Travmalarımız üzerinden yakınlık kurmaktan, kadınları tek boyutlu ve aynı özelliklere sahip bir gruba indirgemekten hiç bahsetmiyorum. Bana bu kadar lafı söyleten şey bu yaşanan acıları dindirmeye dair duyduğum inanç. Çünkü bize bunu yaşatanı biliyoruz ve elinde tuttuğu kırılgan gücü aslında çok iyi tanıyoruz.

Son haftalarda giderek artan ve uzun zamandır da böyle olmasını beklediğimiz ifşa olaylarının ortasında, kendimi uzaktan takip ederken buluyorum. Yaşadıklarımı sadece arkadaşlarımla konuşuyorum. Konuştuğumuz şeyler neler mi? Gündemin aslında çok küçük bir parçası olabilmiş taciz/tecavüz ifşalarının aslında nasıl da hepimizin bir şekilde başına gelmiş ve hâlâ gelmekte olan olaylar olmasını konuşuyoruz. Öyle üstü kapalı bir şekilde de değil, isim isim, mekân mekân, en ince ayrıntısına kadar her şeyi hatırlayarak konuşuyoruz. Fakat, biz bunları zaten yıllardır konuşuyoruz kendi kapalı gruplarımızda; bizden başka kimsenin duymadığı, acımızı kendi kendimize sağalttığımız, olabildiğimiz kadar birbirimize destek olduğumuz ortamlarda zaten konuşuyoruz. Yalnız değişen bir şeyler var gün geçtikçe bu çemberler de daralıyor artık. Mağdur kişi olduğunu söylediğin anda sana inanıp inanmayacağını tartmaya başlayan insanlara “Bak ben bunu yaşadım niye görmüyorsun, niye sorguluyorsun?” demeyi bırakıyorsun ve azalarak bitiyor paylaşımlar. Sanki çok uzak bir masal diyarında yaşanmış gibi dinliyoruz olanı biteni; üzülüyoruz; “Kim ya bu kadınlar nasıl buna katlanmışlar?” diyoruz, “Nasıl anlamamış ya bu adamın beş para etmeyeceğini?” diyoruz. Biz hâlâ “Ben nasıl yaşadım bunları?” diyerek kendimize inanamıyoruz. Çok benzer şiddet hikayelerini paylaştığım can arkadaşımla bir haftadır her gün birbirimize bakıp ‘”Biz nasıl anlamadık?” deyişlerimizde derin bir bastırılmışlık olduğunu göremeyenlere yazıyorum bunları. Neden mi? Başından anlamadım diye ya da fail kişi zaten güvenilmez/yalancı/çapkın vesaire olduğu için bunca duygusal şiddete maruz kalmış olmamın, kendimden şüphe edecek durumda bırakılmış olmamın bahane bulunacak hiçbir yanı yok. Ben hâlâ kendime “Neden?” diye soruyorsam, olanları ve olmaya devam edenleri “Aman ya” diye geçiştiriyorsam, bunun sebebi korktuğumun başıma gelecek olduğunu düşünmemdir. Bana bunu düşündürten bu eril düzenin ta kendisi. İfşa ile hedef gösterme arasındaki farkı ortadan kaldırıp suç olan bir şeyi kendi lehine çevirerek kullanabilen, failleri onlara acımamız, kariyerleri hakkında üzülmemiz gereken bireyler haline getiren bu sistemdir.

Şimdi neden uzaktan takip ediyor oluşumu iyice anlatmak istiyorum. Tanımadığım belki hiç tanışmayacağım kadınların ifşalarını çabalarını ve cesaretlerini gördükçe üzerini güzelce örttüğüm çatlaklardan sızıyor travmalarım. Ama hâlâ sadece arkadaşlarımla konuşmaya devam ediyorum, uzaktan… Kadınların yazdığı metinlere, attığı tweetlere bakıyorum öyle doğru, öyle yerinde anlatımlar var ki, keşke şunu da şöyle deseydi diye içimden en ufak bir düzeltme dürtüsü geçirmeyen, sanki ben yazmışım gibi hissettiren..

Bana bu kadar lafı söyleten şey, bu yaşanan acıları dindirmeye dair duyduğum inanç. Çünkü bize bunu yaşatanı biliyoruz ve elinde tuttuğu kırılgan gücü aslında çok iyi tanıyoruz. Ben öfkeliyim, öfkem sadece faillere değil, beni dinlemeyen, abarttığımı düşünen, öfkemi saldırgan ve gereksiz bulan herkese, en çok da en yakınımızda her şeye şahit olan insanlara. Hayır hayır hiç de uzatmadım, fakat sözümü sona sakladım ve şimdi soruyorum: Abarttığımı düşünmeden önce, belki de, sizin bu konuyu hafife aldığınızı düşünmeye ne dersiniz?

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.