Türkiye’de ikinci dalga feminizmin çok amaçlı ilk örgütlenmesi olan Kadın Çevresi uzun bir hazırlık sürecinden sonra 8 Mart 1984 tarihinde faaliyetlerine başlamayı hedefliyordu. 8 Mart 1984’te Kadın Çevresi açılışını ilan edecek noktaya geldi gerçekten. 18 Mart 1984 tarihinde Kadın Çevresi’nin kuruluşu ilk kez basında yer aldı. Kadın Çevresi yasal kuruluş sürecini ise 27 Mart 1984 tarihinde tamamladı.

20-23 Nisan 1982 tarihlerinde gerçekleştirilen Yazko Kadın Sorunları Sempozyumu feministlerin dışa açıldıkları ilk örgütlü çalışmalarıydı. 4 Şubat 1983 – 5 Ağustos 1983 tarihleri arasında feminist fikirlerin kamusallaştırıldığı Somut’un 4. Sayfa’sı ise feministlerin ilk örgütlü süreli yayın deneyimiydi.

Feminist bir potansiyelin açığa çıkmasına katkıda bulunan, feminizmi büyüten ve Türkiye feminist hareketinin tarihinde önemli yer tutan bu iki çalışma sürerken feminist kadınlar bir yandan da kendi bağımsız kanallarını nasıl oluşturacaklarını tartışıyorlardı. Bu tartışmaların sonunda 1984 yılında Kadın Çevresi A.Ş. kuruldu.

Üç beş kadın, sonra otuz kadın, büyük grup, sonra yine beş on kişilik küçük gruplar ve üç yıl önce başlayan tanışma süreci. ‘kadın açısını tanıtmak, yaygınlaştırmak için önce yayın mı, kendimizi dönüştürmek mi?’ tartışmaları, haftalık bir sayfayı doldurma, koruma çabaları ve kendi yayınevimiz: Kadın Çevresi[1]

Kadın Çevresi’nin oluşum sürecinde feministler olmasına rağmen feminizm adı kullanılmadın feminist bir perspektifle “ev içinde ve dışında, ücretli ve ücretsiz çalışan kadınlar için…” faaliyet amaçlandı.

12 Eylül hukuku dolayısıyla dernek, komite vb. kurmak oldukça zorlaştığından örgütlenme formu olarak şirket seçildi. Şirket hem toplantı yapmaya hem yayın basmaya imkan tanıyordu. Kadın Çevresi onlarca feminist kadınla kuruldu. Ama yasal başvuruyu beş kadın yaptı. Kadın Çevresi kurucularından evli olanlar o zamanki Medeni Kanun gereği kocalarından tasdikli izin belgeleri almak zorunda kaldılar.

İlk faaliyet olarak, kadınlar kitaplarını bir araya getiren bir kitaplık oluşturdular. Kadın Çevresi’nin ilk mekânı Kadın Çevresi kurucularından Nurser Öztunalı’nın Beşiktaş’taki mimarlık ofisinin 15 metrekarelik bir odasıydı. Kadın Çevresi’nın yasal formatı olan anonim şirket iç işleyiş açısından önemli değildi. Geniş katılımlı toplantılarda nasıl bir yapı ile faaliyetlerin sürdürüleceği uzun uzun tartışıldı. Örgütlenmede rotasyon temel şart olarak belirlendi. İki yılda bir değişecek yönetim, yönetim/yayın kurulu toplantılarının herkese açık olması, eski-yeni ayrımı olmaksızın herkesin eşit söz hakkının olması ilkeleri baştan belirlendi.

“Ve demokrasinin ‘zor meslek’ olduğu, karar vermeden iş yapılamadığı, iş bölümünün şeytan icadı olmadığı gibi gerçekleri öğrenmek zorunluluğu. Ama yine de, Demokratik bir işleyiş aramada direnmemiz.”[2]

Kadın Çevresi kurucuları ilk çağrılarında kadınları Beşiktaş’taki merkeze çağırırken kadınların yasal haklarına kendilerinin sahip çıkmasını kolaylaştırmak için hukuk danışmanlığı kurduklarını da duyurdular. Sağlık danışmanlığı oluşturmak da hedefleniyordu.

