Angela Davis, 1944 yılında siyahlara dönük ayrımcılığın çok yüksek olduğu Alabama eyaletinin Birmingham kentinde doğdu. Davis’in büyüdüğü bölge Dynamite Hill (Dinamit Tepesi) olarak anılıyordu çünkü 1950 yılında beyazların üstünlüğünü savunan Ku Klux Klan üyeleri buraya yerleşen orta sınıftan siyahları bölgeden sürmek için siyahların evlerini bombalamıştı.

Davis, siyahlara dönük ayrımcılığa karşı Marthin Luther King, Malcolm X gibi liderlerin öncülüğünde sivil haklar hareketinin ve Vietnam savaşına karşı öğrenci hareketinin yükseldiği 1960’lı yılların başlarında önce Fransa’da sonra Almanya’da ünlü Frankfurt Okulu’nda okudu. Lisansına Fransızca başlayan Davis, en büyük ilgisinin felsefe olduğunu fark etti. Özellikle Marcuse’un fikirleriyle ilgileniyordu. Brandeis Üniversitesi’nde Herbert Marcuse’dan ders aldı ve onun aracılığı ile felsefe ve sosyoloji okumak üzere 1965 Eylül’ünde Frankfurt /Almanya’ya gitti. Diğer hocaların yanısıra Adorno ve Horkheimer’ın derslerine katıldı. Frankfurt’ta Vietnam savaşına karşı gösterilerde aktif rol aldı. Davis, Herbert Marcuse ile birlikte Kaliforniya Üniversitesi, San Diego’ya gitti ve 1968 yılında tahsilini tamamladı.

Amerika’ya döndükten sonra, Student Nonviolent Coordinating Committee’ye (SNCC) katıldı ve kısa bir süre sonra Black Panther Party üyesi oldu. 1968 Haziran’ında ABD Komünist Partisi siyahlar hücresi Che-Lumumba-Club’a üye olarak katıldı. Davis; ırkçılık ve cinsiyetçilik ile kapitalizmi birbirine bağlayan bir komünist, feminist ve sivil haklar aktivistiydi. Davis, ABD kapitalizmini doğrudan hedefe oturtuyordu: “Siyah insanların kurtuluşunun tek gerçek yolu bu ülkedeki kapitalist sınıfın toptan ve nihai olarak devrilmesini sağlayabilecek yoldur”.

Doçent olarak işe ancak mahkeme kararı ile başlayabildi; fakat komünist parti üyesi olduğu açığa çıkınca, 1970 yılında işten atıldı. Parti üyeliği SNCC’de de sorun olunca, oradan da ayrıldı.  Davis’in işten atılması için Reagan’ın 1969 yılında başlattığı girişimler öğrencilerin yoğun tepkisiyle karşılandı.

Kısa bir süre içinde devlet, Kara Panterler’e karşı ağır bir saldırı başlattı. Kara Panterler’in önde gelen 20 üyesi 18 ay içinde öldürülürken, örgütün kurucuları hapse atıldı. 1971 yılında George Jackson da Soledad Hapishanesi’ndeki bir ayaklanma sırasında öldürüldü. George’un kardeşi Jonathan Jackson’ın bir mahkeme salonunu silahla basarak, Soledad’daki iki mahkûmun serbest bırakılması talebiyle rehineler alması Davis’i tüm dünyanın gündemine taşıdı. Hükümet, silahları Angela Davis’in temin ettiğini söylüyordu. FBI, Angela Davis’i “ABD’nin aranan 10 tehlikeli suçlusu” listesine yerleştirdi. 13 Ekim 1970’te tutuklanan Davis, idamla yargılandı. 18 ay cezaevinde kalırken dünyanın dört bir yanında Angela Davis’le dayanışma kampanyaları düzenlendi. New York’ta, siyah yazarlar Angela Davis’in Savunmasında Siyahlar adlı bir komite kurdular. Şubat 1971’e kadar Amerika Birleşik Devletleri’nde 200’den fazla ve yabancı ülkelerde 67’den fazla yerel komite Davis’i hapishaneden kurtarmak için çalıştı. John Lennon ve Yoko Ono bu kampanyaya Angela şarkısıyla katkıda bulundular. 1972’de, 16 aylık bir hapislikten sonra, eyalet hapishanesinden kefaletle serbest bırakılmasına izin verildi. 23 Şubat 1972’de Fresno, California’dan bir süt çiftçisi olan Rodger McAfee, zengin bir işletme sahibi olan Steve Sparacino’nun yardımıyla 100.000 dolarlık kefalet ödedi. Birleşik Presbiteryen Kilisesi onun yasal savunma giderlerinin bir kısmını ödedi. Yer değişikliği için savunma talebi kabul edildi ve duruşma Santa Clara ilçesine taşındı. 4 Haziran 1972’de, 13 saatlik tartışmalardan sonra, tamamen beyazlardan oluşan jüri suçsuz olduğuna dair bir karar verdi. Suçta kullanılan silahların kendisine ait olduğu gerçeği, komplodaki rolünü ortaya koymak için yetersiz kaldı. 1972 yılında Davis tüm suçlamalardan beraat ederek tahliye edildi. Şubat 1995’te 1991’den beri ders verdiği Kaliforniya Üniversitesi’nin bir kürsüsünün başına getirildi. Hâlen savaşa, ırkçılığa ve cinsiyetçiliğe karşı hareketlerin önde gelen bir ismi olmayı sürdürüyor. Son yıllardaki en dikkat çeken ve saygı gören çalışması Hapishaneler – Endüstriyel Kompleks’tir. Bu çalışmasında Davis, Amerika’daki cinsiyet, ırk ve sınıflara yapılan baskıların uluslararası boyutunu ele almıştır. Amerika’nın “en tanınmış siyasi tutuklusu”, insan hakları aktivisti, filozof, yazar Angela Davis, Ferguson’da silahsız olduğu halde polis kurşununa hedef olan siyah genç Michael Brown’un katledilmesinin ardından başlayan olayları şöyle yorumluyordu: “Sermayenin eğitim, iş yaratma, konut edindirme gibi alanlardan hızla çekildiğini ve hapishane kompleksleri gibi daha kârlı gördüğü alanlara yatırım yaptığını görüyoruz. Yoksul ve güçsüz bırakılmış toplulukların suça teşvik edilmesi üzerinden yaratılan bir rant makinesi söz konusu. Bu sayede dünyadaki tüm hapishaneler dolduruluyor. Bu, ırkçı şiddetle bu rant makinesinin arasındaki doğrudan ilişkinin idrakiyle ilgili bir uyanış ve biz işte buna karşı mücadele ediyoruz.”

Angela Davis Kaliforniya Üniversitesi, Santa Cruz’da profesör olarak çalışmaktadır. Ayrıca “ölüm cezasına hayır” kampanyasının da sözcülüğünü yapmaktadır.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.