Gendersternchen (cinsiyet yıldızı), Almanya’da son zamanlarda tartışma yaratan konulardan birisi. Dişil kelimenin sona konulan yıldız işareti ile dilin erilliğine karşı çözüm geliştiren dil savunucuları, dilin dünyayı görme biçimimizi şekillendirdiğini ve dilin değişebilirliğini savunuyor.

Yeni bir dil öğrenmeye başlamanın en zorlayıcı yanı gramer yapısını çözmeye çalışmak, kelime ezberi, fiillerin zaman hâline göre değişimi, bunları ezberlemek, dilin anadil ile uyuşmayan ses yapısına uyum sağlamaya çalışmak ve daha bir sürü şey… midir acaba?

Evet, bunlar kuşkusuz zorlayıcı şeyler. İnkar edemeyiz. Ancak sıkı çalışma ve bol pratik ile çözüme ulaştırılabilecek bir zorluk bu. Gelelim esas zorlayıcı olan meseleye: Öğrenilen dilin cinsiyetçi yapısı ve bu cinsiyetçi yapıyı kullanmak zorunda kalmak! Anadildeki cinsiyetçi ifadeleri kullanmaya direnç gösterip bunun politikasını her bulunduğu noktada yapmaya çalışan biri olarak başka bir dili öğrenirken karşılaştığım dilin temel yapısındaki cinsiyetçi ifadeleri öğrenme zorunluluğu benim için en zorlayıcı şey! Bahsettiğim bu dil Almanca. Bol bol artikel, artikellerin canlı-cansız her şeye yüklediği cinsiyetler, ikili cinsiyet sistemini besleyecek şekilde kelime köküne gelen ekler (Örneğin lehrer (erkek öğretmen), lehrerin (kadın öğretmen) ile Almanca cinsiyetçiliği dilin tam ortasına yerleştiriyor. Bir topluluğa ilişkin kurulacak cümlelerde ise tamamen eril çoğul hâl kullanılıyor. Yani topluluktaki nonbinary’ler ve kadınlar da o eril çoğul hâldeki kelimeye tabi oluyorlar. Neden “die” artikeli bir dondurmaya dişil, “der” artikeli ise bir salataya eril rol yükler bilemezken, “das” artikeli ile biranın cinsiyetsiz kılınıyor oluşuna sevinirken buluyorum kendimi. Hiç olmazsa bira cinsiyetsiz canım!

Biraz araştırma yaptığımda ise bunu dert edinen tek kişinin ben olmadığımı gördüm. Meğer gendersternchen denen birşey varmış. Türkçeye cinsiyet yıldızı olarak çevirebileceğimiz gendersternchen ile dilin cinsiyetten nötr hâle getirilmesi amaçlanıyor.

Kadın ve queer politikanın kesişimselliği

Almanca’nın kadınları ve nonbinary’leri içeren bir dilbilgisine ihtiyacı olduğunu söyleyen dil savunucuları tarafından ortaya konulan gendersternchen, Almanya’da son zamanlarda tartışma yaratan konulardan birisi. Dişil kelimenin sona konulan yıldız işareti ile dilin erilliğine karşı çözüm geliştiren dil savunucuları, dilin dünyayı görme biçimimizi şekillendirdiğini ve dilin değişebilirliğini savunuyorlar.

Başlangıçta, kadının dil içerisinde görünmezliği (bir gruba hitap edilirken eril kelime kullanılır) ve dilin cinsiyet kimliğine göre şekillendirilmesine karşı geliştirilen bu yöntem artık nonbinary’leri de kapsayan yerde durması bakımından önemli bir noktada. Bir toplumu eril ve dişil olarak ikiye bölen kelimeye karşı asteriks (*innen) ile kapsayıcılık sağlanıyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ikili cinsiyet sistemine karşı dilin kullanımına dair yapılan tartışmalar bu anlamda, kadın ve queer politikasının bütünselliğine de işaret ediyor.

