlangıç olarak senin güçlenmen bile bu hazırlığı sağlayabilir annene.

Sistematik olarak yaşadığın bir şeyden bir günde kurtulmak yalnızca sihirli bir değneğin yapabileceği bir şey olurdu. Bu konuda yeterli desteği sağlayabilecek uzman biri olmadığım gibi, ne yazık ki elimdeki tek sihirli değnek de kadın dayanışması.

İstediğin kadarını al, fazlasını başka kadınlara verirsin 😉

Sevgiyle

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.