San Franciscolu Kronos Quartet 2014 senesinde, İstanbul’da verdikleri konserlerini bitirirken çalacakları son parçayı özel olarak anons etti, şöyle dediklerini hatırlıyorum: “Son parçamız Zabelle Panosian’dan Groung. Bu eseri duyar duymaz vurulduk, sözlerini anlamıyor olsak da. Bu akşam bu ezginin doğduğu topraklarda olmaktan mutluluk duyuyoruz.” Kronos Quartet, o akşamki İstanbullu dinleyicilerinin Zabelle Panosian’ın seslendirdiği bu parçayı zaten bildiğini veya ezgiyi duyar duymaz tanıyacağını düşünmüş ya da bu toprakların kültürel tarihinden silinen Ermeni müziğini dinleyicilerine hatırlatmak istemiş olabilir. Her halükârda Zabelle Panosian’ın insanı ilk dinleyişte çarpan sesi; unutma ve hatırlamanın bu coğrafyanın sınırlarını aşan uzun bir hikayesi.

Zabelle Panosian’ın hayatından haberdar olmamız aslında birtakım rastlantıların sonucu. Baltimore’da yaşayan amatör taş plak koleksiyoneri Ian Nagoski, plak dükkanlarının genellikle kelepir sepetinde bulunan yabancı dillerdeki taş plakları çok ucuz oldukları için biriktirmeye başlar ve bir süre sonra elindeki plakların bir bölümünde bazı ortaklıklar fark eder. Aynı stüdyoda aynı tarihlerde kaydedilen bu Ermenice, Rumca, Arapça, Türkçe kayıtlardaki icracıların, birbirlerini tanıyıp tanımadıklarını ve beraber müzik yapıyor olma ihtimallerini araştırmaya başlar. Böylece New York’taki Osmanlı diasporasının müziğini keşfeder.[1] 1910’lardan itibaren, özellikle Manhattan’ın Sekizinci Caddesi boyunca uzanan Rum meyhaneleri ve gazinolarında İstanbul ve İzmir’in çok dilli kozmopolitliğini devam ettiren ve canlılığını Büyük Buhran’a dek sürdürecek komünal bir müzik kültürü yeşermiştir. O senelerde endüstrileşmenin henüz çok başında olan müzik yayıncılığı sektöründeki iki şirketten biri olan Columbia Records, kataloglarında E harfiyle kodladıkları bir “etnik müzik” serisi başlatır; hem Amerika içindeki farklı göçmen topluluklarına hem de bu göçmen toplulukların anayurtlarındaki potansiyel plak dinleyicilerine hitap etmek amacıyla, göçmen müzisyenleri anadillerinde kaydeder. Şirketin Broadway’daki stüdyosu, 1920’lerin sonuna kadar Osmanlı diaspora müzisyenlerinin plaklarını basar.[2]

İşte Nagoski, Zabelle Panosian ile bu plakları toplamaya yöneldikten sonra karşılaşır. 7 Haziran 1890’da bugün Kocaeli-Bahçecik sınırındaki Bardizag köyünde doğan Zabelle Panosian’ın, Columbia’nın etnik müzik serisi altında on kaydına ulaşır. Nagoski, bu on kayıttan biri olan Groung – Turna’yı ilk dinleyişini şöyle anlatıyor:

Bu kaydın benim için çok önemli bir yeri var. İlk duyduğumda bu kadar güzel olmasına inanamadım. Sonrasında ise daha önce kimsenin bunu bilmiyor olmasına inanamadım. Bu kadar güzel bir şeyin bu kadar uzun süre tamamen unutulmuş kalması bana çok garip geldi ve bu kaydın sahibiyle ilgili bulabildiğim her şeyi öğrenmeyi kafaya taktım.[3]

Ne var ki Zabelle Panosian’a dair bulunabilen kaynaklar sınırlı. Zabelle’in 1906 yılında ailesiyle ABD’ye göçtüğü, 19 yaşındayken fotoğrafçı Aram Sarkis Panosian ile evlendiği, çiftin üç çocuğunun olduğu ve 1920’ye kadar Boston’da yaşadıkları biliniyor. Boston’da yaşadığı süre boyunca Zabelle, Boston Operası’nda koro üyesi olarak şarkı söyler ve ünlü tenor Armeneg Chah Muradyan ile Amerika’yı dolaşarak soykırımdan hayatta kalan göçmen Ermeniler için düzenlenen yardım konserlerinde sahne alır.

1917-1918 yılları arasında Columbia’nın Broadway stüdyolarında on iki parça kaydetmesinin ardından, Zabelle Panosian ismi taş plakların tekrar gün yüzüne çıkacağı 2010’lara dek belleklerden silinir. Zabelle Panosian’ın hayattaki tek akrabası, büyük büyük teyzesinin profesyonel bir müzisyen olduğunu 2015 yılında Armenian Weekly gazetesinde Nagoski’nin Zabelle hakkında kaleme aldığı yazı vesilesiyle öğrenir. O güne kadar Zabelle ile ilgili hatırladığı tek şey, aile içinde çok az konuşan ve biraz geçimsiz biri olarak bilindiğidir.