“Kadın Dostlara” başlıklı çağrı metninde kadınlardan, dilerlerse hisse satın alıp ortaklığa, dilerlerse de emek ve coşkularıyla katılmaları istendi:

Biz, yalnızca kadın olmaktan kaynaklanan sorunlara kadın açısından yaklaşımı savunan bir grup kadın, kendi yayıncılık hizmet ve danışmanlık ortaklığımızı kurmaya karar verdik. Ve bunu 27 Mart 1984 tarihinde bir anonim şirket biçiminde gerçekleştirdik. Şimdi sizi de aramızda görmek istediğimiz için kuruluş amaç ve nedenlerimizi biraz açmak istiyoruz.

Bu yayınevi yalnız kadınların emeği ile ve kadınlar için yayın ve hizmet amacı güdüyor. Kitapların seçiminden, okurlara ulaştırılması aşamasına kadar amacımız yalnız ‘kadın açısını’ savunan yayın yapmak değil bu yayınlar etrafında başlatılacak tartışmalarla kadınlar (ve erkekler) arasında yeni bir tür iletişimi de sağlamak. Bunu yayınlarımız çerçevesinde düzenleyeceğimiz panel, açık oturum, sergi, konferans vs. ile gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Böylelikle okurlara ulaşmanın ötesinde okurların tepkilerinin de bize ulaşmasını ve yayın politikamızın bu biçimde birlikte oluşturulmasını amaçlıyoruz. 

Yapacağımız yayın ve toplantılarda, kadınların deneylerini, sorgulamalarını, oluşturdukları kavramları, buldukları dayanışma ve mücadele yollarını tanıtmak; özellikle de kadının Türkiye’deki durumunu araştırmak ve el kitaplarıyla danışmanlık hizmetlerine yaygınlık kazandırmak istiyoruz.”

1985 sonbaharında kurulan Kadın Çevresi Kitap Kulübü, altmış-yetmiş kadına ulaşan toplantılarıyla feminist tartışmalar örgütledi. Bu toplantılarda kürtaj, anne-kız ilişkileri, kadın cinselliği, kadın emeği, feminizm gibi kimi tanıklıklara dayanan kimi teorik çeşitli konular tartışıldı.

Kadın Çevresi, yayınlarını iki dizi olarak çıkarmaya karar verdi. Kadın açısından kadınlar hakkında yazılmış kitaplar “Kadın Sözü” dizisinde yer alacaktı. Bu dizinin ilk kitabı, Şirin Tekeli’nin çevirisiyle Andrée Michel’in Feminizm kitabı oldu. “Söz kadınların” dizisinde ise kadınların kendilerini anlattığı kitaplara yer verilecekti. Bu dizinin ilk kitabı Lee Comer’in Evlilik Mahkûmları’ydı.

1982 yılında çalışmalarına başlayan Gülseli İnal, Gülnur Savran, Şirin Tekeli, Feraye Tınç, Şule Torun, Yaprak Zihnioğlu’ndan oluşan çeviri grubunun ilk ve tek çevirdiği kitap olan Juliet Mitchell’in Kadınlık Durumu, 1986 yılında Kadın Çevresi tarafından yayınlandı. Kitabın önsözünde çeviri grubunun tarihine ilişkin, grupta yer alanların “yuvarlak masa” tartışması da yer alıyordu.

Simone de Beauvoir’ın Ben Bir Feministim ile Dayağa Karşı Kampanya kolektifi tarafından hazırlanan Bağır Herkes Duysun kitapları Kadın Çevresi tarafından yayınlanan son kitaplar oldu. 1987-1990 yılları arasında yayınlanan Feminist dergisi de Kadın Çevresi yayını olarak çıkarıldı.

1990 yılına gelindiğinde resmi olarak kapanan Kadın Çevresi’nin kuruluş süreciyle ilgili canlı tanıklıkların aktarıldığı, Pazartesi dergisinde Stella Ovadia ile yapılan söyleşi ile Gülser Kayır Öztunalı’nın Nurser Öztunalı’nın notlarından da yararlanarak hazırladığı ve Feminist Politika dergisinin 11.sayısında yayınlanan yazısını okuduğumuzda Kadın Çevresi’nin feminist tarihimizdeki önemini bir kez daha anlıyoruz.

[1] Feminizm, Andrée Michel, Kadın Çevresi yayınları, s.7 Başlarken.

[2] Feminizm, Andrée Michel, Kadın Çevresi yayınları, s.8 Başlarken.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.