8 Ocak 1896’da Buenos Aires’te ilk anarka-feminist gazete La Voz de la Mujer (Kadının Sesi) yayınlandı. Gazetenin ömrü bir yıl kadar sürdü ve her bir sayısı 1000 ila 2000 adet basıldı. Bu, o dönem anarşist bir gazete için oldukça yüksek sayılardı. Kadınlar tarafından kadınlara hitaben çıkarılan gazete, Güney Amerika emek hareketi içinde feminist fikirlerin açıkça ifade edildiği bir zemin oluşturdu. O yıllarda başta İtalya’dan olmak üzere İspanya ve Fransa gibi ülkelerden Arjantin’e ciddi bir göç dalgası vardı. La Voz de la Mujer, bu topluluklar içindeki kadınlar tarafından çıkarılmaktaydı. Gazete yazarları kadınların hem burjuva toplumu hem de erkekler tarafından çifte sömürüye maruz kaldıklarını, evliliğin bir burjuva kurumu olduğunu ve kadınların özgürlüğünü kısıtladığını savunuyordu. Bu yazarlara göre bireyler arzularına yabancılaşmıştı ve bu durum ancak özgür aşk ve sonrasında da toplumsal devrimle aşılabilirdi.

Gazete, kadınları hem kadın hem de işçi oldukları için maruz kaldıkları baskıya karşı gelmeye çağırıyordu. İlk sayıda şu ifadelere yer verilmekteydi:

“Onca gözyaşı ve mutsuzluğa doyduk, çocukların hiç bitmeyen angarya işlerini yapmaya doyduk (ne kadar kıymetli olsalar da), soru sormaktan ve yalvarmaktan yorulduk, rezil istismarcıların ya da alçak kocaların oyuncağı olmaktan bıktık, toplum ittifakı içinde sesimizi ve taleplerimizi duyurmaya karar verdik, evet talebimiz yaşam ziyafetinden kendi payımıza düşen zevki almaktır.”

Gazetenin çıkışı anarşist hareket içerisinde farklı tepkilere yol açtı. Anarşist bir gazete La Voz de la Mujer’i oldukça sıcak karşıladı. O dönem anarşist basının önemli bir kısmının feminist meselelere sempati duyduğu göz önüne alındığında bu tepki şaşırtıcı değildi. 1890’ların ortasında kadınların eşitliğine ve erkekler tarafından uğradıkları baskıya dair Arjantin’de pek çok haber yapılmaktaydı. Hatta bazı yayınlar “kadın meselesi”ne dair özel sayılar çıkarmaktaydı. Ne var ki feminizme karşı duyulan bu sempati, anarşistler arasında ciddi bir karşı çıkışa da neden oldu. Gazetenin ilk sayısı kimi erkek anarşistlerce oldukça sert karşılandı. Anarşist hareket içerisindeki çoğu erkeğe göre kadın özgürlük mücadelesi devrimden sonraya ertelenmeliydi. Erkeklerin bu tavırları üzerine editörler erkeklerden kadınların eşitlik talepleri konusunda insiyatif almalarını beklemenin beyhude olduğu sonucuna vardı. Bir sonraki sayıda yer alan bir yazıda şu ifadelere yer verilmekteydi:

“Bizim misyonumuzun sizin çocuklarınızı büyütüp kıyafetlerinizi yıkamaya indirgenemeyeceğini anlasanız iyi olur. Bizim de kendimizi özgürleştirmeye ve iktisadi ya da evlilikle ilgili her türlü vesayetten kurtulmaya hakkımız var.” Gazetenin üçüncü sayısında ise kadınlar tüm anarşist erkek yoldaşlarına değil “yanlış anarşistlere”, “anarşizmin en güzel fikirlerinden biri olan kadın özgürlüğünü” savunmayanlara saldırdıklarını belirtme ihtiyacı duydular.

Feministlerin neden anarşizmden etkilendiklerini, erkek anarşistlerin iki yüzlülüğüne karşı çıktıklarını anlamak zor değil. Anarşizmin temel meselesi otoriteye karşı çıkmak ve bu otorite, erkeğin ailede kadına uyguladığı otoriteyi de kapsamalı, tüm anarşistler ilişkilerinde özgürleşmenin yolunu aramalı. Anarşist hareket, kadınların hem sınıflı, hem erkek egemen toplumda uğradıkları baskıyı görünür kılmak için uygun bir zemin sunmakta. La Voz de la Mujer gazetesini çıkaran kadınların amaçları da gazeteyi destekleyen bir kadının şu sözlerinde açıkça ifade ediliyordu: “Tanrısız, Patronsuz, Kocasız”

Kaynak:

https://libcom.org/history/no-god-no-boss-no-husband-world%E2%80%99s-first-anarcha-feminist-group

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.