Nitekim dilin yaşam içerisinde kapsadığı alanı düşündüğümüzde dile dair kadın ve queer politikasının öneminin ayırdına varmak zor olmayacaktır. Dil, egemen ideolojinin kendi devamlılığını sağlamak için vazgeçilmez bir araç. Toplumsal cinsiyet normlarının dildeki etkisi, yaşamın her alanında kadın-erkek eşitsizliği ve ikili cinsiyet dayatılmışlığında büyük alan kaplıyor. Doğduğumuz andan itibaren öğrendiklerimiz mevcut sistemin araçları tarafından (aile, okul, medya vs.) bize sistemi devam ettirmeyi dayatıyor. Dil de bunun en önemli parçalarından biri olarak toplumsal cinsiyet ve ikili cinsiyet normlarının devamının sağlanması ve üretilmesini sağlayan bir olgu.

1960-70’li yıllar itibariyle, yani ikinci dalga feminizmin etkin olduğu yıllarda, feminist dil biliminin tartışılmaya başlanması, dilin cinsiyetçi yapısına karşı dil reformu tartışmaları bugün Almanya’da gendersternchen’e dair tartışmaların alt yapısını oluşturuyor kuşkusuz. Sadece Almanya’da da değil, dünyanın birçok ülkesinde benzer şekilde dil reformu gündemde. Türkiye’ye yansıması da mevcut elbette. Buna dair önemli kazanımlar da var. “Bilim adamı” yerine “Bilim insanı”nın yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanması gibi…

Almanya da dilin cinsiyetçi yapısına dair tartışmaların canlı olduğu bir süreçten geçiyor. Pandemi süresince halka yapılan açıklamalarda kullanılan bürger (halk, vatandaş, yurttaş) kelimesinin eril bir yapıda olması bu tartışmayı canlandıran bir yerde durdu. Tüm toplumu kapsayan bir kelimenin eril olmasına karşı dil savunucuları gendersternchen’i devreye soktular ve bürger yerine bürger*innen kelimesinin kullanılması gerektiğini ifade ettiler.

Ve tabii ki, dilin cinsiyetsizleştirilmesine dönük bu çalışmaların karşıtları da var. Muhalif olanlar, tahmin etmeniz zor olmayacak ki, muhafazakar ve gelenekçi çizgiye sahip olan dernek ve siyasi partiler. Dilin bozulacağından duydukları kaygıyı dile getiren muhaliflerin en radikali ise AfD. Aşırı sağcı bir çizgiye sahip olan AfD partisi, dildeki genel erilliğin korunması ve hatta canlandırılmasını savunuyor.

Diğer yandan Almanya’da kurulan koalisyon hükümetinin solcu olması ve dildeki değişimin yanlısı olması, 2019’da Hannover’da idari kurum yazışmalarının cinsiyetçilikten bağımsız bir dili bağlayıcı hâle getirmesi gibi adımları güçlendirebileceği izlenimini yaratıyor.

Dilin canlılığı cinsiyetsizleşmesine ilerliyor

Açık ve bilimsel olan bir şey var ki, dil canlı bir şey. Yani dil, değişimi ve dönüşümü sürekli olan; siyasal, sosyal ve kültürel olgularla etkileşimi daim olan bir yerde duruyor. Karşıtlarıyla ya da yanlılarıyla süregelen dili cinsiyetsizleştirmeye dair tartışmalar dilin dönüşümünü sağlıyor. Tüm dünya üzerinde kadın ve queer aktivizminin geldiği nokta ise dilin canlılığını cinsiyetsizleşme yönünde ilerletecek yerde duruyor.

Yani Almanya’da gendersternchen’e ilişkin tartışmalar süredururken aslında dil değişimini devam ettiriyor. Ve bu değişim kadın ve nonbinary’lerin lehine oluyor.

Yeni bir dil öğrenirken dilin cinsiyetsizleşmesinin önemini tekrar keşfetmek ve buna dair verilen mücadele, kadın ve LGBTİ+ hareketinin kesişimselliğinin tekrar farkına varmak ise bana ayrı bir keyif veriyor.

Karşısındaki dirence karşı her şey durdurulamaz şekilde değişiyor!

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × 1 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.