“Unutulma hakkını” kullanmak isteyen Halis bey, bir televizyon kanalında telefonla canlı yayına katılarak Bergen’i öldürdüğü için hiç pişman olmadığını da açık açık söylemekten çekinmedi.

Arghavan Khosravi

Belgin Sarılmışer ya da hepimizin onu tanıdığı ismiyle Bergen nam-ı diğer “Acıların Kadını”. Hepimiz küçüklüğümüzden itibaren onun şarkılarını ve hazin hayat öyküsünün en azından kezzap faciası sonrasındaki kısmını bilerek büyüdük. Son dönemde hayat hikâyesinin film haline getirilmesi ile daha geniş kitlelerce tanındı ve kulaktan dolma bildiğimiz hayat hikâyesi daha detaylı olarak gözler önüne serildi.

Ben bugün sizlere Bergen’in hikâyesini değil, Bergen’in ardından olanları anlatacağım. Eminim bir kısmımız sosyal medya ve haber sitelerinde Bergen’in katili olan Halis Serbest’in yapmış olduğu açıklamaları ve Bergen filminin katilin yaşamakta olduğu Adana, Kozan’da yayınlanmaması yönünde karar alındığını gördü.

Halis Serbest bu taleplerini hukuki bir temele dayandırdı: Unutulma hakkı.

Hukuki olarak unutulma hakkının amacı, üstün bir kamu yararı olmadığı sürece kişinin geçmişte yaşadığı olumsuz olayların yayılmasını önlemektir. Kadın cinayetleri gibi toplumun vicdanında derin izler bırakan ve Bergen gibi topluma mal olmuş bir sanatçının katledilmesi ile ilgili detayların unutulma hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır.

Ancak Halis Serbest, olayın üzerinden uzun zaman geçtiği, kalabalık bir ailesi olduğunu, yaşadığı ilde tanındığı ve artık kendisine başka bir hayat çizdiği gerekçesi ile “kendi izni olmadığı” için film aleyhine dava açtı. Ancak unutulma hakkını kullanmak isteyen Halis bey, bir televizyon kanalında telefonla canlı yayına katılarak Bergen’i öldürdüğü için hiç pişman olmadığını da açık açık söylemekten çekinmedi.

Şimdi burada bir sorum var, cevabını içten içe bilsem de yine de sormak istiyorum.

Şayet Halis Serbest söz konusu olay ile anılmak istemiyor ise neden bir televizyonun canlı yayınında Bergen’i öldürdüğüne pişman olmadığını söylemekten hiç çekinmedi? Öldürdüğüne pişman değil ise ne gerekçe ile unutulma hakkını kullanmak istiyor?

Görüldüğü üzere, Bergen’in katili Halis Serbest’in yaptıkları ve söyledikleri arasında dahi tutarsızlık mevcut. Bu film sonrası kişilik haklarının zedelendiğini iddia eden Serbest’in, hiçbir suçu günahı olmayan gencecik 30 yaşındaki Bergen’i öldürdüğünü düşününce başka bir soru daha doğuyor, Bergen’in kişilik hakları yok muydu?

Katlettiğine hiç pişman olmadığını kendi ağzı ile söyleyen bir kişinin ne kişilik hakları saldırıya uğramıştır ne de söz konusu unutulma hakkı kapsamında ilgili suç ile anılmak istemeyecek kadar pişman hissediyordur.

Filmin vizyona girmesi hususunda herhangi bir hukuki engel olmadığı halde Halis Serbest’in yaşadığı yerde Bergen filmi “şiddet içerikli” olduğu gerekçesi ile vizyona girmedi. Bergen o izlediğimiz “şiddet içerikli” olayları yaşadı, kezzapla yakıldı, kurşunlandı ve öldürüldü.

Ölümünün ardından dahi annesi kızının güvende olduğunu hissedemedi, mezarına demir parmaklıklar yaparak mezarını dahi korumaya çalıştı. Çünkü Halis Serbest “Seni mezarında bile rahat bırakmayacağım” demişti. Annesi Bergen’i demir parmaklıklar ve altı adet kilidi olan bir mezar içerisinde korumaya çalışsa bile katili dediğini yapıp, unutulma hakkı kapsamında kişilik haklarının zedelendiği iddiası ile tazminat talepli dava açarak halen Bergen ile uğraşıyor. Mahkemeden ne karar çıkarsa çıksın bunların unutulması mümkün değil.

Bergen, vicdan sahibi her insanın içini acıtan ve toplumumuz açısından önemli bir isimdir. Bir avukat olarak; Dilerim Halis Serbest’in, unutulma hakkı kapsamında açtığı davayı kazanması gibi bir hukuk katliamı yaşanmaz. Zira böylesine bir karar açık bir şekilde kadın cinayeti işlemiş katillerin belirli bir süre sonra normal hayatlarına dönmelerine ve hâlihazırda iyi hâl indirimi, haksız tahrik indirimi gibi sebeplerle gittikçe kısalan cezaevi süresi sonrasında hiç yaşanmamış gibi yola devam etmelerine yarar. Peki ya canice katledilen kadınlar ve aileleri ne olacak? Onların kişilik haklarını hangi kategori altında koruyacağız? Bir daha böyle olayların yaşanmaması amacıyla nasıl önlem alacağız? Katilleri tanıyamazsak, bilemezsek kendimizi nasıl koruyacağız?

Hukuka olan inancı korumak ve söz konusu kadın cinayetlerini durdurmak istiyorsak, kadın cinayeti dosyaları ile ilgili unutulma hakkının kullanılmaması gerekir, zira kadın cinayetleri doğrudan kamu ile ilgilidir. Somut olayda hâlihazırda Halis beyin pişman olmadığına yönelik açık beyanı mevcutken aksi bir karar açık bir şekilde hukuka aykırı olacaktır.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

13 − four =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.