Kayıtlarının tekrar yayımlanması ile Zabelle’in sesinin peşine düşen araştırmacılar, pasaport başvuru kayıtlarına ulaşır. Zabelle’in 1920 yılında küçük kızıyla Amerika’dan ayrıldığını, eğitim için Fransa’ya, kardeşini ziyaret etmek için İtalya’ya, kayıp akrabalarını bulmak için İngiltere ve Mısır’a seyahat ettiğini ve Avrupa’da bulunduğu süre boyunca “Zabelle Aram” ismini kullanarak pek çok şehirde opera söylediğini ve oldukça ünlendiğini öğrenirler. Hatta bu dönemde İstanbullu feminist yazar Hayganuş Mark’ın editörlüğünü yaptığı Hay Gin dergisinde, Zabelle Aram ismiyle bir foto-profili yayımlanır. Zabelle, 1924’te New York’a döner. Bu tarihten sonrası ise hâlâ bir bilinmez, en azından şimdilik.

Zabelle’in Broadway’deki Columbia stüdyosunda şarkılarını kaydetmeye başladığı 1917 yılının Nisan ayında, ABD Almanya’ya savaş ilan eder ve Almanya’nın müttefiki olarak Osmanlı Devleti ABD ile diplomatik ilişkilerini koparır. Zabelle, altı eserin farklı yorumlarından oluşan toplamda on iki kaydını Amerika’daki Ermeni toplumunun okyanus ötesindeki sevdiklerinden haber almalarının neredeyse imkansızlaştığı bu dönemde yapar. O sene aynı stüdyoda Kemani Minas Efendi’nin Karshouda Kurd Evlery ve Karekin Proodian’ın Chifta Telly Canto single’larıyla beraber Panosian’ın altı eseri kaydedilir. Bu altı eserden dördü besteci ve müzikolog Gomidas’ın bestelediği ağıtlardır. Biri kutsama duasıdır. Sonuncusu ise Groung’dur:

Turna kuşu nerden gelirsin

Sesine kurban olayım

Turna kuşu yurdumdan haber getirdin mi

Hemen gitme, elbet sürüne yetişirsin

 

Bu kayıttaki Groung ya da Kruunk’un kaynağı ile ilgili farklı görüşler mevcut. İhtimallerden biri bunun az bilinen bir Gomidas bestesi olduğu bir diğeri ise Erzincan’ın Eğin köyünden derlenmiş anonim bir türkü olabileceği. Eserin kaynağı ne olursa olsun görüş bildiren herkesin ortaklaştığı nokta ise Zabelle’in tamamen kendisine özgü, benzersiz yorumu.

Groung’un 2013 yılında yeniden yayımlanmasının ardından, Columbia Records tarafından farklı bir versiyonunun daha basıldığı keşfedilir. Aynı katalog numarasıyla ve aynı etiketle basılan bu kayıtlarından birinde, Panosian’a eşlik eden bir kuş sesi vardır. Ian Nagoski, kuş sesi dışında birbirinin neredeyse aynısı olan bu iki versiyon arasından, 1917’de yayınlanan ilk versiyonun orijinal kaydının tekrar tekrar çoğaltılmaktan harap olduğunu ve bu yüzden Zabelle’in stüdyodaki denemelerinden bir diğerinin yeniden basıldığını düşünür:

Ki bunun güçlü bir varsayım olduğuna inanıyorum, çünkü sonra bu plağın zamanında inanılmaz sattığını ve çok çok büyük bir hit olduğunu öğrendim. İlk defa yayınlandığı 1917 yılından Columbia’nın Ermenice plak yayınlamayı durdurduğu 1931 yılına dek devamlı baskısı yapılmış. Yani Büyük Buhran’a kadar bu plak hep satışta olmuş. Bu da aşağı yukarı şu anlama geliyor: Gramofonu olan – hatta belki de olmayan- her Ermeni evinde bu plak bulunuyordu.    

Etnomüzikolog Sylvia Alajaji’ya göre, Amerika’daki Ermeni diasporası için müzik, Osmanlı coğrafyasından göçmüş diğer gruplarla bağ kurmaları için olduğu kadar, diasporanın kendi kimliğini oluşturma sürecinde de kritik bir öneme sahipti. Özellikle Gomidas’ın Ermeni Soykırımı esnasında gördüğü işkencelerin ardından Paris’te bir psikiyatri kliniğinde son bulan sürgün hayatı ve oluşturduğu müzik külliyatı, diaspora Ermenilerinin evle bağını, hayatta kalma, yerinden edilme ve başka bir diyarı yurt edinme sancılarını ete kemiğe büründürmüştü.

Ve belki de aynı sancılar, yaklaşık yüz yıl arşivin karanlığında kalan Zabelle Panosian’ın sesiyle göçmen turnalara anlatılmıştı.

[1] Sylvia Alajaji. 2015. Music and the Armenian Diaspora: Searching for Home in Exile. Indiana University Press

[2] https://canary-records.bandcamp.com/album/to-what-strange-place-the-music-of-the-ottoman-american-diaspora-1916-30

[3] Nagoski ile Ottoman History Podcast tarafından yapılan röportajdan https://soundcloud.com/ottoman-history-podcast/american-music-of-the-ottoman-diaspora-ian-nagoski

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.